Bir şiirlik can…

‘Beklesene’ diyemez insan kendi sesine, ‘Hadi sus bakiiim biraz sen’ diyemez … Şalteri indirip kesemezsin düşünceni… Ne seçilecek yıldızsın gökyüzünde, ne yoluna baraj kurulacak su. İnsansın, etsin, kemiksin… Uslanmaz ağzında hiç bir kelime, deşip geçer göğsünü, illa da çıkacak yolu yok… Konuşsan suç, konuşmasan bahane… Tenhalarında yemyeşil bir orman, yanar da yanar kül olur kolun kalbin miden. ‘Yandım ulan’ diyemezsin tüterken için duman duman. Neyin hesabına düşeceksin ki o saatten sonra? yaz baba yaz…

Bavullar açık durur… Bitmeyen yol yapım çalışmaları…Önünü keser tabelalar… Beynin koca bir kazan, kepçeyi daldıran daldırana…Bir de arkanı dönersin ki kolundan teğet geçivermiş aşk… Kendi suyun yetmez yangınını söndürmeye… İstersin ki biri de gelmesin yangınına körükle… Biraz su serpsin bu bir zamanlar yemyeşil olan gönlüne… Düşün ve sus düşün ve sus düşün ve sus….

Bir şiirlik canın var işte.. ‘fakat’ların ‘ama’ların arkasında sen değilsin ki can çekişen, o başka birşey… İnsansın, etsin kemiksin.. Fırlar nihayetinde bir yerlerden öfken, işte böyle böyle çoğalır kelime haznen. Susma isteğiyle gelir yazma hevesi. Neyin hesabına düşeceksin ki o saatten sonra zaten? yaz baba yaz…

Ve bir gün derinlerden küçücük bir ‘sen’, yanından geçen omuzun heybetine dokunuverir aniden.. Bir şiirlik canın var işte, madem uyan uyan uyanmaz uyandırılmak istenen, konuşmak için ne demeye olsun bahanen?

Ne acıdır ki susmak üzerinedir bunca hazırlık, tam konuşmayı öğrenmişken… Oturup şiirleşiverirsin yaşamak varken…

sibelbengu@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.