Bir kitabın içinden not

Bir kitabın içinden not

0
PAYLAŞ

İnsan yazarların çektiği acıları okuyunca, yazarın hayatıyla eğer okuyucunun hayatı ile örtüşüyorsa okuyucu kitabı daha samimi okur.
Anlatmak isteyip de, kelimelere dökemediğiniz dertlerinizi, sizin yaşadıklarınızın benzerlerini halka anlatan yazarlarınızı Allah’ın lütfü olarak görürüm.
Ne zamana kadar gazete yazılarından tanıdığım İskender Pala’yı kendime yakın hissetim diye soracak olanlara? Dün denecek zamana kadar. İlk kitabıyla yeni tanışmıştım.
Kendisini ikinci kitabıyla daha yakından tanıma fırsatım olduğunu düşünüyorum. Kişilik sahibi olduğunu kitaplarını okudukça anlıyorsunuz.
Kendisinin söyledikleri sadece telkinde kalmıyor. Bizzat yaşıyor ve yapılması için de ön ayak oluyor derim.
Çünkü kendisin düşmüş olduğu zor zamanlarında umut bağladığı alanlardan yardım gelmediğini söylerken çözüm önerisini de sunuyordu. Söylemiş olduğu çözüm önerisine sahip çıktığını ispatlıyor.
Bazıları sadece anlatır. Davet eder veya akıl verir. Para vermez, para vermesi gerekenleri kendisini bigane sayarak, sadece muhatabı olanların vermesi gerektiğini düşünür.
Oysa bu davranış etkiyi, etkisizleştiren haldir.
Ama İskender Bey bunun böyle olmadığını dediğini yaşayan biri olduğunu ispatlıyor. İspatladığını şuradan anlıyoruz.
Kitabının künyesini okuyunca telif ücretinden alacağı meblağı önerdiği kurumlara bağışladığını kayıt altına almış.
İskender Pala hocanın çektiklerini kendisinin ifadesiyle de birçok insanımız ve insanlar çekmiştir.
Çekilen sıkıntıların neler olduğunu eli kalem tutanlar bugüne kadar aktarmıştır. Eli kalem tutan ama yazmayanlarsa kendi çektikleriyle mezara gitmişlerdir. İki darbe arasında ki kitabının değerlendirme yazısını Ertuğrul Özkök’ün köşesinde okudum.
Belki başka köşe yazarları da değerlendirdi ama benim ilk okuduğum kritik Ertuğrul beyin ki idi. Kitapçıya gidip iki darbe arasında ki kitabını aldım, okudum.
Ne yazık ki, kitapçıda gördüğüm edebiyat öğretmeni olan meslektaşlarının kitabının pahalı olduğunu söylediği zaman içim cız etti.
Ben İskender hocanın kitabını okuduğumu ifade edebilirim. Değerlendirme yapmak benim haddime değil. Çünkü hocanın kitabını, hocanın üstünde olan kişiler kritik etmeli.
Benim söyleyeceklerim, hocanın affına sığınarak meslek hayatımda ki yaşadıklarımla kendisinin yaşadıklarının arasında paralellik bulunmasıydı.
İnsanların her zaman yanındayım diyerek bizlerin gücünden yararlanan insanların olmasıydı. Onların hakkını savunurken iyi olan ben, il düzeyinde göze battığımdan, il yönetimince gözden düşürülerek sonrada istifaya zorlandığımı görünce yaşadım.
Sivil toplum örgütü temsilciliğinde her daim beraber olduklarını ve olacaklarını söyleyenlerin, benimle olduğunu her daim dillendiren kişilerin nasıl kuyumu kazdıklarına şahit olmamdı. Belki hala suçlanıyorum bilemem.
Yalnız dünya da ve ahirette ben ben olarak hesap vereceğim için kim olursa olsun ben buyum.
Çoğu insan der ki, sende hakkından feragat et diye önerir. Bende sözü kendine çeviriyorum. Yapılanları ve yaptıklarımı anlatınca da, sen bunları yapsan sana yapılanları kabul eder misin dediğim de, o zaman, başka diyor akıl verenler. Sözüm odur ki bizde kaynağımızı, kültür köklerimizi dini referansa dayandıranların yaptıkları dinin yanından geçmemesidir.
İnsan haklarını dillerine pelengsek edenlerin hiç de öyle olmadıklarına şahit oldum. Sıkıntılı zamanım da aramayanlar işleri olacağında aramaları sonucu, olumlu olmadığımda yine suçlu ben oluyorum.
Eskiden hiç durmayan telefonlarımın yönetimden ayrıldıktan sonra çalmamasını garipsemiyorum.
Hocam diyeceğim İskender Pala beye, canı gönülden katılarak toplumu çok iyi gözlediği için kuru teşekkürden başka bir şey yapamamanın üzüntüsü içinde olduğumu arz ediyorum.
Sayın İskender Bey, anlattıklarınız çeşitli meslek gruplarında ve hayatın her alanında yaşanıyor. Özellikle yardımcı olduğunuz kişilerin makama oturur oturmaz fikirlerinin değişmesine ne denir bilemem?

BİR CEVAP BIRAK