Bir elma ağacına yılda 15 kez zehir!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Elma üretiminde dünya 3. olan Türkiye, ihracatta 11. sırada yer aldı. Üretimdeki bilgi eksikliği en büyük sorunlardan biri. Bilinçsizlik yüzünden elma ağaçları yılda ortalama 15 kez tarımsal zehir uygulanıyor. ZMO’nun ‘Elma Raporu’, Türkiye’nin avantajlı olduğu elma üretiminde yapılması gerekenlere ışık tutuyor…
Dünya elma üretiminde 3. sırada bulunan Türkiye’deki elma ağacı sayısı 80 milyona ulaşırken, 2019 yılı elma ihracatı 250 bin tonun üzerine çıktı. Ancak üretimdeki sıralama ihracata yansımıyor. Türkiye üretimde 3. Olduğu elmanın ihracatında üretimde ilk 10 sırada bile yer almayan Belarus ve Moldova gibi ülkelerin ardından 11. Sırada yer aldı. Türkiye’de yetişen elmanın yüzde 20’sini Isparta tek başına üretirken Karaman, Niğde, Antalya, Konya ve Kayseri üretimde öne çıkan iller. Türkiye’nin elma üretimine ilişkin bir rapor yayınlayan Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), üretimde dünyada ilk sıralarda olduğumuz elmada bilgi eksikliği nedeniyle verim ve kalitede yetersiz kalındığı için yeterli üretim artışı ve ihracat sağlanamıyor. Dünya pazarında yer edilebilmek için pazarın taleplerine uygun ve yüksek kaliteli çeşitler üretmenin zorunlu olduğuna dikkat çekilen ZMO’nun ‘Elma Raporu’nda, iklim değişikliğinin bütün dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de etkilediği kaydedilerek, “Üretici birlikleri, kooperatifler oluşturularak ürünün değerlendirilme ve pazarlanması şansı arttırılmalıdır. Elma üretiminde yoğun ve bilinçsiz pestisit kullanımı yaygın bir sorundur. Yıllık ortalama ilaçlama sayısı 15`i bulmaktadır. Aşırı pestisit kullanımı direnç sorununu da birlikte getirmiş durumdadır. Elma üretiminde kimyasal mücadele alternatifi yöntemlerden biyolojik mücadele dâhil tüm yöntemlerin yaygınlaştırılması için çaba harcanmalıdır” görüşüne yer verildi.

Türkiye’nin elma üretimine ilişkin bir rapor yayınlayan Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), dünya üretiminde avantajlı olduğumu elmada bilinçsizliğin yeterli üretim ve ihracat şansını engellediğini ortaya koyuyor. ZMO’nun raporuna göre Türkiye’deki elma ağacı sayısı 80 milyon civarında. Bu ağaçların yaklaşık 15 milyonu ise henüz meyve vermeyen genç ağaçlardan oluşuyor. Türkiye neredeyse nüfusuna göre her kişiye bir elma ağacının düştüğü bu ağaç sayısı ile dünya elma üretiminde Çin ve ABD’nin ardından 3. sırada yer alıyor. Rapora göre 2017’deki dünyada üretilen 83 milyon ton elmanın yarısını tek başına Çin karşıladı. Aynı yıl Türkiye’deki elma üretim miktarı ise 3 milyon ton olarak gerçekleşti.

ELMA ÜRETİMİNDE ISPARTA İLK SIRADA

ZMO’nun raporunda yer alan bilgilere göre Türkiye’de en fazla elma üretimi yapılan il Isparta.2019 yılı verilerine göre 6 milyonun üzerinde elma ağacına sahip olan Isparta, 732 bin ton ile toplam elma  üretimin yüzde 20’sini karşıladı. Isparta ile birlikte Karaman, Niğde, Antalya, Kayseri ve Konya toplam üretimin yaklaşık yüzde 70’ini sağlıyor.

ELMA TÜRLERİNE ADLARINI VEREN AMASYA VE IĞDIR İLK 10’DA YOK

Yerel elma türlerine adını veren Amasya ve Iğdır gibi illerin üretimde ilk 10 sıraya girememesi dikkat çekerken yetiştiriciliği en fazla yapılan elma türü ise starking olarak belirlendi. Türkiye’deki toplam elma üretiminin yüzde 40’ı starking’ten oluşuyor. Türkiye’de 1961 yılında 283 bin ton olan elma üretimi günümüze kadar on iki kattan fazla artış göstermiş durumda. Ancak starking ve golden gibi türlere ağırlık verilmesi, günümüz dünya pazarından yeterince pay alınamamasına neden oluyor.

DÜNYA PAZARININ İSTEĞİNE UYGUN TÜRLER ÜRETMEK GEREKİYOR

ZMO’nun raporuna da yansıyan bu durum, Türkiye’nin elma üretiminde çözmesi gereken sorunlardan biri. Dünya pazarlarında yer edinebilmek için pazarın isteklerine uygun çeşitler ve yüksek kalitede pazarlanabilir ürün elde etmenin zorunlu olduğuna dikkat çekilen raporda, “Bugün dünya pazarına hâkim olan çeşitler; Fuji, Gala, Granny Smith, Scarlet Spur, Starkspur Golden Delicious, Starkrimson Delicious, Golden Reinders, Pink Lady, Modi vb. gibi çeşitlerdir. Modi gibi dünyanın kulüp elma çeşitlerinin sözleşmeli üretimi ile yurtdışına elma ihracatı arttırılabilir. Güncelliğini kaybetmiş eski ve küçük bahçelerin sökülerek ihracata yönelik yeni çeşit ve sistemlerle modernizasyonu ve yeni kurulacak bahçelerin ismine doğru, sertifikalı, spur çeşitlerle ve bodur ya da yarı bodur kopyalama anaçlarıyla kurulmasında yarar vardır. Bu bahçelerde dikim sistemlerinin, kültürel bakım işlemlerinin doğru ve kalıntı bırakmayacak şekilde uygulanması ve doğru zamanda hasat edilmesi gerekmektedir” görüşüne yer verildi.

TÜRKİYE’NİN EN FAZLA ELMA İHRACATI IRAK’A

Türkiye’nin 2019 yılındaki elma ihracatı 250 bin tonu aşarken bu ihracattan 90 milyon dolar gelir sağlandı. İhracatın önemli bir kısmı Irak’a yapılıyor. 2016-2017 yıllarındaki toplam elma ihracatının yaklaşık yüzde 65’i bu ülkeye gerçekleşti. Türkiye az da olsa elma ithal eden ülkeler arasında yer alıyor. Bazı yıllar bin tonu bulan elma ithalatı, 2019’da 280 ton düzeyinde kalırken bu ithalat karşılığında 193 bin dolar ödendi.

YILDA 15 KEZ YAPILAN İLAÇLAMA EN BÜYÜK SORUNLARDAN BİRİ

Elmada en çok görülen hastalık ve zararlıların ‘kara leke’ ve ‘iç kurdu’ olduğu bilgisine yer verilen raporda, yoğun ve bilinçsizce kullanılan pestisitlerin (tarımsal zehirler) de bir diğer yaygın sorun olduğu vurgulanarak, “Yıllık ortalama ilaçlama sayısı 15’i bulmaktadır. Aşırı pestisit kullanımı direnç sorununu da birlikte getirmiş durumdadır. Biyolojik mücadele temelli bütünleşik mücadele çalışmalarıyla elmanın ana zararlısı elma iç kurduna karşı çok başarılı sonuçlar alınmaktadır. Biyolojik mücadele temelli bütünleşik mücadele çalışmaları ile yıllık ilaçlama sayısı 15’den 8’e indirilmiştir. Elma üretiminde kimyasal mücadele alternatifi yöntemlerden biyolojik mücadele dâhil tüm yöntemlerin yaygınlaştırılması için çaba harcanmalıdır” denildi.

‘YERLİ ÇEŞİTLER YOK OLMADAN KORUNMALI’

Elma gibi önemli bir yumuşak çekirdekli meyve türünün dünya üretiminde ilk sıralarda yer almamıza rağmen bilgi noksanlığı nedeniyle verim ve kalitede yeterli bir üretim artışı ve ihracatın sağlanamadığının altı çizilen raporda, elma üretimindeki sorunlar ve çözüm önerileri ise şöyle sıralandı: “İklim değişikliği dünyada olduğu gibi ülkemizi de oldukça etkilemektedir. Bu nedenle, ortaya çıkacak biyotik ve abiyotik stres koşullarına dayanıklı, meyve kalitesi yüksek, depolama süresi oldukça uzun olan birçok yerli çeşidimizin yok olmadan koruma altına alınması ve ıslah çalışmalarında değerlendirilmesi gerekmektedir. Taze meyve satışımız en çok başta Rusya olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerine yapılmaktadır. Elmadaki rakibimiz Polonya olup, bu pazara girmek için Polonya’nın iklim ve hastalıklar nedeniyle yetiştiremediği ve dünya pazarının yüzde 60’ını oluşturan Granny Smith, Pink Lady, Fuji ve Red Delicious Grubu elma çeşitlerini yetiştirerek ihracat imkânı artırılabilir.

DEPOLAMA KAPASİTESİ YETERSİZ

Kaliteli meyve muhafazası için makineli soğutma ve kontrollü atmosfer depolarının sayıları ve kapasiteleri mutlaka arttırılmalıdır, şu an için ülkemizin Nevşehir’deki depolar dâhil 2-2.5 milyon tonluk bir kapasiteye sahip olduğunu ve sadece elma üretimimizin yaklaşık 3.5 milyon tonun üzerinde olduğunu varsayarsak en az 6 milyon tonluk bir kapasiteye çıkartılması ürünlerin değerlendirilmesi açısından son derece önemlidir. Kaliteli meyve üretimi ve yüksek verim için kapama ve modern bahçe tesisi, yönetimi ve hasat sonu muhafazası konusunda üreticiler, kamu ve özel sektör yayımcıları ve danışmanları, budama yapanlar ve depo sorumluları hizmet içi eğitim almalıdır.

KOOPERATİFLERLE PAZARLAMA ŞANSI ARTIRILABİLİR

Ülkemizde en fazla sorunlardan birine çözüm olarak ismine doğru, sertifikalı, virüsten ari materyal temin eden kamu ve özel sektör damızlık parsellerinin EPPO normlarına uygun olarak kurulmasıdır. Fidanlıklarda ismine doğru kalem damızlıklarının bulunmayışı nedeniyle Eşme adı altında üretilen farklı tiplerin meyveleri ile standardizasyonun sağlanamaması pazarlamada önemli bir sorun meydana getirmektedir. Üretimden tüketime soğuk zincir sistemi oluşturulmalı, ileri muhafaza tekniklerinin uygulanabildiği soğuk depoların kapasitesi artırılmalı ve yaygınlaştırılmalı ve üründe standardizasyon ve ambalajlama modernize edilmelidir. Üretici birlikleri, kooperatifler oluşturularak ürünün değerlendirilme ve pazarlanması şansı arttırılmalıdır. Üretim, depolama ve pazarlama aşamalarında girdi fiyatlarının yüksekliği nedeniyle rekabet şansının yükseltilebilmesi için kredi ve destek miktarları artırılmalıdır. İhracatta pazarlama kolaylığı ve iç tüketimde toplum sağlığı için üretimde sertifikalı modeller (organik tarım, İTU, Global GAP) yaygınlaştırılmalıdır. Kalıntı analiz laboratuarlarının sayısı ülke genelinde artırılmalıdır, coğrafik işaretleme, markalaşma, tanıtım vb. faaliyetlere önem verilmelidir.”

Önceki haberKanal’da Yürüyüş
Sonraki haberİNGİLTERE… Dedelerinin esir olduğu ülkeye kebapçı oldular
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.