Birkaç yüzlü insan

Adam zengin bir arkadaşının yanına gitmişti. Sohbet boyunca zenginlerin bu memlekete yaptıkları katkıyı anlattı. Kendisine methiyeler dizdi.


Başka gün çayhanede işçilerle konuşuyordu. İşsizlikten, fakirlikten ve bunlara sebep olan zenginlerden bahsediyordu.


Önemli koltuklarda oturanları (seçilmiş ya da bürokrat) görünce önünü ilikler, saygıyla eğilirdi. Yanlarında fazla konuşmazdı. Onların söylediklerini hafif bir tebessümle ve başını eğerek tasdik ederdi.


Başka yerde ise onların yaptıkları yolsuzluklar ve  haksızlıklar konusunda etrafına adeta konferans verirdi.


Arkadaş sohbetlerinde tutana aşk olsun. Her konuda kendisi dışında herkesi suçlardı. Torpille iş yapanların bu memleketi batırdığını anlatırken, sınava kazanamamış bir yakınını işe yerleştirmek için birilerinin kapısını günlerce aşındırdığını ve verdiği hediyeleri (!) unutmuştu.


Başka bir yerde ise yanlış yapanları kötü bir akıbetin beklediğini, bundan çekinmek gerektiğini anlatırdı. Çayhanede ise hocalara demediğini bırakmazdı.


Eskiden bin bir surat isimli resimli romanlar vardı. Adam duruma göre istediği kişinin suratına girebiliyordu. Tabii bunları farklı maskelerle yapardı.


Şimdinin bin bir suratları sadece yüzlerini değil, kişiliklerini değiştiriyorlar. Her ortamda farklı insanların kişiliğine bürünüyor.


Zamanımızda insanlar maskeli geziyorlar. Şeytanlar melek, cahiller âlim, çirkinler güzel, ahmaklar akıllı maskeleri takıyor.                                                               


Lâkin gözlere maske takılmaz ki.


Dürüst, çalışkan fakat işini batıran iş adamlarının yanında bunlardan mutlaka çok vardır.


Nerede ne diyeceğini hesap edemeyen, yanlış üstüne yanlış yapan siyasetçilerin yanında bunlardan çokça vardır.


Her şey iyiyken en yakınlarda olan, işler kötüye gittiğinde ilk ortadan kaybolan yine bunlardır.


Yüzlere maske takılabilir ama gözlere asla…


Aman dikkat ! 
 
 
 
izzettinicin@hotmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × 5 =