Bir pazar…/ Perihan Özcan Tüzüner

Sonra kalkıp kapıdan gazeteleri alsam. Kokusunu içime çeksem. Gazetelerle birlikte yatağa bir girsem ve uzuuun bir süre çıkmasam. Gazete okumaktan yorulunca yorganı kafama çeksem, erimişim gibi yatağa yapışsam.


Yani bir gün uyansam ve o gün işe gitmeyecek olsam. O gün günlerden pazar olsa. Şöyle ballı kaymaklı, reçelli kızarmış ekmekli, mis gibi çaylı nefis bir kahvaltı yapsam. Herkes gibi benim de sapır sapır dökülen pijamalarım olsa ve onlarla uyku sersemi gezinsem evde. Yok, her pazar değil… Bir pazar, hiç değilse bir pazar…


Telefonum o gün hiç çalmasa, kimse beni arayıp sormasa. Hatta bütün gün varlığımı herkes unutsa. Pencereyi açıp yağmura baksam. Bugün de, damlaların iriliklerini görebilmek için çaba harcasam. Derdim bu olsa. Pencere pervazında birikmiş suya parmağımı dokundursam, ıslanmış parmağımı üstüme silsem. Sonra camdan soluğumla oluşmuş buğuya ismimi yazsam.


Bugün pazar. Bugün de işe gitmesem. Bir tek pazar… Bir tek pazar da hiçbir şey yapmasam. O gün “hiçbir şey yapmama” günüm olsa. O gün de sadece insan olsam… Perdeyi şöyle kenara çekip pencere önünde şöyle sade, köpüklü bir fincan Türk kahvesi içsem. Televizyondaki pazar filmlerini izlesem. Kumanda elimde gezerken, birden karşıma Imagine ya da Angie çıkıverse. Keyfime diyecek olmasa.


Saçlarımı siyah tel tokalarla toplasam. Pijamaları çıkardıktan sonra ev kıyafetleri, ev saçıyla tembel tembel dolaşsam.


Bir pazar da kadın olsam. İyice ama iyice dinlendikten sonra saçlarımla oynasam, en cici elbiselerimi, cüce boyumu uzatsın diye en yüksek topuklu çizmelerimi giysem, dudaklarıma parlatıcımı sürsem. Ayna karşısına geçip kendimi beğenip, kendime tapıp dursam.


Bu pazar da işe gitmesem. İnsan olsam. Kadın olsam. Ben olsam. Bu pazar da yapacak hiçbir işim olmasa.


PERİHAN ÖZCAN TÜZÜNER ozcanperihan@hotmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.