“Bir” ve “Birlik” Olmak

Londra’da yayınlanan yerel gazetelerimizden ‘Londra Gazete’, 12 Şubat tarihli sayısında Britanya’daki Türkçe konuşan toplumlara manşetten bir soru sordu: “Bizi asıl birleştiren kültür ve miras mı, yoksa sadece dil mi?”.

Gazete iki dilde yayınlanıyor. Türkçe bölümündeki manşet şöyle: “Hepimiz gerçekten bir miyiz?”. İngilizce bölümünde ise soru şu şekli alıyor: “Biz aslında birlik miyiz?”. Çok ama çok ilginç geldi bana çeviri yaparken yapılan bu hata. Çünkü iki kavram arasında dağlar kadar fark var. “Bir” olmak ve “birlik” olmak. İlki aynı olmak anlamına gelir. İkincisi farklılıklara rağmen birliktelik içinde çalışır olmak anlamında algılanır. Türkçe bölümünde sorulan soru aslında İngilizce bölümü için daha uygundur. Esasında aynı soru İngilizce bölümünde biraz hatalı da olsa, heriki bölümde de soruluyor.

Peki, nereden gerekti şu soruyu sormak? Konu şu: Edmonton bölgesinde 4 dönem İşçi Partisi milletvekilliği yapmış olan ve toplumlarımızın çok yakından tanıdığı Andy Love, aniden Mayıs ayında yapılacak Genel Seçimlerde aday olmayacağını açıkladı. Bazı kişiler bu yüzden hemen komplo teorileri oluşturdular, ama aldığım bilgilere göre sağlık sebepleri yüzünden bu kararı almış Love.

Yerel İşçi Partisinde çok faal olan Kıbrıslıtürk, Alevi ve Kürt toplumları bu yüzden bir heyecan aldı. Love’dan boşanan yeri doldurmak için aralarında toplum aktivistlerimizden en az 7 kişinin de bulunduğu 107 İşçi Partili aday adayı başvuru yaptı. Süreci hızlandırmak adına Merkez İşçi Partisi bu adayları eleyerek Milletvekili adayı olarak Mayıs ayında Partiyi temsil etmek için yarışacak üç aday belirledi. Merkez Partinin verdiği doğru bir kararla adayların üçü de kadın ve etnik azınlık toplumlardan gelmekte. Temsiliyeti dengelemek için yapılan bu tür uygulamalara ‘pozitif aksiyon’ denir ve bunlar yasaldır. Bir kişiyi sırf kadın veya şu veya bu etnik azınlık mensubu olduğu için, başka etkenlere bakmaksızın göreve getirmeye ise ‘pozitif ayrımcılık’ denir ve bu uygulama yasal değildir.

Elemeler sonucu belirlenen üç kişi arasında Kıbrıslıtürk Ayfer Orhan da bulunuyor. Geçen haftaki yazımda Ayfer Orhan’ı eleştirmiş ve ırk üzerinden siyaset yapmanın doğru olmadığını yazmıştım. Ama aynı zamanda seçilen üç kişi arasında Ayfer Orhan’ın en deneyimli kişi olduğunu savunup “Edmonton bölgesi İşçi Partisi üyesi olsam bu yüzden, sırf bu yüzden ona oyumu verirdim” demiştim. Diğer türlü bir yaklaşım resmen ırkçılık olur.

Yaşamın her alanında olduğu gibi siyasi yaşamda da yerimizi almak çok önemlidir. Bu, yaşadığımız ülkede ne kadar entegre olduğumuzun göstergesidir. Ayfer Orhan’ın buralara gelmesinin önemi gençlere bir rol model oluşturabileceği içindir. Bu çerçevede toplum olarak yapmamız gereken özellikle gençlere yol gösterip onları da Ayfer Orhan ve diğer toplum fertlerimiz gibi gibi üst düzey mevkilere gelmeye teşvik etmek olmalıdır. Bu konuda özellikle örgütlü çalışan derneklerimize önemli görevler görev düşer. Başlarını kumdan çıkarma becerisini gösterdikleri takdirde.

Şu an Türkçe konuşan toplumları teşkil eden Kıbrıslıtürkler, Aleviler ve Kürtler kamplara bölünmüş durumdalar. Türkiye kökenli kişilerin bazıları seçilen kişinin kendi toplumlarından olması gerektiğini, çünkü o bölgede çoğunluğu onların teşkil ettiğini savunuyorlar. Yani demin bahsettiğim yasal olmayan ‘pozitif ayırımcılığı’. Alevi veya Kürt toplumlarından birisinin seçilmesi de temsiliyet dengesizliğini düzeltmek adına doğru adım olabilirdi. Ama bunu savunanlardan kimsenin toplumlarından gelen adayların milletvekili vakıflarına en yatkın aday olduğunu söylediğini duymadım.

Madalyonun diğer yüzü bizimkilerin (Kıbrıslıtürklerin) Ayfer Orhan’ı seçtirmek için yaptıkları girişimler. Muhafazakarı, Liberal Demokratı, solcusu, sağcısı seferber olmuş durumda. Aramızda Afrika kökenli diğer iki siyah adayı destekleme eğilimi gösterenler adeta hain ilan edilmiş durumda. Örneğin aday adaylarından Kate Osamar’ın yıllardır arkadaşı olan genç Haringey Belediyesi meclis üyesi Peray Ahmet’e ateş püskürenler oldukça fazla. Çünkü çok doğal olarak Peray “komradım” dediği arkadaşını destekleyeceğini açıklamıştı.
En fazla mide bulandıranlar rakip Muhafazakar Parti içerisinde yıllardır hizmet edenlerin, sırf Kıbrıslıtürk olduğu için Ayfer Orhan’a destek belirtmeleri. “Ayfer Orhan’ın milletvekili seçilmesi toplumumuz için önemlidir” diyorlar. Yani seçimlerde kendi adaylarının rakibine destek vereceklerini söylüyorlar. Yerel Muhafazakar Parti Başkanı olsam hemen onları partiden uzaklaştırırdım.

Bu satırları yazdığım şu anlarda bir grup Kıbrıslıtürk toplanıp Ayfer Orhan’ı nasıl seçtireceklerini konuşuyorlar. Envai çeşit siyasi görüşte olanlar! Bakarsınız bu kişiler başka bir bölgede ırkçı siyasi parti adaylarını da desteklerler. Sırf Türk oldukları için. Nitekim Barking bölgesinde geçmiş bir Belediye Meclis üyesi seçimlerinde bazıları Kıbrıslıtürk asıllı olan ırkçı BNP adayını desteklemişti.

Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil hem Londra Gazetede hem de Kıbrıs Genç TV Londra Penceresi programında “adayın sadece Türk olması yeterli değildir” diyerek daha gerçekçi bir görüş sergiledi. Day Mer sözcüsü Ahmet Sezgin de öyle. Ayrıca sayın Erbil Ayfer Orhan’ın, adayı seçecek üyeler arasında oldukça fazla üyeleri olmasına ragmen kendilerine hiç yaklaşmadığından, yakınlık göstermediğinden yakındı. Destek isteyen aday gerekli lobi faaliyetlerini yapmalı. Etnik kökeni yüzünden seçilmesini çantada keklik olarak görmemeli. Anlaşılan Ayfer Orhan seçilemezse bu sebebten seçilemeyecek.

İşçi Partili olmadığımdan Edmonton’da o partiyi kimin temsil edeceği benim için pek de önemli değildir. Ayfer Orhan ilk engeli aşar ve kesin görülen milletvekili olma şansını yakalarsa, bu toplumsal bir başarı olarak görülmemelidir. Daha önce yazdığım gibi kişileri teşvik etmeye evet. Ama o mevkiye gelmiş kişiler, arkalarına gereken desteği almak için canla, başla çalışarak kişisel gayretleri ile daha ilerilere gitmelidirler. Etnik kökenleri yüzünden değil.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here