Bizler sana aitiz!

Bizler sana aitiz!

0
PAYLAŞ

“Bizler sana aitiz, senin yoldaşlarınız, bayrağımız yol gösteriyor, yürüyoruz geleceğe…”
Bu sözler size uzaktan gelen bir ses olduğunu söylesem herhalde inanmazsınız, çünkü günlük yaşamda tam bire bir söylenmese de yukarıdaki söz tanıdık gelecektir. Yukarıda aldığım söz 1936 yılında Alman propaganda filminden alındığını söylesem acaba ne düşünürdünüz?
Günümüzde siyasi partiler liderleri kendi adaylarını seçiyor, o adayları seçmene tercih olarak seçim kağıtlarına yazdırıyor ve seçmenin seçtiği kişiler meclisin koltuklarında seçmeni temsil edildiği kabul edilerek oturmaktadır. O koltuklarda oturan kişi kendisini kime ait olduğunu hissetmektedir?
Seçilenlerin hareketlerini / duygularını anlamak için; meclis içi oylamalarda aldıkları tavırları incelemek ile mümkündür… Meclis içindeki seçimlerde /oylamalarda parti başkanın tercihi doğru kabul edilir ve üyeler onun doğruları yönünde ellerini ya kaldırır ya da kaldırmaz. Bu tavrın iktidar partisi ya da muhalif partide olması fark etmediğine şahitlik edebilirsiniz, meclis tutanaklarına bakarak. Mecliste bir çok vekilin olmuş olması çok seslilik anlamına gelmediğini son yıllarda yaşanan meclis tutanaklarına bakarak algılayabiliriz.
Günümüzde yaşanan cepheleşmeler, kavgalar, işgallerin izdüşümlerini geçmişte bulabilir miyiz, ya da soruyu başka türlü soralım; geçmişin izdüşümlerini bugün mü yaşamaktayız?
Bizler sana aitiz!
Bizler sana ait olup olmadığımı bilmiyorum ama birilerinin valisi, polisi, kaymakamı, bakanı ve de milletvekili olduğunu biliyorum… Bir lider söze başlarken ya da bir şeyden bahsederken “benim bakanım”, “benim polisim”, “benim valim”, “benim vekilim” demektedir ve onlarda onun düşüncesine uygun karar almakta ve uygulamakta ve onun beklentilerine cevap verdiğini düşünmekteyim. Onun valisi, bir anmayı rahatlıkla ve bir gerekçe olmadan yasaklayabilmektedir, bir farazi durum için bile gaz bombalarının etkileri bir caddeye, kasabaya ve şehrin üzerine çökebilmektedir. O “benim” diye söze başlayan her hangi bir olumsuz gelişme karşısında “benim bilgim dışında olmuştur” ya da hiç ses çıkarmadan geçiştirmektedir. Kendisine yapılan her eleştiriyi, iktidarını devirmek için bir adım olduğunu düşünen biri konumda, her türlü yasal düzenleme yapmaktan ve istediği gibi toplumu biçimlendirmek için yasalar ya da kararnameleri onaylatmaktan geri durmamaktadır.
Tek adamın hakimiyeti dünyayı bir krizden kurtardı, fakat milyonlarca cana mal oldu ve yeni yaşanacak krizlerin tohumu attı… Bugün yaşadığımız ekonomik krizden çıkış olarak üçüncü dünya savaşı hevesi olanlar ve bu savaşta küçükte olsa rol oynamak isteyenlerin hayal dünyalarında “bir koyup üç almak” düşüncesi yatmasına rağmen, yaşacağımız günler içinde bu “itaat” kavramın bizi hangi maceralara sürükleyeceğini göreceğiz.
Hitler Almanya’sında Hitler’in propaganda bakanı Goelbels gündem değiştirmekte uzmandı, o uzmanlığı bugün onun yolunda giden ve teknoloji verileri ile donatılmış iyi eğitim almışlar yürütmektedir. Gündemin sıkıştırdığı zaman diliminde, bir başka bir gündemin sıkışıklığı yok ettiği ve insanları balık hafızalı konuma getiren uygulamalara şahitlik etmekteyiz.
Son yıllarda ülkemiz içinde bir çok kriz yaşandı, bu krizin boyutu elbette sadece kendi ülkemiz içinde değil, çevre ülkelerde ve global dünyadan gelen baskıların sonucu da olmaktadır. Bu kadar yoğun gündem içinde, yönetilenler hala bir lidere “bizler sana aitiz!” diyebilmektedir. Bu söz direkt söylenmese de sessizce ifade edilmekte ve kimliksizleşen seçmen, rakamdan öte bir anlam ifade edemez konuma gelmiştir.
Liderlerin hayalleri bugün gündemi, yaşantımızı değiştirmektedir. Liderlere demokratik ve yasal meşrutiyet içinde hala “aitlik” ifadeleri etmekteyiz.
Ait olma duygusu acaba bizi nereye ve hangi maceralar içine sürükleyecek?
İsmail Cem Özkan

BİR CEVAP BIRAK