Bir Okyanus’tan Ötekine Geçtik, Soğuk Sular İçtik

Okyanuslar, Dünya Savaş Tarihinin önemli harp alanlarıdır.

Dibini eşeleseniz, savaş müzesinden farklı değildir: Binlerce savaş uçağı, denizaltı, eski zaman kalyonları, yeni zaman savaş gemileri, torpidolar, sivil batık enkazlar, daha neler neler…

Nâzım Hikmet‘in Memleketimden İnsan Manzaraları başlıklı dev eserinin ¨Atlantiğin dibinde upuzun yatıyorum, efendim, Atlantiğin dibinde, dirseğime dayanmış. Bakıyorum yukarıya: bir denizaltı gemisi görüyorum…¨ mısralarını hatırlatan acımasız savaşlara sahne oldu Okyanuslar…

Zira Okyanusları elinde tutan, Kıt’aları, adaları da yönetecektir; İngiliz Sömürgeciliği dönemlerinden beri bilinen meşhur strateji…

Soğuk Savaş Döneminin ardından küresel ekonomiye başat yeni düzen kurulurken, son 10 yıldır, ABD ve müttefikleri Okyanus stratejisini baştan sona değiştirmektedir.
ABD’nin en vurucu jet filoları, deniz desteği altında Hawaii, Alaska ve Batı Kutup Bölgesinde konuşlanmakta, seyyar savaş üssü olan USS.T.Roosevelt gibi cesametiyle heybetinden kaybetmeyen gemiler açık denizde dolanmaktadır.

Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Pasifik Okyanus’un diğer 7 ülkesi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin denizlerde hak iddia etmesinden duyduğu rahatsızlığı, ABD’nin yüzen savaş oyuncaklarına güvenip şimdilik ötelemektedir; ileriye atılan her sorun Bumerang çatalı gibi birgün geri döner.

Savunma içerikli web sayfaları ve önemi tartışılmaz makale üreten akademik kuruluşlar ise Pekin’in bu işte ne kadar ciddi olduğunu henüz saptayan bir bileşkede açıklama yapamıyor; malûm Çin işi çakma bir Ordu-Donanma’yla karşılaşmak da söz konusudur.

Fakat korkulu rüya görmektense uyanık yatmak daha hayırlıdır, düşüncesi başta Pentagon-ABD Genel Kurmayı ve sivil siyasetin temel şiârı olarak elden bırakılmıyor. Zira umulmadık taş, baş yararmış!

Batı ve yandaşları, Çin-Pekin’i İngilizce’de Qualm olarak adlandırılan ¨İcap ederse vurur, hiç acımaz, en ufak vicdan muhasebesi dahi yapmaz!¨ biçiminde değerlendirip ortalığı ayağa kaldırmadan dikkat kesilmektedir.

Buna Kuzey Kore’nin münzevî aile diktatörlüğü de dahildir.

Yaygın görüşe bakılırsa, her iki ülke de Qualmish değildir; vicdan sesine kulak vermez.

Nitekim, geçtiğimiz yılı, 2014’ü Pasifik’te bilek güreşiyle tamamlayan taraflar, bu yıl, 2015’den itibaren güreşe doymayan pehlivanlar gibi işi azıtabilir diye karamsar tablolar da çiziliyor.

Bizim değerlendirmemize göre, henüz ortada paylaşılmamış bir şey yok! Dolayısıyla yenilmiş içilmişin hesabı görülmeyeceğinden yakın bir tarihte Pasifik’te, hele Pearl Harbour Baskınını anımsatan bir âni saldırı beklentisi beyhûdedir.

Lakin savaşa hazırlıklı olmak evvel eski barışı koruyan bir ilke-düstûr olarak kabul edilir ya, – Si vis bellum, para pacem –, işte o yüzden ABD ve Batı, elbette Birleşik Britanya Krallığı, Kanada, Uluslararası İngiliz Topluluğu ittifak içindedir, güya savaşa hazırdır.

Bu nedenle ABD’nin son 10 yılında Avrupa’yla arasında olan küçük Okyanusu, Atlantik‘i artık önemsemediği, buradaki güçlerini yavaş yavaş, kademeli olarak, tedrîcen Pasifik’e kaydırdığını Bağdat’taki Sağır Sultan dahi duymuş olmalıdır.

Üstü örtülü birleşik-koalisyonun, Pasifik işinde en az para harcayanı Kanada tarafı olunca, hatta Avustralyalı biraderi Kanada’ya göre en az 3 misli askerî harcama yapınca, dikkatler Kuzey Amerika’nın karlı, kutup ayılı ülkesine çevrildi.

Eleştiriler, yorumlar, değerlendirmelerin tamamı Kanada’nın federal başkenti Ottawa’da, ABD’ye duyulan sonsuz güven üzerine yoğunlaşıyordu.

Gerçi muhafazakâr ve muhalifleri sosyal-demokrat liderler, Ottawa’da lafa başladı mı mangalda kül bırakmıyor, Kanada’nın kendi güvenliğini kendi başına hâlledebileceğine dair hâmasi laflar ediyorlardı. Fakat işin iç yüzü bu yönde görünmüyor.

Kanada’nın Pasifik sahilinde yer alan İngiliz Kolombiyası Eyaleti’ndeki deniz üslerinde, donanmanın toplamda yüzde 6’yı geçmiyor olması, hâlen cevaplandırılamayan sorular arasında bulunuyor. Donanma ve Hava Kuvvetlerinin üçte ikisi hâli hazırda Atlantik kıyısındaki limanlardadır; Kanada’nın saldırıya uğraması en güç görünen, hatta imkânsız sayılacak bu geniş sahilini korumaktadır. Üstelik bu kıyılarda keşif görevi bir yana saldırı-savunma yapacak jetlerin menzili en çok bin kilometreye çıkar, geriye dönmesi de zordur. Bu tablo, Kanada’nın ABD’ye sırtını dayadığı biçimindeki iddiaları ise, doğrular vaziyettedir; hâl, izahtan vareste görünüyor.

ABD Kongresi tarafından yayımlanmış bir askerî rapora bakarsanız, durum biraz çapraşıktır: Pekin’in önümüzdeki 5 yıl içinde, 2020’ye kadar kendi gölü gibi gördüğü Pasifik’te dolaşan süper-sonik silahlarla donatılı muhrip sayısını 351 adet olarak belirlediği ve inşasına başladığı, buna karşılık ABD’nin sadece 67 muhripte karar kıldığı ortaya çıktı. Bu durum, Kongre’nin raporlarından sonra, Batı’nın ensesini karartan haberler arasına çoktan girdi. Çin’in tasarladığı savaş makinaları, hem Uzay’daki düşman uydularını vurmaya, hem de Dünyanın tamamında siber-internet atağı yapmaya yönelik biçimde techiz edilecektir; korkutucu…

Çin parası Yuan ile Amerikan Doları’nın beklenmeyen bir krizde kavgası, savaşın nedeni sayılabilir!

Kongre Raporu, elbette, Kanada için resmî bir şey ifade etmiyor, Ottawa’nın bir kulağından girip ötekinden çıkıyor. Fakat her şeyin bir faturası da var:

Bütün bu gelişmeler karşısında Büyük Birader ABD, Kanada’nın bu pasifist tavrına karşı ekonomik beklentilerle yaklaşıyor olsa gerek…

Zira bütün göstergeler Washington’un kuzeyindeki Ottawa’dan daha fazla ucuz mal, enerji ve kaynak talep ettiği yönündedir. Kanada, öyle anlaşılıyor ki, ABD’yi pazarıyla beslediği sürece Pasifik’teki geleceğe dair şimdiden ürkülen o karanlık senaryolardan bir süre daha uzak kalabilecektir; huzur ve neş’esi buna bağlıdır.

Fakat her huzurun ve neş’eli zamanların bir sonu vardır.

ABD’nin başını çektiği küresel ekonominin siyasî Batı ayağı, Pekin ve yörüngesindekileri, hatta Rusya Federasyonu dahil olmak üzere neş’esini kaçıran her şeye karşılık Okyanuslar arasında tercihini yapmak zorunda görünüyor; Atlantik olmadı, Pasifik’e geçelim…

Hedonistik bir yaşamı sürdüren mitolojiye ait Pheak halkının yaşadığı Phaik Adası, sadece Homeros destanlarındadır; günümüz, al gülüm-ver gülüm zamanıdır.

Hâsılı, Pasifik’e ait küresel savaş stratejileri şimdilik bu minval üzerinedir; bir sonraki değerlendirmemiz için 2016 yılını bekleyelim, bakalım ¨N’olcek?¨

______________________

*Mahmut Şenol, Açık Gazete yazıları, Lanuairus MMXV
msenol34@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.