Boğaz’da yunuslar kadar şendik…

Özdemir Asaf’ın bir şiiri var, adı “Boğaz Gezintisi”


“Ne günlermiş, ne günlermiş
Yıldızlar, mehtap, çamlar altında
Ne günlermiş, ne günlermiş
Gelip geçmiş!
Vapurlar değil, Boğaz’dan geçen;
Boğaz’dan yalılar geçiyor,
Toplamış buralardan eteklerini…
Dairesine çekilen bir saraylı gibi
Yalılar gelmiyen alemlerine gidiyor
Bırakıp bu sessiz gecelerini.
Deniz kenarında denizsiz kalmış yalılar.
Ortaklığı ayrılmış kıt’aların
Anadolu günden güne Rumeli’ye küsmüş…
Bugün biz değiliz bakan yalılara;
Yalılar boynu eğik bize bakıyor
Biz değiliz sarkan hatıralara..
Göğüs gererek dalgalara
Yalılar bir hayal için denize sarkıyor
Yalılar bize bakıyor, denize bakıyor.
Ne günlermiş, ne günlermiş
Yıldızlar, mehtap, çamlar altında
Ne günlermiş, ne günlermiş
Gelip geçmiş!”


Boğaziçi’ne “ne günlermiş” diye bakarsanız eğer, bu şiirdeki gibi “gelip geçmiş” dersiniz elbette. O bakışlar yalılara bakanın biz olmadığını gösterir bize; o yalılar boynu bükük bize bakıyordur…


Boğaziçi’nden çok şey gelmiş geçmiş ama, yine de geçmeyen bir şey var onda. Bir tılsım… Bir ruh… İşte bu ruh onu ölümsüzleştiriyor, vazgeçilmez ve büyüleyici kılıyor. Her devirde hakkında şiirler, şarkılar, romanlar yazılan yapıyor. Her dönemde dünyanın her herinden insanlar ona koşuyor.


Pazar günü ona koşanlar arasında Gemi Mühendisleri Odası’nın üyeleri ve denizcilik sektöründe görev yapanlarla birlikte ben de vardım. Türkiye’de kurulan ilk meslek odası olan ve üye sayısı 2200’e yaklaşan Gemi Mühendisleri Odası, bu yıl üyeleriyle beraber “yaza merhaba” demek için mekan olarak Boğaz’ı seçti çünkü.


Denizcilik sektöründen gelenler, hareketli ve yoğun günlerin yaşandığı, ihracatın hızla tırmandığı, istihdamın arttığı bu günlerde kendilerine bir mola vererek gönüllerince eğlenmek ve yorgunluk atmak niyetiyle, 11 Haziran Pazar günü saat 15:00 – 21:00 arasında Barış Manço Vapuru’yla Boğaz’da güzel dakikalar geçirdiler.


Yüzümüze vuran ılık esintisiyle Boğaz’ı bir baştan bir başa dolaştık. İstanbul bütün güzelliği ve görkemiyle her iki yanımızdaydı. Dolmabahçe Sarayı, Çırağan Sarayı, Ortaköy Camii, Rumeli Hisarı ve  Haydarpaşa, Beylerbeyi Sarayı, Kanlıca, Anadolu Kavağı ve bütün İstanbul karşımızdaydı. Boğazdaki saraylar, hisarlar, camiler, yalılar, köşkler, konaklar, ağaçlar, burunlar, koylar, mesire yerleri ve küçük semt iskeleleri, tek tek Boğaz’dan seyredilmeye değer güzellikteydi. Adalar da öyle…


İnsan Boğaz’da olur da mutlu olmaz mı? Bizde masmavi Boğaz sularında bizimle yarışan yunuslar kadar şendik doğrusu.


Üstelik yaşanan ufak tefek aksiliklere rağmen şendik. Bu yıl ilki düzenlenen ve bundan sonrası için geleneksel hale getirilmesi düşünülen “yaza merhaba” gezisinin birçok eksiği, aksağı vardı ama, hiçbir şey Boğaz’ın güzelliği karşısında keyfimizi kaçıramadı.


Denizcilik Müsteşarlığı Müsteşar Yardımcısı Hasan Naiboğlu, Denizcilik Müsteşarlığı İstanbul Bölge Müdürü Cemalettin Şevli, Denizcilik   Müsteşarlığı İzmir Bölge Müdürü A. Selçuk Sert, YTÜ Gemi İnşaatı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Dursun Alkan, İTÜ Gemi İnşa ve Deniz Bilimleri Fakültesi Deniz Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdi Kükner, YTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, GMO Yönetim Kurulu üyeleri; Sacit Demir, Mustafa Zorlu, Tamer Yılmaz, Binnur Özmen, Yücel Erdem in de katıldığı gezide bir de çekiliş yapıldı. Bir tanesi bile bana çıkmayan çekilişte 10 adet küçük, 2 adet büyük yelkenli hediye edildi.
 
Boğaz’ı seyrederken, nedense işten güçten kafamızı kaldırıp çevremizdeki güzellikleri göremediğimizi fark ettim. İstanbul’u gezmediğimizi, İstanbul’u gezdirdiğimizi düşündüm. Bir turist gibi, tüm güzelliklerini keşfede keşfede gezenimiz çok mudur acaba? Çoktur belki ama, bir gerçek var ki; birçoğumuz yoğun yaşam tempomuz yüzünden genellikle, şehir ya da yurt dışından gelen yakınlarımızı gezdirirken görüyoruz İstanbul’u.


Oysa Boğaz’da dolaşmak için bir yakınımızın İstanbul’a gelmesini ya da böyle özel organizasyonları beklemeye gerek yok. Çünkü herkese uygun bir boğaz turu tarifesi var. Turlar genelde Kabataş ya da Eminönü’nden başlıyor. 20 kişilik küçük teknelerden 400 kişilik büyük teknelere kadar çok çeşitli seçeneklerin sunulduğu Boğaz turları, bir saatle altı saat arasında değişiyor.


Belediyenin ve şehir hatlarının vapurla düzenlediği turların yanı sıra özel tur şirketleri de yaz aylarında değişik alternatifler hazırlıyor. Üstelik bu tekneleri düğün, nişan gibi özel günlerinizde kiralayabiliyorsunuz da…


Boğaz turlarının geçen yıllara oranla daha lüks olduğunu hatırlatmakta fayda var. İsterseniz Boğaz’ı koca bir katamaranla da gezebilirsiniz. Bildiğim kadarıyla Lamia adlı 32 metrelik katamaran geçen yıl Boğaz’da özel turlar yapmaya başlamıştı. Lamia’yla sadece Boğaz’ı değil, salonundaki akvaryum pencerelerden deniz altını da seyredebilirsiniz.


Boğaz’da birçok lüks yat dolaşıyor. Dolmabahçe’den kalkan “Sultan Kayıkları” ise bir başka alternatif.


Biraz daha uçuk bir şey istiyorsanız eğer, sanırım onun için de seçenekler var. Boğaz’ı önce helikopterle yukardan seyredebilir, sonra da tekneyle Boğaz turunuza devam edebilirsiniz.


Dedim ya, alternatif çok. Bence birini seçin ve bu güzel havalarda Boğaz’ın ılık esintisini sizde yüzünüzde, saçlarınızda hissedin.


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

seven + twenty =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.