Bir gün… gemiler… geçer…

Her doğum sancılıdır biraz ve evet doğduğun an yaşlanmaya başlarsın gözlerinde yaşlar.


Bir gün aniden büyürsün yahut büyüdüğünü zannedersin. Oysa ne kadar uzun bir yol vardır gideceğin, ne kadar çok şey vardır öğreneceğin. Tam şimdi anladım dediğin anda, hiçbir şey anlamadığını anlayıverirsin. Büyüdükçe dalarsın içinin kuytularına. Kimseler görmesin diye çıplaklığını, istakozlar gibi sıyırırsın kabuğunu derin karanlıklarda. Bedenin aynı bedendir ama kabuğun daha bir kalınlaşır zamanla.


Ya çok erkendir yeniden başlamak için ya da çok geç. Ya çok gitmişsindir ya da hiç dönmemiş. Ya çok enderdir aşk, ya hiç denenmemiş. Çok bir şeydir nitekim hayat ama o ‘çok şey’ nedir?… Bir varmış bir yokmuş gibidir, hem varmış hem yokmuş gibidir. Bir gün üzerine bir tembellik çöker. Uyku mahmurluğu mudur, bir ikindi rehaveti midir?.. Kimileri buna ‘zaman’ der, kimileri de ‘kader’.


Zaman durmuş, saatler sana ayarlanmıştır. Ve güneş ve ay ve yıldızlar… Ve gemiler ve denizler ve dağlar sana daha bir yaklaşmıştır. Dokunduğun herşey gerçektir, dokunmadığın her şeyse yalan. Bir çırpıda dağları kül edersin, işte ancak o  küllerden çıkar yeni bir insan.


Bazen sütten limandır deniz, göremezsin tek bir kayık… Bazen korsan baskını gibidir karmakarışık… Kimi Yunan kimi Rus gemiler geçer . Gemiler geçer, gemiler gider, hayatlar geçer hayatlar biter… Seyredersin uzun uzun oturduğun yerden… kimi gemilerin durduğu da olur ama dünya durmaz başının üzerinde fırıl fırıl dans eder.


Bir gün sarılır etrafın kalabalıklarla, bir gün o kalabalıklardan kaçarsın tek başınalığına. Bazen kısarsın yüreğinin sesini ve teğet geçer gözlerinden biri, bazen de izin verirsin o birinin yüreğini delip geçmesine. Bir gün her şey değişir…Çünkü zaman durmaz ‘dur’ dediğin yerde senin istediğin gibi.


Bir gün bir ses ‘hadi artık büyüdün yeter’ der… ve o sese başka seslerde eşlik eder. Bir gün seslenen sen olursun, bir gün seslendiğin yerde bulunmaz beklenen. Bir gün ayağının altına serilebilir seni çok seven, bir gün ayağının tersiyle itebilir hiç istemeden. Bazen giden gemi sen olursun kıyılara hasretle bakıp, bazen gitmek değil kalmaktır asıl kayıp.


Bir gün güneş bir başka doğar yüzüne, tıpkı doğduğun gün gibi tüm heybetiyle. Artık çocuk değilsindir ama herşey yeniden başlar tüm hevesiyle.


Bir gün… çok çalışıp, çok yorulup, çok sevip, çok aldanıp, çok gülüp çok ağlayıp, çok çok çok birşeyler yapmanın ne olduğunu sorarsın kendine. Ve birdenbire bu çok çokların ne işe yaradığını merak edersin. Usulca başını çevirip denize seyredersin…


Gemiler geçer… gemiler gider… Sen bazen durduğunu sanırsın ama yüreğin hep hareket eder.


sibelbengu@yahoo.com


SİBEL BENGÜ’NÜN DİĞER YAZILARI


– Çok sevgili sevgililer günü için…
– Açık reçete…
– Çocuk
– Sen de kimsin?
– Kar yağarken pencerenden…
– Bayramları nasıl bilirdiniz?
– Ne kadar buradasın?
– Bu hayat nasıl geçer?
– Aşık kimdir?
– Aşk ne değildir?
– Aşk nedir?
– Herşeyin bir şeyi vardır…
– İyi insan kimdir?
– Kaygı çok kaygan bir kelimedir…
– Bumerang aşklar…
– İstanbul’da yine yağmur var…
– Kelimeler, kelimeler, kelimeler…
– Bir şairin bildiği sevgi/ Attila İlhan için…
– Nedir, niyedir? Neyse…
– İnsan bazen kendini bırakıp delice gitmek istiyor…
– 3 kadın 1 kritik…
– Hayatın şablonu mu var?
– Haydi dostlar buyrun kahveye…
– Muhakkak…
Aşk’a herşey dahil…
Bir İstanbul hatırası
Kadın dediğin
– ‘Adam gibi adam’ dedikleri…
– Mantığım intihar, ruhum serseri… 
– Hiç-bir-şey anlamıyorum… 
– Hayal adalar… 
– Kırmızı başlıklı kızın nesi var?  
– İstanbul’a bir günlük firar… 
-Bırak deli desinler… 
-‘Sen benim rüzgar gülümsün…’ 
-Pardon tanışıyor muyuz? 
-İstanbul 
-Kıymık… 
-Siz mağrur musunuz? 
-Ne kadar önemsiyoruz yarınlarımızı? 
-Küçük şeyler… 
-Yürek mahrem bir bölgedir 
-Kiler… 
-Keşke 
-Anne karabiyesi… 
-Tren garları… 
-Yangın yeridir yürek, külleri kelimeler…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × 3 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.