BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği

üyeliği yapacak. Güvenlik Konseyi geçici üyeliği seçiminde 151 ülkenin oyunu alarak bu göreve seçilen Türkiye, bu görevini 2 yıl boyunca sürdürecek.


Birleşmiş Milletler, 1945 tarihinde 51 ülke tarafından imzalanıp aynı yılın 25 Ekim’inde yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Anlaşması ile kurulmuş uluslararası bir örgüt. BM üyeleri, bağımsız devletlerden oluşuyor. Ancak, BM’nin bağımsız ve etkin bir uluslararası örgüt olamadığını hepimiz biliyoruz. Buna rağmen, BM Güvenlik Konseyi Geçici üyeliği, Anavatan dış politikası ve Anavatanın tanıtılması açısından önemli bir görev sayılabilir.


Birleşmiş Milletler’in amacı; uluslararası barış ve güvenliği korumak, bu amaçla barışın uğrayacağı tehditleri önlemek ve boşa çıkarmak, saldırı ya da barışın başka yollarla bozulması eylemlerini bastırmak üzere etkin ortak önlemler almak, barışın bozulmasına yol açabilecek nitelikteki uluslararası uyuşmazlık veya durumların düzeltilmesini ya da çözümlenmesini barışçı yollarla, adalet ve uluslararası hukuk ilkelerine uygun olarak gerçekleştirmektir. BM Anlaşması’nın 2. maddesi, BM örgütü ve üyelerinin, örgütün amaçlarına ulaşmak üzere 7 temel ilkeye uygun biçimde hareket edeceğini öngörmektedir. Bu ilkelerden birincisi, üçüncüsü ve dördüncüsü, sırası ile şöyledir:


BM Örgütü, tüm üyelerinin egemen eşitliği ilkesi üzerine kurulmuştur.  Tüm üyeler, uluslararası nitelikteki uyuşmazlıklarını, uluslararası barış ve güvenliği ve adaleti tehlikeye düşürmeyecek biçimde, barışçı yollarla çözerler. BM Örgütünün tüm üyeleri, uluslararası ilişkilerinde, bir diğer devletin toprak bütünlüğüne ya da siyasal bağımsızlığına karşı, Birleşmiş Milletler’in Amaçları ile bağdaşmayacak herhangi bir biçimde kuvvet kullanma tehdidine ya da kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar.


ABD, Çin, Rusya ve diğer gelişmiş ülkeler, dünyanın hemen her coğrafyasında yukarıdaki temel ilkeleri defalarca ihlal edilmişlerdir. Peki, bu konuda BM ne yapmıştır? Olayları ve uluslararası hukukun çiğnenmesini seyretmekle yetinmiş ya da göstermelik karar tasarıları ile olayları kınamakla yetinmiştir. Bu durum, BM’nin etkinliğini ve saygınlığı azaltmıştır.


BM, zaman içinde kendi amaç ve ilkelerine uymayan bir örgüt haline gelmiştir. BM Anlaşması’nın İkinci Bölümü’ndeki Üyeler kısmında çok etkili bir madde vardır : “Bu Antlaşmada belirtilen İlkeleri ısrarla çiğneyen Birleşmiş Milletler üyesi bir devlet, BM Güvenlik Konseyi’nin tavsiyesi üzerine Genel Kurul tarafından örgütten çıkarılabilir.” BM Anlaşması’nın İlkelerini defalarca çiğneyen bazı ülkeler, BM’den çıkarılmak durumunda değil midir ?


BM Anlaşması’nın Güvenlik Konseyi başlıklı V. Bölümünün 1. maddesine göre; Güvenlik Konseyi, BM’nin 15 üyesinden oluşur. Çin, Fransa, Rusya, İngiltere ve ABD, Güvenlik Konseyi’nin sürekli üyeleridir. Genel Kurul, her şeyden önce Birleşmiş Milletler üyelerinin uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ve örgütün öteki amaçlara katkılarını, aynı zamanda da hakça bir coğrafi dağılımı göz önüne alarak BM’nin diğer 10 üyesini de Güvenlik Konseyi’nin geçici üyeleri olarak seçer. 1 Ocak 2009’dan itibaren bu üyelerden birisi de ülkemiz Türkiye’dir.


BM Güvenlik Konseyi’nin yetki ve görevleri önemlidir. BM üyesi devletler, örgütün hızlı ve etkili hareket etmesini sağlamak için uluslararası barış ve güvenliğin korunmasında başlıca sorumluluğu Güvenlik Konseyi’ne bırakırlar ve bu sorumluluk gereğince görevlerini yerine getirirken Güvenlik Konseyi’nin kendi adlarına hareket ettiğini kabul ederler. BM, uluslararası barış ve güvenliği korumak için başlıca sorumluluğu, Güvenlik Konseyi’ne ve daha çok da bu birimin veto hakkına sahip olan 5 daimi üyesine bırakmışlardır. Bu durumu değiştirmek için atılacak adımlarda rol sahibi olan ülkeler, dünya barışına da katkı sağlamış olacaklardır.


Birleşmiş Milletler, dünyada olup bitenlere karşı gözlerini kapamış biçimde uykuya yatmıştır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinin diğer bölgelerdeki işgalci ve saldırgan tavırları konusunda uykuya yatan BM, İran gibi ülkeler söz konusu olunca aslan kesilmektedir. Bu durumu değiştirmek için yapılacak çalışmalarda etkin rol alacak bir Türkiye, uluslararası areneda rol sahibi olabilecek önemli bir şans elde etmiştir. Bu şansı iyi kullanmasını diliyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.