Bir sıkışmanın romanı: ‘Aşkolsun! Adı Aşk olsun…’

Sıkışmak; dışarıda akan bir hayat olduğunu görmek ama içine tam dalamamak… Hep bir şeylerin eksik, tamamlanmamış olduğu hissi… Sıkışmak; bir yerlerde sana ait bir dünyanın olduğunu bilmek ama o dünyaya hiç sokulamamak, hep uzaklığın, hep bir mesafenin yaraladığı yüreğinin çığlık atan sesini bir türlü bastıramamak… Sıkışmak; bir sevgiliyi delicesine sevmek ama ona ulaşan yollara nasıl çıkılacağını bir türlü bilememek… Sıkışmak; hiçbir yolun seni bir yere götürmediğini görmek ve her yolculuğun sonunda aynı yere dönmenin acı tokadıyla bir kez daha bir kez sarsılmak hissi, kımıldayamamak…

Evet, dostum Faruk Eskioğlu’nun romanı ‘Aşkolsun! Adı Aşk olsun…’ tam bir sıkışmanın romanı… 12 Eylül fırtınası sonucu vatanlarından göç etmek zorunda kalan göçmen kuşların göç ettikleri topraklarla geride bıraktıklarının arasında sıkışmasının romanı…

Yalnız kalplerin sevgi arayışlarında çıkış bulamayıp yine kendi yalnızlıklarına gömüldükleri,  ana, kardeş, yuva, vatan kavramlarının sadece bir akşam üstü içilen sıcak kahve tadında anımsanabilecek nostaljik bir duyguya dönüştüğü bir hasret romanı…

12 Eyül ile dünyanın her bir yanına savrulan Türkiyeli siyasi mültecilerin sadece Londra’da geçen yaşamları anlatılırken aslında tüm dünyadaki göçmenlerin yalnızlıklarının ve yurtsuzluklarının, yoksunluk ve kırgınlıklarının, acı ve arayışlarının, yaşama tutunma mücadeleleri ve var olma uğraşlarının, kısacası özlemekle geçen  bir yaşamın çığlıklarını anlatan bir roman ‘’Aşkolsun! Adı Aşk olsun…’

Bu romanda beni en çok çeken de bu oldu zaten… Hep merak ederdim, bu insanlar savrulup gittiler bir yerlere; yani şu 12 Eylül vurgunları, kolları kanatları kırık siyasi mülteci konumuna sıkıştırılmış, hatta mahküm edilmiş dostlarımız, kardeşlerimiz, oğullarımız, kızlarımız; bunlar nereye gittiler; nerde nasıl yaşamlar yaşıyorlar; neler yapıyorlar; yaşama nasıl tutunuyorlar; hayatlarının zorlukları neler,  neleri özlüyorlar, mutlular mı, açlar mı, açıklar mı; kendilerini  yaşamak zorunda oldukları topraklara ne kadar ait hissediyorlar; başarıları neler, bulundukları topluma katkıları neler, onlarla kaynaşma durumları nasıl, ne kadar seslerini duyurabiliyor, kendilerini kendileri olarak ne kadar  ifade edebiliyorlar, onlar var mı, gerçekten yaşıyorlar mı, bunları hep merak ederdim!?…

Evet, ‘Aşkolsun! Adı Aşk olsun…’ öyle bir roman ki, bu konuda yoksunluk ve sevginin, aşkın ve iradenin, mücadelenin ve var olma savaşının, ötekinin ve dostluğun, bütün bu kocaman kavramların iç içe geçirilerek anlatıldığı sımsıcak bir göç romanı…  Londra’da gazeteci olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışan ve kendi  var olma savaşları yanısıra basın özgürlüğü ve dürüst habercilik adına da onurlu bir mücadele veren bir grup  basın emekçisinin romanı…

Romanın yazarı ve kahramanı Faruk Eskioğlu da, 12 Eylül darbesinin Londra’ya savurduğu bir siyasi, bir  göçmen kuş doğal olarak…  Onun için bu kadar içten, onun için bu kadar etkileyici yazılan her satır… Özellikle Faruk’un gazeteciliğinin kazandırdığı gözlemci ve araştırmacı kişiliği yanı sıra, naif ve duyarlı yapısıyla bütünleşen zengin iç dünyası, yaşadığı tüm içselliği dışa vurmada böylesi maharet gösterebilmesini sağlamış bana göre…

Aslında, kurgu ve olayların örgüsü tamamen post-modern bir roman izlenimi veriyor. Bir yanda anlatılan öyküsel bir hayat, diğer yandan   gerçeklerle yüzleşmeyi sağlayan yazarın gerçek köşe yazılarının aktarıldığı bölümler, bu tarz biraz Orhan Pamuğun ‘Kara Kitap’ romanını hatırlatıyor. Ama yine de kendine özgü çok fazla özellikleri var. Modernizmin o bilinen kalıplarından taşarak, roman böyle yazılır, karakterler böyle çizilir, tasvir şöyle yapılır, kurgu kuralları şunlardır, yazım kuralları bunlardır gibi sıkışmaları yaşamadan özgür bir formda yazılmış, ironik olarak da bir sıkışmanın öyküsünü anlatmış bir roman ‘Aşkolsun! Adı Aşk olsun…’

Okuyucunun damağında gerçekten kalıcı bir tat bırakacağına inanıyorum…

Ellerine ve yüreğine sağlık sevgili dost…

_____________

* İÜ’de Öğretim Üyesi

KİTAPLA İLGİLİ AYRINTILI BİLGİ:
‘Aşkolsun! Adı Aşk olsun…’

KİTAPLA İLGİLİ BASINDAKİ BAZI YORUMLAR:
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&haberno=6354
http://onpunto.com/ShowBlog.aspx?Web=serdardevrim&CId=52794
http://www.gercekgundem.com/?p=55702
http://www.aksam.com.tr/egazete/index.asp?s=5&tarih=
http://www.acikgazete.com/?action=journalist&aid=2601


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.