Bir dostun arkasından…

Bu hafta iktisat alanında yazı yazan hemen herkes sahneden kayan önemli bir yıldızdan söz etmeden duramaz. Kayan yıldız, genç yaşta kaybetmiş olduğumuz Prof. Dr. Türkel Minibaş’tır. Bugün, Türkel dostumuz hakkında birşeyler yazarak, bu dostumuzu hem ilgili çevrelere farklı yönleri ile tanıtmaya, hem de içimizde hissettiğimiz derin acıyı bir nebze de olsa hafifletmeye çalışacağım.

Türkel, bir anlamda iktisat alanında Pavarotti idi. Ne yapmıştı Pavarotti, şöyle bir hatırlayalım. Pavarotti, halklardan oldukça kopuk olan opera parçalarını halklar düzeyine indirgemiş ve onlara sevdirmiştir. Bu yönü ile Pavarotti, opera ustaları ile halklar arasında köprü oluşturmuş ve halkların ufkunu ve kültür alanını genişletmiştir. İşte Türkel hocamız da, Pavarotti gibi, üniversitede halklardan kopuk bilgileri halklara indirgedi. Bazı borsa işlemleri ve döviz spekülâsyonu ile iktisatla haşır neşir olduğunu zannettiği halka, gerçek çıkarının ne olduğunu, bu yönde nasıl düşünmesi gerektiğini anlatmaya çalışmıştır.
 Ancak, Türkel’in Pavarotti’den çok farklı bir yönü  vardı. Pavarotti yazılmış opera parçalarını belki biraz farklı yorumlayarak, onları halklara sevdirdi. Türkel Hoca, Pavarotti’den farklı olarak, üniversitede bilgi oluşturma aşamasında duruma müdahale ederek, halkın çıkarlarına çare olabilecek alanlar üzerinde çalıştı. Örneğin, Türkel Hoca, kadın hakları, cinsel ayırımcılık, çocuk yaşamı  vs gibi genelde sıkça ele alınmayan alanlara uzandı ve bu alanlarda oluşturduğu bilgileri halkın sorunlarını anlamada ve anlatmada ustaca kullanarak, Pavarotti’den fersah fersah öne geçmiştir. Üniversitede oluşan bilgilerin halktan uzak ve kopuk sırçalı köşkte kalmaları halinde halklara bir yararı olmadığı gibi, “bilge insan” görüntüsünde bu bilgileri halkın sorunlarının çözümünde kullanılmaması de hem halka hem de üniversiteye kötülüktür. İşte Türkel Hoca bilgi üretmenin amacını ve üretilen bilgilerin nerede nasıl kullanılacağını çok basiretli bir şekilde saptamış ve ilkelerini sonuna dek uygulamış bir halk dostu idi.

Türkel’in halka yönelik bilgi üretme ve bu bilgileri halka sunma çabaları da, kendisinin üniversiteye kapalı kalmadan, çok çeşitli medya ve sivil toplum kuruluşlarında yer alması ile sonutlanmıştır. Cumhuriyet gazetesindeki haftalık yazıları yanında, çeşitli panel ve konferanslarda cesaretle fikirlerini sergilemesi bunun canlı örnekleridir. Üniversite içinde de daima canlı ve hareketli bir tavır sergileyen hoca, tiyatro toplulukları vb gibi çok çeşitli faaliyet alanlarında boy göstermiştir.

Üniversitede oluşturulan bilgilerin halkların yanında oluşturulması ve halkların sorunlarının çözümünde kullanılması, sermayenin üniversite üzerindeki baskıcı hakimiyeti nedeniyle dışarıdan görüldüğü kadar kolay bir uğraş değildir. Üniversite, sermayenin hakimiyeti altında sermaye ideolojisinin üretildiği ve topluma yayıldığı ideolojik bir üst-yapı kurumudur. Bu itibarla, üniversitede üretilen bilgilerin sermaye yanlı olmasının olasılığı tartışılmayacak derecede büyüktür. Bu nedenledir ki, TÜSİAD üniversiteler hakkında raporlar hazırlamakta, YÖK denen bir kuruluş üniversiteler üzerinde baskı oluşturmakta ve üniversitelerde seçimin yerini atama almaktadır. Rastlantısal olmayan böylesi baskılı ortamda Türkel gibi halkın yanında bilgi üretmek ve üretilen bilgileri cesurca panel ve konferanslarda savunmak her kişinin yapabileceği bir şey değildir. Nitekim, medyada boy göstererek, günümüz emperyalist politikası olan küreselleşmeyi bir çağdaş medeniyet açılımı olarak sunan, IMF politikalarını Türkiye’nin kurutuluş reçetesi olarak halklara tanıtan sermaye sözcüleri yanında, Türkel’in, sınırlı da olsa, medyada yer bulması, hocanın cesareti ve yürekliliği ile ilgilidir.

Türkel Hocamızı, bu nedenlerle kaybetmiş değiliz. Türkel Hoca biyolojik olarak ödü ve aramızdan ayrıldı, ancak onun belirlediği yol, yetiştirdiği öğrencileri ve hepimizin kalbinde oluşturduğu duygularla Türkel Hoca aramızda, bizden ayrılmadı ve daima aramızda kalacak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here