İbrahim’in bir sabahı

PAYLAŞ

İbrahim yediye doğru uyandı, işsizliğin bütün dinginliğiyle yatakta elli dakika kadar döndü durdu. Sekize on kala kalktı, elini yüzünü yıkadı. Gazete ve ekmek almaya gitti. Birkaç yıldır “Gülüm Market” olmuş olan “Tokat İtimat Bakkaliyesi”nden iki gazete ve bir tava ekmeği aldı. Tava ekmeği bir on günün içinde çay tabağı ekmeği denebilecek kadar küçülmüştü. Bunun nedenini dükkandaki ilgililerden birine sorduysa da bir yanıt alamadı. Çayını içmeden önce gazetelere göz atmak en büyük zevkiydi. Tanımadığı ve yaşamında hiçbir ağırlığı olmayan insanların toplumsal ve iktisadi durumlarıyla ve daha çok “aşk” ilişkileriyle ilgili bir takım bilgiler almak İbrahim’in hoşuna gidiyordu. O gün de bu anlamda her iki gazetede dolu dolu bilgiler vardı. İbrahim yayları çıkmış olan koltuğa kuruldu ve gazetelerine daldı. Mutlu bir olay olmuş, dizi oyunculuğunun en seçkin adlarından Cemilcan Gürcan (asıl adı Necabettin Cemil Taktak) Cihangir’de bir manavdan alışveriş yaparken sevgilisiyle görüntülenmişti. Yakalandığını anlayınca sevgilisini manavda bırakıp kaçmıştı.

Sevgili Tuğçe Canakan da onun ardından seğirtmişti.

Mehmet Ali Çelik günler sonra ilk olarak objektiflere takılmıştı. Kaçmaya çalışırken tökezlemiş, son anda düşmekten kurtulmuştu. Çiçek Babacan gazeteci adaylığından sunuculuğa yükselmişti. Herkes onun sunuculukta ne kadar başarılı olduğunu konuşuyordu. Fransızların ünlü sunucusu Giselle Blanche’ın hık demiş burnundan düşmüştü Çiçek. Canım benim! Gizem Sezgin evlendikten sonra da erkeksiliğini koruduğunu, asla kadınsı bir tip olmadığını söylüyordu. İkinci sayfada cinsellik tartışmaları yapan Gülsüm Gönder bugün iç gıcıklayan bir yazı yazmayı düşünmemiş, ancak zengin kadınların yoksul kadınlardan daha çok ayrılmaya yatkın olduğu konusunu heyecan verici bir dille işlemişti. Bu arada sağlıklı yaşam için haftada iki defa düzenli seks yapmanın gerekli olduğunu yazıyordu. İbrahim “Kendi kendimize bir şeyler yapıyoruz ama pek düzenli olmuyor” diye söylendi.

İbrahim o ara çayı demledi, dünden kalan beyaz peynir parçasını ve taze ekmeği getirip sofraya koydu. Gene gazetelere daldı. Önce acımasız bir biçimde karısını öldüren adamın fotoğrafına dalıp gitti ve o ara demek ki acımalı bir biçimde de insan karısını öldürebiliyor diye düşündü. Eskişehir’de bir kuyumcuda çalışan Salih Maraş kıskançlık nedeniyle on sekiz yıllık eşi Fadime Gülsen Maraş’ı demir çubukla başına vura vura öldürmüştü. Polis yirmi santim boyundaki balkon demirine hemen el koymuş ve vakit geçirmeden soruşturmaya başlamıştı. Salih Maraş karısını öldürdükten sonra çok büyük bir rahatlık duyduğunu söylüyordu. Kayınbabasına kızan Süleyman Sami Şeker adlı bir adam da karısı Gülmelek’i tabancayla bacağından tek kurşunla yaralamış, karısının yeğeni Asım Çekici’yi de üç kurşunla öldürmüştü.

İbrahim kahvaltıdan sonra daha ciddi sayfalara geçti. İktisat sayfalarında bilir bilmez uzun süre oyalanırdı, belki orada adı geçen ve fotoğrafı basılan büyük ve zengin insanlara özendiğinden belki de yalnızca iktisadi yaşamın çok önemli olduğuna inandığından bu sayfalardan vazgeçemezdi. Pek bir şey anlamasa da iktisat sayfalarını okumayı pek sever, o sayfalarda öğrendiği bazı terimleri ve deyimleri anlamlarını iyi bilmese de kırk yılda bir hemşerileriyle bir araya geldiğinde kullanırdı. “Reel sektör” sözünü de bu sayfalardan kapmıştı. “Reel”in ve “sektör”ün ne olduğunu bilmese de “reel sektör” sözü ona bir şeyler anlatıyordu. Reel sektörün korunması gerektiğini zaman zaman arkadaşlarına anlatırken yüzü sararır elleri titrerdi. Bir ara iktisat okumayı da düşünmüş, sonunda askere gitmiş ve hiçbir şey okuyamadan “düz lise” diplomasıyla ortada kalmıştı. Askerlik dönüşü bir kıza gönlünü kaptırmış, kız bunun çulsuz olduğunu öğrenince ağlaya ağlaya özürler dileyip kaçmıştı. Hısım akrabadan bilen bilmeyen onun okumaya zaten eğilimli olmadığını, yoksuldan hiçbir şey ummayan vicdanlı ve yufka yürekli öğretmenlerin desteğiyle lisenin arka kapısından çıktığını söylerlerdi. İbrahim gazetenin dokuzuncu sayfasında okuduğu şu haberle sevince boğuldu: şu günler otomobillerde altı bin liraya varan indirimler var. Ne güzel, az parası olanlar da böylece otomobil sahibi olabileceklerdi. Tüketici finansman şirketi CSL’nin bol bol kredi dağıtacağını öğrenince sevinci bir kat daha arttı. “İstanbul mağazaları Arapların gözbebeği” haberi onu daha da sevindirdi. “Arap hacıları buralara gelip bol bol para harcasın ki bu toplum zenginleşsin” diye düşündü. On ikiye doğru işsiz arkadaşlarıyla buluşmak üzere evden ayrıldı.

CEVAP VER