Bir medya savaşı sona erdi!

Bir medya savaşı sona erdi!

0
PAYLAŞ

Medya devleri son günlerde birbirlerine yüklenmeye başlanmıştı, hatta mahkeme kararı ile devam eden yazılar durduruldu, fakat yan gazetelerde yazı devam etti. Medya patronu olmak birden çok medyayı elinde bulundurmak olduğunu son olaylar göstermiş oldu. Kavganın arka perdesi ortaya çıktı, çünkü İddaa adı verilen bir loto oyunu içinmiş. Bu oyun müthiş para kazandırıyor, büyük bir pasta ortada olunca onu kapmak için birbirini yiyen medya patronları ve medya çalışanları!


Medya patronlarının kavgasında kullanılan gazetecilerdir, çünkü gazeteci patronun isteği yönünde yayın yapar, patronun çıkarı bu yöndeyse o yönde yayın yapar. Patronun önüne çıkan engelleri haberler ve yorumlar ile atlatmaya çalışır. Haberler objektif olamayacağını bu savaşlar sırasında çıplak göz ile görme fırsatı oldu. Aynı konu üzerinde birden fazla haber çıkar, hangisi doğrudur? Bakarsanız hepsi doğru, çünkü davalık olmuş bir haber yoktur, sadece yayını durdurma kararı alınır, neden? Patronun çıkarları o konuda riske girdiğinde özel durum gözletilir ve haksız rekabet yasası gündeme gelebilir. Bir ihale öncesi haberlerde artış olurken, karşılıklı restleşmelerde olur, sonra ihale olur ve kazanan belli olduktan sonra o kavgalı günler artık sayfalarda kalmıştır, yazarlar bir yerlerde buluşur ve görevlerini yerine getirmenin huzuru içinde şarap bardaklarını kaldırır ve durumu kutlarlar!


Medya kavgası bir çıkar kavgası ile olur, çıkarlar medya dışı yapılan işler içindir. Medya sadece kamuoyu oluşturma için bir araçtır, o araç yeri geldiğinde kullanılır. Medya bir çok gazeteciyi ve akademisyeni içinde barındırır. Bu personel patronun çıkarına hizmet etmek zorundadır, çünkü medya patronu için medya etiği kavramı yoktur, o kavrama sadece basın yayın yüksek okullarında öğrenciler öğrenir, yaşam etik tanımaz! Patron elbette medyadan olmadığı için o kavrama yabancıdır!


Medya patronu köşe yazarına neden o kadar yüksek maaş verir, bilinmez ama bilinir! Patron karşısında el pençe duran, her sözünü dikkatli dinleyen köşe yazarı başka gazeteye transfer olduğunda el pençe durduğu patronu hakkında her türlü bilgiyi yeni patronuna anlatır, (anlatırken elbette el pençe durur, alışkanlığını değiştirmez) gerekli görüldüğünde o bilgiler anlatan tarafından (transfer olan gazeteci) kamuoyuna da duyurulur! Her türlü bilgileri bilen, patronlar ile içli dışlı olan köşe yazarların transfer ücretleri samimiyete göre belirlenir. Köşe yazarının okuyucu potansiyeli olup olmadığı o kadar önemli değildir, çünkü köşe yazarı bir başka gazeteye ya da medyaya geçtiğinde kendisi ile geçen okuyucu sayısı bellidir, satış tirajlarda oynama bile olmaz, fakat transferler olmaya devam eder! 


Neden bu büyük paralar ile yapılan transferler? Nasıl ödenir bunların maaşları? Elbette bunu en iyi bilen patrondur, çünkü çalışana, maaşını kazanamayana maaş verilmez, verimlilik ilkelerine terstir. Maaşını hak edebilmek için maaşının üzerine para kazanmak zorundadır, artı kazandırdığı ücret içinden ona maaş verilir. Örneğin bir çalışan ayda 30 bin dolar maaş alıyorsa, o en azından ayda patronuna 50 bin dolar kazandırmak zorundadır. Elbette bu rakamlar patronlar ile çalışan arasında olur, resmi makamlara verilen maaş cetvelleri asgari ücret üzerinden gösterilir, bu sayede vergi vermez patron!


Medya patronaları her görüşe uygun gazeteler çıkarır, sağ, sol, dinci, hükümet yalakacısı, hükümet karşıtı, ABD taraftarı, ABD karşıtı, yani her görüş medya grubu içinde olur. Hatta bir gazete içinde bu özellikleri barındıran bir heterojen medya bile yapabilir. Normal hayatta bir araya gelemeyenler bir bakıyorsunuz gazete sayfalarında komşu olmuşlar. Komşu olanlar için önemli olan ise görüşlere sansürlenmeden yayınlanmasıdır, fakat hiç kimse sormaz, sen kendine yaptığın oto sansür hangi boyutta? O gazeteye gelmeden önce yazdığı yazılara bakın, bir de o gazetede olduğu zaman yazdığı yazılara bakın, sansürün boyutu ortaya çıkar! Doğru gazete sansür uygulamaz, fakat işinden olmamak için kalem emekçisi kaleminden çıkacak kelimelere dikkat eder ve dengeleri korur! Bu dönemde işsiz kalmak ne demek olduğunu işsizler bilir! Birde işsiz arkadaşlarını görüp de görmemezlikten ve tanımamazlıktan gelenler bilir. Yaptıkları hareketlerin başlarına gelmesinden korkarlar.


Medya çalışanı patronun izin verdiği olanak kadar özgürdür, o hangi olanakları verirse çalışanda o kadar haber peşinde koşar ve kendisini geliştirmek için çaba sarf eder.


Medya patronları basın dışında olduğu sürece, bu tipte kavgalara rastlamak şaşırtıcı olmasa gerek. Bir dahaki ihalede bakalım patronların hangi yumuşak karnı kamuoyu önünde sergilenecek?


Medya 12 Eylül darbesi ile birlikte haber yapmaktan vazgeçmiş, çıkarlara odaklanmıştır. Çıkarlar haberin önüne geçtiğinde elbette medya bozulmuştur. Medya tarihinde görülmeyen maaşlar bu dönemden sonra artmış, gazetede köşe kapan yazarlar, köşklerde oturmaya başlamıştır. Dünyanın en pahalı şarabını içip tadını okuyucusuna anlatacaktır. Yanında çalışan asistanları aracılığı ile ilgilendiği konular ile ilgili bilgiler toplayacak ve haber yapmak için yanında başka gazeteciler çalıştıracaktır. O gazeteciler (asistanlar) gazete için değil, yazar için çalışacaktır. Bugün köşe yazarların asistanlarının olması yadırganır bir durum değildir, hala yanında asistan çalıştırmayan kartel medyası köşe yazarı var mı? Büyük medya içinde olmanın avantajını kim elinin tersi ile itekler, patronun çıkarı karşısında yazı yazabilir? 


Büyük medyada çalışmak patronuna sadık olmayı getirir, eğer sadık değilseniz işler kötüye gittiğinde ilk gözden çıkarılacaklardansınız!


Bu kadar büyük yatırımlara ve bütçeye sahip olan gazeteler neden 1 milyon barajını aşamaz? Aşması için hiç çaba görüyor musunuz? Çok satmak demek ülkemizde 100 bin sınırıdır. O sınırı aşan gazeteler çok satıyor kabul edilir, bizimkiler çok alçakgönüllüdür, fazlasına göz dikmez.


http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

BİR CEVAP BIRAK

3 × 5 =