Biraz abartıvermek

Gerçeklerden iki adım uzaklaştığımız zaman abartmalar başlar. Ayaklar yerden kesildiğinde ne söylesek doğru yerine geçer ya da biz öyle sanırız. Abartmalarla insanları korkutmak yıldırmak sindirmek olasıdır. Özellikle hastalık hastalarının yüreğini hoplatmak için abartmalara başvurabilirsiniz. Hastalık hastalarının abartmalara falan da gereksinimleri yoktur aslında, onlar dıştan ilk belirtileri ya da uyarıları aldıklarında iyiyken hastalanıverirler. Yahu Selami yüzün sapsarı olmuş kardeşim, tansiyonun falan çıkmış olmasın. Sizinki o anda ateşi almıştır. Çok mu sararmışım çok mu kötüyüm? Yerinde duran tansiyon çıkmaya başlar. Ben yıllar önce hiç istemeden böyle bir işe karıştım. “Bana benden olur her ne olursa, başım rahat kalır dilim durursa” demiş atalarımız. Anlatayım sizleri sıkmazsam. Adam bir ton rakı içmiş, dünyaya ölü gibi bakıyor. O ayık olduğu zamanlarda da donuk bakar, çünkü hiçbir konuda belli bir fikri herhangi bir görüşü yoktur. Yüzün sapsarı olmuş dedim. Demez olaydım. Tutturdu adam: ölecek miyim? Öfkelenip keşke öyle olsa demek geliyor içimden. Elbette öyle bir şey istemeyiz. Kimsenin ölmesini istemeyiz. Düşmanımız yoktur ama olsaydı onun da ölmesini istemezdik. Neme gerek yaşasın elin adamı. Her neyse, bir sözle belayı başımıza aldık: ben ve başkaları uğraş didin gece boyu onu hasta olmadığına inandıramadık. Sonunda acil yardım çağırıldı.

Geçenlerde Anadolu kentlerinden birinde yaşayan bir genç öğretmen dostumuz beni telefonla aradı. Uzun uzun konuştuk. Onunla hep uzun uzun konuşuruz. Daha çok o söyler ben dinlerim. Bir şiir meraklısıdır. Benim şiirlerimle ilgili görüşlerini bildirirken onların toplumcu özelliklerinden sözetti. Bir şey demedim. Ben şiir yazarım, ortaya ne çıkar bilemem. Elbette dünya görüşümüz sanatımıza yansıyacaktır. Bununla birlikte toplumcu olmak ya da olmamak diye bir kaygımız yoktur. Ismarlama iş yapmadık bugüne kadar. Ismarlama işe alışırsanız yaz oğlum bir toplumcu şiir deyiverirsiniz kendinize. Bizim sözlüğümüzde zorlama yoktur, kendimizi de başkalarını da herhangi bir şeye zorlamayız. Yapaylıklardan hoşlanmayız, yalandan nefret ederiz, yalana başvurduğu için kaç sevgiliyi gözden çıkarmışızdır. Söyleriz, anlar anlarsa, anlamazsa ya da anlamak istemezse kendi bileceği iştir. Her sanat gibi şiir sanatı da yapaydır ama yapaylıklardan beslenmez. Sanat içtenlikli olmayı gerektirir. Ben neden özel olarak toplumcu şiir yazacakmışım! Genç kardeşimiz şiirlerimin toplumsallık ya da toplumculuk niteliğini öyle bir abarttı ki sonunda onların “halkı isyana teşvik edici şeyler” olduğunu söyleyiverdi. Olabilir dedim, ne diyeyim. Sizlerin de yakından tanıdığınız sağduyulu halkımızın şiirlerimi okuyup okuyup bir gün ya allah ya settar diye sokağa döküldüğünü düşünebiliyor musunuz?

Şiir ince iştir. Özen ister. Her şeyden önce içtenlikli bir yönelimi gerektirir. Şiir yazarken ya da genel olarak sanat yaparken hiçbir aracı sözkonusu olmayacak biçimde kendimizle yüzyüze geliriz. Bu yüzden şiir yazılan bir şey olmaktan önce kendini yazdıran bir şeydir. Bilincin bütün ögeleri onda etkin bir biçimde eyleme geçer. Siz yaşamınızda neyseniz şiirinizde de osunuz. Kendilerini gizleyenler, kendi iç dünyalarını varıyla yoğuyla ortaya dökmekten kaçınanlar şiir yazamazlar, şiir yazdıklarını sanırlar ama şiir yazamazlar. Bu yüzden her altalta dizilmiş sözleri şiir diye nitelendirmek doğru olmaz. Dergilerimiz bu altalta dizilmiş sözleri şiir diye bol bol yayımlıyorlar. Bir tanesinden bile haz alabiliyor musunuz? Çalakalem şairlerimizin kendi şiirlerine katlanabildiklerini, onlardan haz alabildiklerini sanmıyorum. Sonra da halkın anlayışsızlığından yakınıyorlar. Halk sanata ilgisiz olduğu için beyimizin şiiriyle de ilgilenmiyormuş.

Şiir gerçekten ince iştir ve büyük özenleri gerektirir. Bu konuda hiç kuşkumuz olmamalı. Bir şiir üzerinde aylarca bazen yıllarca çalışmıyorsanız onu en yüksek anlatım düzeyine nasıl ulaştırabilirsiniz? Bir şiir taslağından şiir kurabilmek ha deyince gerçekleştirebileceğimiz bir iş değildir. Şiirinizde her anlattığınız sizin kendi dünyanızın bir yansısı olmalıdır. Her şiir bir kişinin dünyasından bütün dünyaya sunulan bir özgün bildiridir. Bütün bir dünyaya seslenebilmek için herkesin anlayabileceği bir dille konuşmak gerekir. Ancak o apaçıklık koşullarında şiirinizi insanlarla buluşturabilirsiniz. Her şiirde özel koşullar çerçevesinde insan olmanın bir yüzü açınlanır. Bu yüzden her şiir bir bildiridir. Bu yüzden sanatın bütün dallarında olduğu gibi şiirde de bilgi sorunu önemlidir. Gündelik bilinçle şiir yazmaya kalkarsak boşa kürek çekmiş oluruz ve kimselere sesimizi duyuramayız. Toplumcu olup olmamaya gelince, böylesi bir durum bilincin özellikleriyle ilgilidir. Toplumcu olmak için toplumcu olmanın, bu yolda kendini zorlamanın bir anlamı yoktur. Toplumcuysanız zaten toplumcusunuzdur, yaşayışınızda da şiirlerinizde de görünür bu.

1 Yorum

  1. Şiir üzerinden genel olarak sanatın tümüne uyarlanabilecek belirlemelerde bulunmuşsunuz gayet geçerli bir şekilde. Kolay yazmanın de marifet olmadığına da dokundurmuşsunuz bu vesileyle. Özlemişim sizin yazılarınızı. Kaleminize kuvvet. Saygılar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × two =