Bir arada yaşamayı savunmak…

Trabzon’da bir başka gerçeklik yaşanıyordu, ellerini sıkmış yumruk atan insanlar vardı, bir avuç insana. Yine kıyım yine kavga Trabzon’da sahneleniyordu.


Kaç kere olmuştu Trabzon’da bu linç girişimleri, neden tekrarlanıyordu? Linç girişimleri Türkiye’nin değişik beldelerinde hayat bulmaya devam ediyor, çünkü linç girişimde bulunanlar ceza almıyor. Türk Tabipler Birliği Trabzon yöneticisi bu linç girişimin destekliyordu, doktor unvanını kullanarak. Vatanın birliği ve bütünlüğü için her türlü eylem mubahtır.


Peki, bu linç girişimine uğrayanlar ne istiyor, ne yapıyorlar? Ellerinde bir basın bildirisi ve onu halka okuyorlar. Ellerinde birer meşale olan çağdaş Diyojen’di belki onlar. Kaç kişi dinledi, ne dediklerini?


Hiç dinlemeden vatan aşkı adına saldırıp, linç ediliyor! Bu ülkenin güvenlik elemanları ise, nasıl olsa savcı serbest bırakıyor diyerek olaya pek müdahil olmak istemiyorlar. İzleyici konuma düşürülmüş, kolluk kuvvetleri!


İstanbul’da binlerce insan ortak yaşam mümkündür, yeter ki isteyelim diyerek bir yürüyüş yaptığı sıralarda, Trabzon’da linç girişimi geçekleştiriliyordu.


Ülkenin insanlarının bir bölümü ortak yaşamaktan, birlikte üretmekten, birlikte barış içinde yaşamak taraftarı iken, öteki tarafta linç kültürünü büyüten, geliştiren bir anlayış hakim, vatan millet diyerek. Vatanın birliği için linç yapanlar, acaba hiç düşünmezler mi, esas bölücü ve parçalayıcı kendileri olduğunu. Günlük yaşamın stresini ortadan kaldırmak için her an kavgaya hazır ve tetikte dolaşmak bu ülkenin geleceğine ne gibi katkı sunar? Hoşgörü ve anlayışın yerleşmesi gerek topraklara kan davasını teşvik etmek ne kadar doğrudur.


Linç kültürü Bizans’tan beri bu topraklarda vardır?


Çağdaş demokrat ve laik bir topluk olacaksak eğer, geçmişten günümüze gelen bu linç kültürü terk edilmelidir. Linç girişimi yapmaya girişen her bir birey hukuk önünde cezalandırılmalı ve bir daha yapacaklara ders verecek şekilde cezalarını çekmelidirler. Yoksa yakın bir zaman içinde başka linç girişimlerine kapı açık bırakılmış olur.


O halde kendisine doktorum diyenler gerçek görevlerinin başına dönmeli ve yaşamı savunamaya devam etmeliler. Kendisine gerçekten hukuk adamı diyenler, gerçek görevlerinin başına dönmeli ve çağdaş, medeni, laik ve de evrensel kuralların geçerli olduğu hukuk kurallarını işletmelilerdir. Kolluk görevlileri birer izleyici olmaktan kurtarılmalı, daha müdahil ve kendilerine verilen görevleri layığı ile yerine getiren birer kurum haline dönderilmelidir.


Biraz daha duyarlılık gösterilmeli ve yaşamı savunanların yanında yer alınmalıdır.



www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.sitemynet.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven − four =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.