Bir sebepsizin sebebi..

Bir sebepsizin sebebi..

0
PAYLAŞ

Hiç üşümeseydik ya?
biz niye üşüdük?
ne kalırdı geriye üşümeseydik
ne kalırdı sevmeseydik
sormasaydık korkmasaydık kaçmasaydık
durmasaydık ölmeseydik…
ölmeseydik ne kalırdı geriye
bir kırık fincan, bozuk zil, bitik pil?
hani gün doğumlarında çekilen deniz
hani taşa tutunan tuz
hani filiz veren dal
hangisinde kalırsın biraz?
hangisine terin karıştıysan kalan o’dur biraz…
ılık yağmur kabukta donmadan daha
vazgeçen misin vazgeçilmez misin nerden bilirsin?
biraz arındıysan insan kibrinden
elbet bilirsin…
birbirimizi anlamadan
yaşıyoruz yanyana…
çığlık çığlığa her kavşakta bir tabela…
unuttuğun bahçelerde eh biraz da senden bir parça kalmışsa
bir çocuk gibi oynar durur insan tozu tenhalarda…
akıp gidiyor şarkıların peşinde insanlar,
ancak hiç bir kelime anlatamıyor özgürlüğü
kafesteki kanaryaya…

Yağmursuz yağmur da olur bilmiyor muydun?
bir ağustos ağrısı ki mart ortasında
kulak çınlamaları kaldı yadigar
dünlerin pasında..
dönelim diyorum dönemiyoruz yarıyı da geçmişiz
neye değsem eksik bir merhaba…
mutluluk mudur kabuk, mutsuzluk mu yoksa…
hangisinin eksikliği örer duvarları dışarıya
bir yokuştan aşağı hızla yuvarlanırken mi anlar insan illa?..

Gün batımı kuşlar dönerken yuvaya,
kumaşları dertop ediyor manifaturacı Bahtiyar…
bir de bakıyor ki sesini duyuramamaktan yorulmuş insanlar
cirit atıyor sokakta..
akın akın birikiyor park yerine tanklarda..
bunların hepsi ölünce elbet geçer…diyor..
hepsi ekonomik bu hırçınlaşmaların
kaynayan her tencerede aynı tıslama…
ne kalır geriye diyorum?
ya hiç üşümeseydik diyor,
sarılmak için bahanemiz ne olurdu,
battaniye mi bırakacağız arkada?…
o turfanda hülyalarım yastık altından kalkmışsa tavan arasına
içimdeki sonsuz at nereye koşuyor Bahtiyar amca?
en sevdiğim yıllar,
en zor soruların cevaplarını ararken geçti…
diyor ki; -kim daha çocuk kalırsa o barışacak hayatla…
tasvirinde Akdeniz var memleketlimin
ılık ılık dudaklarımıza dökülüyor günahlarımız…
en az konuştuklarımız kadar suçlu sustuklarımız…
herkes herkese benzerken akşam kızıllığında
kimse kimsenin yerini tutmuyor sabah alacasında…
hani yüksek bir tepeyi tırmanmaktı hayat
hani büyük tufanlardan sağ çıkmaktı…
hadi canım…
şu boş müsfette sarı saman kağıda
yoksullar değil yoksa’lar giremesin diye yazıyorum…
kendime rağmen
kendimin umurunda..

sibelbengu@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK

thirteen + fourteen =