BİR ARKADAŞIN HİKAYESİ

FATMA YÜKSEL / LONDRA – Her hikayenin bir kahramanı vardır. Başrol oyuncusu olan filmler gibi. Bizim hikayemiz yazılmadan bittiği için başrolü kaptırdık. Figüran bile olamadık kendi hikayemiz de. Oysa ki ihtiyacımız olan tek ve yegane şey cesaretti, oda bizde yoktu.

Şimdi yazılmamış hikayemize göz atıp hayaller kurunca taşlar yerine oturmuyor, hep bir yerler de boşluk kalıyor. Ete kemiğe bürünemeyen bu hikayenin fragmanı var sadece, ne başı belli nede sonu. İçimiz de ukde kalan o boğazı düğüm düğüm edip bir türlü çözülemeyen karmaşanın sebebini sorgularken hayat akıp gider.

Günlük yaşam öyle yada böyle devam ederken, arada bir yoklar bizi bu duygu ve düşünceler. Anlatmak isteriz birine, paylaşıp yükümüzü hafifletmek isteriz belki de. İşte o anda bir arkadaşın hikayesi girer devreye. İliklerimize kadar işlemiş bu duyguyu, düşünceyi ve ağır yükü hayalimizde ki arkadaşa yükler, derin bir nefes alıp yükümüzü bir nebze hafifletmek için bir çırpıda anlatı veririz.

Anlatılan bir arkadaşın hikayesidir artık fazla detaylara giremeyiz, çünkü nerden bile biliriz ki bu kadar detayı, o acıyı yaşamadan nasıl dile getirebiliriz ki, olmaz buda işe yaramaz. Yine içimizde ki o yükün ağırlığı ile kaldığı yerden devam eder hayat. Bir sarmaşık çiçeğini andıran ve yıllarca içimiz de büyüttüğümüz özlem sardıkça sarar bütün duygu ve düşüncelerimizi, pes edip bu amansız duyguya yenik düştüğümüz an kontrolü kaybederiz.

Yaşam anlamını yitirmiştir gözümüz de, boş ve derin bakışlarla etrafımızı izlemeye koyuluruz. Etrafımıza yaydığımız bu enerji ve derin bakışlardan kim bilir kaç kişinin başı döner, o bakışın sebebi olmak isterler belki de, Gördüğümüz her yeni yüze derin derin bakıp hikayemizin hani o yazılmamış hikayemizin kahramanını ararız, bir benzerlik bir mimik yada ne bilim beynimizin oynadığı bir oyundur belki de, hiç bir benzerlik olmadığı halde neden yaparız ki bunu kendimize ve karşımızda ki insana, karşımızda ki insan bundan etkilenip üstüne alındı diye umursamaz tavırlar sergileriz.

Bencil ve umarsızdır artık bu kontrolden çıkmış bizi esir almış büyülü his. Arada bir kendine gel ne yapıyorsun der zihnimiz, irkilip kendimize geliriz. Toparlanmak ve içinde bulunduğumuz koşullara şükürler edip yaşama kaldığı yerden devam etmek için var gücümüzle çalışıp beynimizi kemiren bu amansız ızdırabı bastırmak için enerji harcarız.

Kısır döngü haline gelen bu gel gitler, günlük yaşam dahil ilişkilerimizi de olumsuz yönden etkiler. Kararsızsın damgası yeriz, bir iç çekip kararsız değilim de kontrol edemediğim bir durum var, yazılmamış bir hikayem, o hikayenin tutulmamış yası ve bir ömür matemim var diyemeyiz. Saygılar. (Yazılarımın hepsi bana ait kopyalamak paylaşmak isteyen canlar lütfen önceden haber verin)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.