Biz bir ağacı sevemedik

Biz bir ağacı sevemedik

0
PAYLAŞ

Sanırım Mayalar haklı çıktı. Gerçekten dünya değişiyor. 21 Aralık’ta dünyamızın yeni bir döneme gireceğini söylemişlerdi. Öyle de oldu. Yeni dünya kuruluyor ve üstelik apolitik dediğimiz gençler tarafından kuruluyor.

İnsanoğlu o yüksek egosundan, yüksek nefsinden, ben bilirim, ben çözerim, ben hallederim duygusundan kurtulduğunda her şey çözülecekti, biliyorduk ama yapamıyorduk. Bize kavga etmek, mücadele etmek öğretilmişti. Bizim tarihimiz hep kanlıydı, devrimlerimiz de öyle… Sevmeyi bildiğimizi sanıyorduk ama bilmiyorduk, aşklarımız bile sıkıştırılmış zamanlarda yaşanmıştı.

Bu yüzden çok güzel hayatlarımız olmadı. Geçmişi özledik hep, geçmişte yaşamak istedik. Geçmişimizi geride bırakamadık, yaşananları hazmedemedik, affedemedik. Biz bir ağacı sevemedik.

Oysa bir ağacı sevmekle başladı her şey. Bir ağacı seven neyi sevmez ki… Kendini sever, komşusunu sever, kedileri, köpekleri sever. Dünyayı sever…

İşte şimdi sevmek zamanı… Sevginin olmadığı hiçbir şey başarılı olamayacak Çok değil birkaç yıl sonra sevmeyi, affetmeyi öğrenemeyenlerin barınamayacağı bir dünyada yaşıyor olacağız. Öfkesini kontrol edemeyen, kindar, kibirli, her şeyi ben bilirim, ben yaparım, ben hallederim diyen insanlar için hayat çok zor olacak.

Bu yüzden biz eski dünyalılar uyanmak ve arınmak zorundayız. Yaşamak için buna mecburuz. Yeni dünyalılar arınmış ve uyanmış olarak dünyaya geldikleri için biz bunu yapmak zorundayız. Mayalar kıyamet demişti ya, evet, uyanamayan ve arınamayanlar kıyameti yaşayacak.

Herkes ve her kurum için geçerli bu. Ayşe teyze için de geçerli, polis teşkilatı için de, siyasi kurumlarımız için de geçerli, hatta başbakan için de…

Geçmişinizle kavga etmeyi bir yana bırakmak zorundasınız. Sevgiyle kucaklamalısınız geçmişinizi. Topçu kışlasını sevgiyle yeniden inşa edecek olsaydınız, ederdiniz, kimse size engel olamazdı. Ama geçmişin öcünü alma duygusuyla hareket ettiğiniz için yeni dünyanın dinamikleri buna izin vermedi. Üstelik beğenmediğiniz, geleceğinizi emanet edemeyeceğinizi düşündüğünüz o ayyaş ve çapulcu gençler buna izin vermedi. Emin olun bu böyle. Ardında başka bir güç aramayın.

Öfkenizden, kininizden arınmak zorundasınız. Kibrinizden de öyle. Halkınızı sevgiyle kucaklamalısınız, ayyaşını da, çapulcusunu da, size oy verenleri de vermeyenleri de birbirinden ayırmaksızın kucaklamak zorundasınız.

Bugünkü konuşmanızdan bu mesajı alamadım maalesef. Korkarım ki, ülkemizi zor günler bekliyor. Halkını kucaklamayan, seçmeni dışındakilerin başbakanı olmadığını belli eden bir Başbakan görüntüsü çizdiniz bugün.”Yol ver gidelim, Taksim’i ezelim…” sloganlarını susup dinlemek size hiç yakışmadı. Olgunlukla onlar da benim halkım diyebilseydiniz keşke.

Ayyaş gençlik istemiyoruz, dindar bir gençlik istiyoruz dediniz ya hep; emin olun yeni gençler dinlerini de bizden daha iyi algılıyor ve hayata geçiriyor. Dini ne olursa olsun, ister Hıristiyan, ister Müslüman, dinlerini yeniden gözden geçiriyorlar. Bizim yaptığımız gibi eski usul gözden geçirme değil üstelik. Biz hep korkularla dinlere baktık, korkularla ibadet yaptık. Şimdiki gençlerin hayatlarında korku yok, onlar korkuyla değil aşkla ibadetlerini yapıyorlar. Gezi parkı direnişi de bir ibadet onlar için.

Ben Gezi Parkı’nda ne görüyorum biliyor musunuz? Sevgi dolu yürekler görüyorum. Ağacını, böceğini kısaca dünyasını seven kocaman yürekler görüyorum. O parkta aşk kol geziyor. Okuyorlar, paylaşıyorlar, sanat yapıyorlar, spor yapıyorlar, mizah yapıyorlar. Her şeyden önemlisi eğleniyorlar. Eğlenerek devrim yapıyorlar. Muhteşemler. Muhteşem bir görüntü sergiliyorlar. Muhteşem bir enerji yayıyorlar.

Onları seviyorum ve gurur duyuyorum.

BİR CEVAP BIRAK