Bir Almanya anısı

AYI CELAL’İN, Topuz’un, Engin Çağlar’ın” Çağlan Övet” Ali Kayral’ın, veMayk Yanal’ın Hildesheimde olduklarını biliyordum.


Ağabey ime benim Hildesheim de arkadaşlarım var buraya 30 km. mesafede gidip şunları bulalım dedim. Oda bana cevap olarak burası İstanbul’un bir semt’inde adam aramaya benzemez, burası Almanya adres yok bir iz yok nasıl bulacaksın arkadaşlarını, benim arkadaşlarım kendilerini etrafa tanıtırlar sen merak etme gidip bir bakalım, bulursak ne ala bulamasak Hildesheim’i görmüş oluruz olur biter.( Galiba o zamanlar Hildesheim 40- 50 bin nüfus’ lu bir yer)30 km yolu birkaç vasıta ile oto stop yaparak Hildesheim’e vasıl olduk.


O zamanlar Almanya da çalışan yabancı işçilerin, Pazar günü buluşma adresleri belli(Bahnhof) Yani tren istasyonu, Her neyse istasyonda ben kafama göre arkadaşlarımı tanıyacak adam arıyorum ama işim zor biliyorum. Yunanlı, Yugoslav, Cezayir’li, İtalyan, İspanyol İşçilerde var. Neticede ben bütün bu insanların arasından, yakalarında “Türk rozeti eksik olan lacivertler içinde iki Türk teşhis ettim.” Kendilerine Türkçe olarak şöyle sordum, kardeş bir arkadaşımı arıyorum, adı Celalettin Muhtar Turşucu ama biz kendisine ”AYI CELAL” deriz acaba tanıyor musunuz? Yok, tanımı yoz kardeş dediler, bende daha evvel fark etmiştim yanlış kişilere yanlış bir şey sorduğumu, tabi bu arada ağabeyim beni izliyor ve gülüyordu. Ama Tanrı çok büyük sevgili dostlar, karsıdan benim yaşlarımda gelen bir Türk’ü fark ettim ve kendisine bir dakika kardeş dedikten sonra, buyur kardeş diye bir cevap aldım. Aynı soruyu ona yöneltim verdiği cevap çok enteresandı, tanımaz olur muyum ağabey VİCTORİA STR. EİNS buyur gidelim dedi ve bir taksi çağırdı ağabeyim hayretler içinde bakakaldı kendisini zorla taksiye bindirdik.


Sokağa girdikten sonra bizim Kadıköy’ümüzde kullandığımız ıslığımızı çaldım sokakta 5 evden pencere açıldı aynı ıslıkla cevap geldi. Ağabeyim ve Semih ağabeyin şaşkınlıktan ağızları açık kaldığını bugün gibi hatırlarım. 1 AYI CELAL. 2. TOPUZ KİP 3.ENGİN ÇAĞLAR ( ÇAĞLAN ÖVET ) 4.ALİ KAYRAL KİP 5.MAYK YENAL sokak çoktan Türklerin hâkimiyetine girmişti. Kapılar kilitlenmiyordu.


Ayı Celal’de Ayı Ömer gibi kumarbazdı, daha da tehlikelisi artık evi öğrenmiştik hafta sonları Muhakkak gelin diye çağıyordu, bir hafta sonu gittiğimizde bizi zorla Poker’e oturttu kaybeden yine kendisi oldu. Ben, ağabeyim, Semih ağabey, Ayı Celal kaybedince bırakalım diye ısrar ettik, bin marklık bir çek çıkardı bunu bozun oynayalım, siz alın yoksa gidip Yunanlılara vereceğim dediyse de biz oynamadık. Ertesi hafta gittiğimizde, Ayının ilk söylediği şey bin marklık çeki siz almadınız, bende gittim Yunanlılara kaybettim,  siz nasıl Müslümansınız oldu. Ayıların ikisi ve Ali Kayral rahmetli oldu, Allah üçüne de rahmet eylesin. Nur içinde yatsınlar.


Galiba 1961 senesinde Muş-Tatvan demiryolu inşaatında çalışırken, 308 diye adlandırdığımız bir şantiyemiz vardı. Bize Yağ, Yumurta, Bal, getiren köylü, kucağında küçük bir Ayı yavrusuyla geldi. Herhalde bir iki aylıktı, bu ayı bizim maskotumuz oldu, ben isimlerinin önünde Ayı olan arkadaşlarıma hep söylerdim benim küçük bir Ayım vardı diye, dört beş ay baktıktan sonra artık palazlanmaya başlamıştı, onu bir gün jeep’in arkasına attım, ormana ait olduğunu söyleyerek gözüm yaşlı veda ettiğimde, onunda gözündeki yaşları fark ettiğimi hiç unutamadım. Bizim çocukluğumuzda pek oyuncağımız olmadı. Nasıl olsun ki,  Nüfus kâğıdımızda Ekmek ve Şeker karnesi almıştır gibi mühürler vardı.  Ama daha sonra Canlı bir Ayım ve isimlerinin önünde “AYI” lakabı olan dostlarım oldu. Sizlerinde lakabı ayı olan dostlarınız olmuştur. Hoşça kalın, Dostça kalın Sağlıklı ve Huzurlu Kalın. Saygılarımla


____________


Bir not: 1960’ların sonu itibariyle kurduğu büyük orkestralarla İstanbul’un gözde mekânlarının aranan ismi haline gelen Ali Kayral, 1988’de “Ali baba jazz bar”ı açarak Marmaris içmelerde yerleşti.Uzun yıllardır ağır kalp yetmezliği bulunan Kayral, ölene kadar kendi barında çalıp söylemeye devam etti. Oğlu Dost Kip’in hazırladığı “İsmet Sıral ve cms” konulu belgesel film için uzun bir söyleşi veren kayral’ın ömrü, bu filmi izlemeye yetmedi. Kayral’ın orkestralarında çalan müzisyenler arasında İsmet Sıral, Ayten Alpman, Erol Pekcan, Muvaffak Falay, Faruk Akel, Yalçın Ateş, Alâeddin Dal, Tuna Ötenel, Aydemir Mete, Oğuz Durukan gibi pek çok değerli isim bulunuyordu. Ali Kayral, evli ve 2 çocuk babasıydı. 2003

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.