Boş işler

PAYLAŞ

Basit insanların ve basit toplumların basit sorunları vardır. Onlar bu basit sorunları çok önemli sorunlar olarak yaşarlar. Kumara kendini kaptıran adam bütün gece “Dün sabah ispati onlusunu erkenden atmasaydım başıma bunlar gelmezdi” diye düşünür. “Elimde dört tane renk varken ne diye yerden kağıt çektim?” Kumardan anlamadığım için bu sözleri doğru kullanıp kullanmadığımı bilemiyorum. Üniversitede ilk yılımızda dersler verimsizdi. Kahveye gidiyorduk derse girmek yerine. Beyazıt’da fakültenin yanındaki set üstünde öğrenci kahveleri vardı. Arkadaşlar gerektiğinde beni dördüncü kişi olarak oyuna katmak üzere bana “blum” diye bir oyun öğretmişlerdi. Kötü bir oyuncuydum. Kağıtların başına geçtiğim zaman sonuç hiç iyi olmuyordu: ben ve eşleştiğim kişi yeniliyorduk. Bana kağıt saymamı söylüyorlardı, kağıt saymadan olmaz diyorlardı. Bense kağıt saymayı enayilik ve oyun kazanmayı anlamsız bulduğum için bildiğim gibi yani sporuna oynuyordum.
Yıllar sonra Erzurum’da iş tutarken bazı arkadaşlar bu karlı ve uzun geceler başka türlü nasıl geçecek diye bana ve bizim rahmetliye oyun öğretmeye kalktılar. Rahmetli bu konuda aileden talimliydi, onun için sorun yoktu. Bana oyun öğretmek deveye hendek atlatmaktan zordur: öğrenmek içimden gelmiyordu. Günlerden bir gün Erzurum’dan yola çıkıp otomobil süre süre bir akşam vakti Ankara’ya bacanağın evine düşünce sıkı bir tavla partisine katılmak zorunda kaldım. Bacanak da arkadaşı da pek istekli oynuyorlardı. Birer lira sürmüştük ortaya. Şu paralar bir bitse de ben köşeye çekilsem diye çırpınırken yani kazanmamak için oynarken iş uzadı, bacanağın arkadaşı benim adıma görüş bildirdi: “Sanırım beyefendi yetmiş beş kuruşu gitti diye üzüldü?” dedi. Bazı yönlerimi iyi bilen bacanağım onu şöyle yanıtladı: “Hayır, son kalan yirmi beş kuruş neden gitmiyor diye öfkeleniyor.” Tavlada bir el oynarsam çok sıkılmıyorum, ikinci elde beni ateş basıyor.
İnsanların çoğu basit işlerle uğraşmakta ustadırlar. Bilinç alt düzeyde etkin olduğu zaman yani üst düzey etkinlikler için yeterli olmadığı zaman insan bir boş fikir üreticisi olur ama çok zaman ürettiği fikrilerin oldukça yüksek hatta bütün bir insanlığı ilgilendirmesi gereken fikirler olduğunu düşünür. Bilinç her koşulda fikir üretir, yetersiz olduğu zaman daha kolay ve daha çabuk fikir üretir. Kişisel bilinç de toplumsal bilinç de yetersizlik koşullarında yanılmaya ve yanıltmaya açık olur. Yetersiz bilinç özellikle toplumsal ve siyasal düzeyde fikir üretmeye yatkındır. Tarihten toplumbilimden ruhbilimden felsefeden payını almamış insanlar toplumu hatta dünyayı kurtarmaya eğilimli olurlar. Hemen şimdi devrim düşüncesi böyle bir geriliğin ürünü olmuş, devrimciyi telef ederken kurulu düzenin yağlı ekmeğine yağ sürmüştür.
Bazen bütün bir toplumun insanları bilinç yetersizliğinden ötürü en basit sorunları göremezler ve bir takım olayları yorumlarken ve onlara çözümler ararken batağa saplanırlar. O zaman sorunlar büyür çeşitlenir dallanıp budaklanır, bilinçleri daha da zorlar duruma gelir. O durumda her yeni çözüm tasarısı bir başka zavallılık örneğidir. Başlangıçtan sonraki süreçlerde işler içinden çıkılmaz olunca, ancak o zaman birilerine danışma gereği duyulur. Hasta sahibi ölmekte olan hastanın başında hekime sorar: “Hastaya ne yedirelim?” İyi niyetli hekimin vereceği yanıt bellidir: “Bu saatten sonra ne yedirirseniz yedirin.” Hasta sahibi çaresiz gene sorar: “Bıldırcın kebabı istiyordu, ondan da yedirelim mi?” Hekim sabırlıdır ve biraz da matrak adamdır: “Elbette yedirin, bu gibi hastalıklarda bıldırcın kebabı özellikle önerilir.”
Çözüm iyiden iyiye güçleştiği zaman “akil” adamlara başvurmak gereği duyulur. Kimdir bu akil adamlar? Bilinç düzeyi bütün bütüne aşağıya çekilmiş toplumlarda hemen herkes akildir. Bu akil adamlar toplumsal düzeyde nedenlere inmek gibi bir çabanın peşinde olmadıkları için ayağı yere basmayan çözüm önerileri getirirler. Pekiyi onlar nedenlere inmek çabasına neden girmezler? Bunu yapamazlar, kültür düzeyleri toplumsal konumlarına karşın bunun için yeterli değildir. Beceriksizliklerinin bir nedeni de şudur: fincancı katırlarını ürkütmeden sonuç almak isterler. Herkes akil adam olduğu için özel olarak akil adam aramak gerekmez. Ama şu ya da bu nedenle akil adam aramak gerektiğinde ilk akla gelen kimseler şarkıcılar ya da futbolcular olabilir.
İnsanlar boş işlerle uğraşıyorlar dostlarım, sorun olmayan sorunları sabah akşam alamadın veremedin tartışıp duruyorlar. Kimse aklım kısa demiyor, herkes toplum sorunlarını çözmede belli bir yetkinliğe ulaşmış olduğuna inanıyor. Çözümün içinde kin ve intikam duyguları da var çok zaman. Hepimiz bir tür kumarcıyız sanki. İspati onlusunu bir yakalasak…

CEVAP VER