Bir zamanlar SSK hastaneleri vardı

Bir zamanlar SSK hastaneleri vardı

0
PAYLAŞ

Neydi olay, bir magazin haberinden giderek, konuyu gündeme neden getiriyoruz. Çünkü, gerçeklerle ancak böyle karşılaşınca, yüz yüze gelip, farkında olabiliyoruz. Tüba Ünsal, bir sinema sanatcısı. Kızı Sara’nın bakıcısı hastalanıyor. O da, Sağlık Bakanlığı Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi’nin, acil servisine götürüyor. Orada gördüğü manzara karşısında şaşırıyor. Ve durumu fotoğraflayıp, hayretini ve şaşkınlığını, açık yüreklilikle paylaşıyor.

O gün, tesadüfen meydana gelen bir durum değil. Her gün yaşanan ve kanıksanarak, görmeyip, bakılan bir olgu. Tüba Ünsal’ın bunu paylaşırken, tüm içtenliği ile ve de muhalefet yapmak için, ne de magazine haber olmak için yapmadığına inanıyorum. Ama iyi de oldu. Onun sayesinde, bu gerçeklik gazetelerin birinci sayfasından duyurulan, manşetlik bir haber olduğu gibi, ayrıntılarının da ikinci sayfadan itibaren, yine fotoğraflarla iç sayfalara taşındığı ve kamu oyunun izlediği, yorumladığı bir haber oldu.

Yorum ve yanıtlardan bir tanesi ise, başka bir gerçekliği dile getirmesi bakımından, daha ilginçti. Şöyle yorum yapılıyordu. Niye, Özel Hastane’ye götürmedi de, Devlet Hastanesi’ne götürdü. Bu bir itirafmıydı acaba, sağlıkda devlet hastaneleri bitti diye. Ya da yönlendirmemiydi. Ya da, versin parayı, gitsin özel hastaneye, halkın Devlet Hastanesi’nde çektiği çileyi neden çekiyor mu demek istiyordu acaba. Ya da, parası olan hastalansın, tedavi hizmeti alsın mı, demek isteniliyordu. Bu soru ve yorum zincirini daha da geliştirebiliriz.

Sendikal örgütlenmeler içinde yer alan, işçi olan ve işçiliği devam eden bir dostum, anlatıyodu. Aynı hastanede, ameliyatı yapacak doktor yoktu. Özel hastaneye havale ettiler. Ameliyatı orada oldum. Yüklü bir FARK ödedim diyordu. Özel Hastane, SGK’ya nasıl bir fatura çıkardı acaba diye sorduğumda, orasını bilmiyorum diye yanıtladı ve ekledi. Ben cebimden çıkana bakıyorum. Bütçemdeki hasarın peşindeyim diye ekledi.

Sonra devam da etti. Şimdi kontrollere de oraya gitmek zorundayım. Bir sürü tahlil her gittiğimde ve yeniden FARK ödeyeceğim diyordu. Ben de devam ettim. SGK’da, o özel hastanenin göndereceği, senin bilmediğin faturaları da ödeyecek diye noktayı koydum. Dostumuza acil şifalar dileyelim.

Peki nedir bu, Okmeydanı Hastanesi’nde ki durum. Buraya nasıl gelindi. Bunu sorgulama ve ne oluyor deme gereğini duymazsak, bunları yaşamayı ve faturaları ödemeyi doğal olarak sürdüreceğiz.

Küçük bir anı. SSK Kocaeli Hastanesi, inşaatı bitti, açılacak 90’lı yılların başları. Hastane açılınca, hastanenin tüm masraflarını, çalışanların ücretlerinin tümünü, devlet değil, SSK ödeyecek. Ancak yıllar geçiyor. Hastaneyi açmak için Maliye’den kadro ve izin alınamıyor. Ve Hastane çürüyor. Hastane daha sonra bir protokolle, Kocaeli Üniversitesi’ne devredilerek, çalışmasını sürdürebilmişti. Bu hastane yapılırken de, Devlet’ten yani Bütçe’den para alınmadan, SSK’nın gelirleriyle yapılmıştı.

Hastaneler açılacak, yenilenecek, kadro genişletilecek. Ama bunların hepsi, parayı vermediği halde, Devletin iznine bağlı. Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve DPT vs. SSK’nın sağlık gelirleri, giderlerini karşıladığı gibi, ayrıca ekside değil artıda. SSK’yı sıkıntıya sokan, emeklilik giderleri. Onun baş kaynağında da, Devletin müdahalesi ile bir prim karşılığı olmaksızın sürekli arttırılarak ödenen, “Yakacak Yardımı” giderleri, ek ödemeleri. Devlet, Sosyal Devlet olma yükümlülüğünü, SSK’nın sırtına yükleyerek görevini yapıyor.

Bu hastanelerin yapılması ve giderleri, çalışan işçilerin ücretlerinden kesilen ve işverenlerin de ödediği primlerden karşılanıyor. Devletin, işveren olarak ödediği primler var. Ayrıca Bütçe’den bir ödeme yapılmıyor.

Peki ne oldu de bu sistem değişti. Bir gece yasa çıktı ve bu hastaneler, yani SSK hastanelerinin tümü, Sağlık Bakanlığına devredildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, o zaman Murat Başeskioğlu idi. Bu yasa görüşülürken, TBMM’ne gelmedi. Yani SSK’ların bağlı olduğu Bakanlığın ve Bakan’ın dışında, bu yasa çıkarıldı ve uygulama tamamlandı.

O günleri hatırlayalım. Artık herkes dilediği hastaneye gidecek ve tedavisini olacaktı. Sıra ve farklı muamele olmayacaktı. O dönem gazeteler, SSK kuyruğunda çile çeken işçilerin, boy boy fotoğraflarını yayımlıyordu. Evet sıra bekliyorlardı doğru. Ama bu hastaneler bizim diye gidiyorlardı. Önce sistem çalıştırılmıyor. Sonra sistem kötü denilip, sistemi düzeltme yerine, ortadan kaldırılıyor.

Hastaneler devir olana kadar, SSK’nın sağlık giderleri artıda seyrediyordu. O dönem yönetimde olan bir arkadaşıma sordum. Madem hastaneleri devrediyorsunuz, o zaman sağlık primlerini de, devrettiğiniz Sağlık Bakanlığı niye toplamıyor? Gülerek yanıtını verdi. Sağlık Bakanlığı’na teklif ettik, ancak hayır dediler. Biz primleri toplayacağız, onlar fatuturaları getirecek ve ödeyeceğiz, diye.

Sonra aradan bir yıl bile geçmedi. SSK’nun artıda olan sağlık gelirleri, birden eksiye geçti. Neden mi ? Sağlık Bakanlığı, Üniversite hastaneleri, özel hastaneler, eczaneler (bu arada SSK’nun hastanelerinde eczanesi de vardı, hatta ilaç fabrikası da), sağlık malzemeleri şirketleri faturaları getirdiler. SSK ödedi. Ve şimdide SGK ödemeye devam ediyor.

On yılda sağlıkda gelinen nokta bu. Doktorlarla ilgili düzenleme konusuna girmedik. Sadece sonucun nedenlerinden bir yönünü hatırlatmaya çalıştık.

Tüba Ünsal’da cimrilik yaptı. Çocuğunun bakıcısını, özel hastaneye götürecekti ve sorun çözülmüş olacaktı. Parası olmayan da, özel hastaneye gidemeyeceğine göre, o da hastalanmayacaktı.

SSK Okmeydanı Hastanesi’nin önünden geçerken bunları düşündüm. Evet bir zamanlar SSK hastaneleri vardı. Burası da, verdiği hizmetle, parmakla gösterilirdi. Şimdi ise…

Karşıda da, Adalet Sarayı vardı. Adalet saraylardaydı artık.

Tüba Ünsal’a teşekkür etmek gerekir. Bu geçekliği açıklıkla gözler önüne serdi. Bir farkındalığı yaratmağa çalıştı. Ama, bunu yine bir kaç gün sonra unutacağız.

Peki nereye kadar ?

İstanbul. 12 Aralık 2013. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK