İBRE RUMLARIN ALEYHİNE

İBRE RUMLARIN ALEYHİNE

0
PAYLAŞ

      Toplum Postası Editörü Serhat İncirli LTR’da Haber Müdürü Nazif Akpınar”in sorularını yanıtladı. İki gazetecinin ‘Kıbrıs Türk Masası’ programındaki söyleşilerinin özetini aşağıda sunuyoruz:


 


         Referandum’dan bugüne şartlar değişti mi? 


         Referandum sonucu AB ve ABD için sürpriz oldu. Kıbrıs sorununun çözüm olarak üye olması AB’nin bir ayıbıdır.  Annan Planı’na ‘Hayır’ denildiğinde başlarının derde gireceğini, büyük sermayenin temsilcisi Klerides önceden gördü. Talat’ın İngiltere’ye gelmesi Rum kesimine bir göz dağı anlamındadır. Şimdiye kadar Rumları destekleyen İngiltere’nin de şartları değişmiştir. Artık Irak ve Büyük Orta Doğu Projesi gibi yeni politikalarda Türkiye ile iyi ilişkilere gereksinimleri vardır.


 


         Referandumdan kazançlı çıkan kimdir? 


         Bana göre Rum tarafı yitirmiştir. Bundan sonra Rum’ların tek yanlı istediği bir şey olamaz… Rumlar geçmişte adanın demografik yapısının değiştirildiği konusunda şikayet ediyorlardı. Plana ‘Hayır’ diyerek farklı tavır aldılar. AB’ye girmelerine çok sevindiler ama umduklarını bulamadılar… Türkiye açısından da korkulanlar Rum kesiminin AB’ye tek yanlı girmesiyle işgalci konuma düşmesi, tazminatlar ve Rum kesiminin veto hakkıydı… Türk tarafının Plan’a ‘Evet’ demesiyle korkulanlar olmadı.


 


         Şimdi ya da bundan sonra olması gereken neler? 


         Ne yazık ki gündemde Kıbrıs’ın birleştirilmesi yerini yalnızca izolasyonların kaldırılmasına bıraktı. Aklı başındaki Rumlar ve Klerides KKTC’ye yapılacak açılımı gördüler. Şimdiye kadar yedikleri en büyük tokattır. Klerides geçen hafta ‘KKTC bir devlet olarak tanınmasa da bir yasal varlık olacaktır’ diye kaygılarını dile getirdi. KKTC’ye direk uçuşların başlayacağını da sanıyorum. Rumlar da bunu engelleyemez. Siyasi kimliğimiz Kıbrıs Cumhuriyeti olsa da hukuki olarak kimliğimiz KKTC olmuştur. Bugünkü şartların değişmesi için 2004 Aralık’ına kadar Rumlar Annan Planı’nı farklı adla bile olsa onaylamaları gerekiyor ama ne yazık ki aşırı milliyetciliğin bunu engelleyeceğini sanıyorum.


 


         Referandum’a dönersek. Siz bu sonucu bekliyor muydunuz? 


         Ben Referandum öncesinde adada araştırma yaptığım için bu sonucu gördüm. Yalnız AKEL ben de dahil herkesi büyük hayal kırıklığına uğrattı. AKEL’in savunduğu gibi etnik temele dayalı bir komunizm olmaz. Kuzey’de ezilen işçiler gözardı edildi. Zaten AKEL’in kapitalist bir birliktelik olan AB’yi desteklemesi de şaşırtıcıdır. Referanduma ‘Hayır’ın anlamı aynı zamanda eleştirilen konuların onayıydı…


 


         Kuzey’de bir arada yaşamaya karşı çıkanlar da Annan Planı’na ‘Evet’ dediler…


         Kuzey ve Güney’de 400 bin seçmenin 100 bini ‘Evet’ dedi. Bizim sorunumuz kalanlarla. Kendilerince haklı olarak ‘Hayır’ diyenler olabilir… Bu referandumunı ekonomik ve siyasi ayrı sonuçları vardır. Annan Planı’nın alternatifi bölünmüşlüktür. Klerides’ten Talat’a kadar kimse bu Plan ‘mükemmel’ de demedi zaten. Ama bu çözümde ciddi bir adımdı.


 


         Kıbrıs Türk Halkının önünde şimdi neler var?


         Çok belirsizlik var. Bazılarına göre her iki tarafında istediği oldu. Rumların da istediği AB’ye tek yanlı olarak girmesidi… Allah muhafaza Kıbrıs Türk kesiminden ‘Hayır’ çıksaydı Türkiye’nin işi çok zordu. Türkiye ‘Evet’ dediği için Kıbrıs Türk kesiminde ‘Evet’ çıktı.


 


         AB ve ABD’nin destek verirken tanınma istemememizin nedeni nedir? 


         Türkiye’de Genel Kurmay 2. Başkanı’nın açıklamasını iyi dinleyenler anlarlar ki Irak’ta olduğu gibi etnik kökene dayalı bir devlete kimse destek verilemez. Azerbaycan da etnik Karabağ sorununu gözönüne alarak BM’deki oylamada KKTC’ye destek veremedi. Zaten tanınma çabaları da geçmişte bir sonuca ulaşmadı.


 


         Tanınma için şartlar değişebilir mi? 


         Rumlara bağlı. Çekoslavakya’da olduğu gibi Rum tarafı taksimi kabul ederse bölünme olur. Tanınmada ayrılığın taraflarca ve büyük patronlarca onaylanması gerekir. AB ve ABD de varolan konuma onay veriyor. Serbest uçuşlarla ekonomik sorun hafifler zaten. Var olan konumda kimse de sesini çıkarmazsa AB ve ABD’nin de umurunda olmaz.Açlık çeken Afrika ülkelerini kurtarmak bile kimsenin umurunda değil…


 


         CTP’nin iktidar performansı nasıl? 


         DP ile koalisyonuna karşıyım. Serdar Denktaş’ın ayrılıkçı politikası hem Türkiye ve dünya ile çelişiyor. CTP yıkılan SSCB sonrasını en iyi değerlendiren bir parti oldu. Serbest piyasa ekonomisinde çözüm üretmeyi hedefledi. Bundan sonra CTP şimdiki politikası idare etmek yerine anlaşma için Türkiye’yi zorlamalı. Türkiye’siz bir çözüm üretilmeli. Kıbrıs’taki bu avantajın Aralık’taki AB tarihine kadar korunması gerekiyor. Türkiye’nin özgün şartlarından bağımsız bir şeyler yapılmalı. Kuzey kumarhanelerden off-shore bankacılığa Türkiye’nin kirli arka bahçesi olmamalı…


 


–    26 Eylül’de seçim yapılması sözkonusu. Tayyip Erdoğan seçimden önce yapılacak çok şey var derken Talat bütçemiz bile yok diyor. Koalisyon aritmediği de karışık. Böyle bir ortamda seçim düşünülüyor. Nasıl değerlendiririyorsun?


–     Politikacılar açısından komedi, halk açısından drama yaşanıyor. Türkiye’nin belirleyiciliği önemli. Türkiye’nin 2004 Aralık’ı kazasız belasız atlatmak istiyor.


 


–     O zaman seçim olmaz mı diyorsun?


–     Hayır. Geçici erken seçim hükümeti olabilir…

BİR CEVAP BIRAK