İşbirlikçi hükümet

İşbirlikçi hükümet

0
PAYLAŞ

Son günlerde başta TDP gibi marjinal görüşlere saplanmış siyasi partiler olmak üzere bir kısım sendika yöneticisi ve marjinalleşmiş gruplar, hükümetin Ankara ile işbirliği halinde olduğu, bu nedenle UBP hükümetinin işbirlikçi pozisyonda bulunduğunu hep bir ağızdan dile getirmeye başladılar. Peki, işbirlikçi ne demektir?
İngilizce “collobrator” ya da “partner” kelimelerinin Türkçe çevirisi olarak kabul edebileceğimiz işbirlikçi kavramı, olumlu ve olumsuz olmak üzere birkaç anlamda kullanılabilmektedir. Olumlu anlamda işbirlikçi, bir alandaki çalışmada başkalarıyla işbirliği yapan, ortaklaşa iş yapan anlamına gelir. Kavramın daha çok kullanıldığı siyasal anlamda işbirlikçi ise yabancılarla ve yabancı ülkelerle ülkesi çıkarlarına aykırı olarak işbirliği yapan; başkalarıyla ülkesi aleyhine çalışmalar yaparak çıkar sağlama amacı güden bir anlamda kullanılır. Ülkemizde hükümete yönelik işbirlikçi suçlaması, olumsuz anlamda kullanılmakta ve KKTC ve Kıbrıs Türkleri aleyhine Anavatan Türkiye hükümeti ile işbirliği içinde olmayı anlatmaktadır. Peki, gerçekler öyle midir?

Bir ülkenin resmi kurumları ve hükümet, gerek içeride ve gerekse uluslararası alanda çeşitli işbirliği girişimleri içine girmekte, küreselleşen dünyada bunun tersi de düşünülmemektedir. Bir ülkenin başka ülkeler ile diyalog halinde olması, Kıbrıs Türklerinin özellikle varlığı ve bağımsızlığının kaynağı olan Anavatan Türkiye ile işbirliği halinde olunmasının birilerini rahatsız etmesi, çok anlamlıdır. Bu rahatsızlığın kaynağı ne olabilir?

Kıbrıs Türklerini adada güçsüz ve etkisiz kılmayı ve bu yolla da teslim almayı hedefleyen Rum-Yunan mantalitesi, bu konuda önüne iki önemli hedef koymuştur. Bu hedefler ;

1. Türk askerinin adadan çıkarılması
2. Kıbrıs Türkleri ile Anavatanları arasındaki işbirliğinin ve yakınlığın ortadan kaldırılmasıdır.
Kıbrıs Türkleri yalnız başına bırakılırsa ve Türk askerinden kurtulunabilinirse, Kıbrıs adasının Rum egemenliğine sokulması için hiçbir engel kalmayacaktır. Bu hedef doğrultusunda içimizdeki uzantılarını da harekete geçiren Rum-Yunan ikilisi, Kıbrıs Türklerini Anavatan Türkiye’den koparabilmek için yoğun bir çalışma içine girmiştir. Bu çalışmalara bilerek ve dış destekli olarak yardım ve yataklık edenler olduğu gibi, bilmeden ve bilinçsizce Rum emellerine hizmet etme noktasına gelen bazı marjinal gruplar da bulunmaktadır. UBP hükümetine Anavatan Türkiye ile işbirliği nedeniyle suçlamada bulunan kesimlerin bazıları bilinçli, bazıları da bilinçsiz olarak Rum-Yunan çıkarlarına alet olmuş olmaktadırlar.

Dünyanın varlık ve bağımsızlık savaşında yok saydığı, ambargo ve izolasyonlar ile açlığa mahkum etmeye çalıştığı Kıbrıs Türklerine her koşulda ve dönemde kapılarını açan Anavatan Türkiye, gerek savunma anlamında, gerek ekonomik destekleriyle ve gerekse de uluslararası alanda desteğini esirgemeyerek yanımızda olan tek ülke olarak Kıbrıs adasında varlığımızın biricik güvencesi durumundadır. Bu gerçeği görmezden gelerek Kıbrıs Türklerinin varlık kaynağı olan Anavatan ile ilişkilerimizi zedelemeye çalışmak, bilerek ya da istemeyerek de olsa Rum-Yunan çıkarlarına alet olunması anlamına gelir. Ülkesini ve halkını seven birisinin bu tuzağa düşmemesi gerekir.

UBP hükümetinin Anavatan Türkiye ile yakın ilişkiler kurmaya ve mevcut ilişkilerimizi ileri taşımaya çalışması, işbirlikçilikten çok, varlığımızı güvence altına almaya dönük son derece gerekli çalışmalardır. Hükümetin Rum-Yunan çıkarlarına alet olanların gürültülerine aldırmadan Ankara ile çok daha yakın ilişkiler geliştirmekten asla ödün vermemesini diliyorum. Anavatan Türkiye, Kıbrıs Türklerinin varlığı için olmazsa olmaz’dır.

BİR CEVAP BIRAK