Bütün insanlar aptaldır…

Evet, yanlış okumadınız, bütün insanlar aptaldır, buna ben de dahil… Aptal olduğumuz için doğayı yok ediyoruz, çünkü ancak aptallar bindiği dalı keser… Aptallar doğru ve yanlışı ayırt edemez. Bugün yaşadığımız aptallar çağında, hangi insan doğruyu ve yanlışı gerçekten ayırt edebiliyor? Yaratılan halüsinasyonlar ve gerçek olmayan gerçekler içinde yaşayan insan, acaba en son ne zaman ayağını doğal bir toprağa bastı?
Bütün insanlar aptaldır, çünkü yaşadığı doğayı yok ediyor. Doğadan koparak kendi yaşam alanını kuran ve doğaya karşı yapmış olduğu savaşta zafer ile çıkma şansı olmayan insan, bu sonu olmayan savaşta her geliştirdiği teknoloji ile hem doğayı hem de kendisini yok etmektedir. Doğaya karşı yapılan savaş aptalların işidir, çünkü aptal bindiği dalı kesmeye devam ediyor…
İnsan düşünmeye başladı ve ilk düşündüğü şey yaşadığı yeri değiştirmek ve daha rahat ve güvenli bir yaşam alanı kurmak olarak tasarladı, o yüzden bitkileri, hayvanları evcilleştirdi. Evcileştirdi ama kendisini de biçimlendirdi, evcileştirdi, doğadan koptu. Doğadan kopan insan şehri kurdu, daha rahat ticaret ve çalışmadan para kazanmak için… Başkasının emeği üzerine rahat yaşam kurmak isteyen insan, yanında çalışan hemcinslerini köle yaptı, evcilleştirdiği hayvanlar gibi. Evcil hayvanlar başka insanları da (para karşılığında satın aldığı ya da zor ile köle yaptığı insanları) gibi kapı kulu yaptı, kendisine hizmet etsin diye ve onları aptallaştırdı, kendisine sadık kalsınlar diye. O yüzden okullar kurdu, okula giden her çocuğun aptal olacağını bilerek kurguladı, çünkü çocuk doğaya ait duyguları ve hayalleri vardır ve bütün dünyanın çocukları aynı şekilde güler, acıları ise farklı sesler ile ifade ederler. Aynı şekilde gülen çocukların seslerine biçim ve sistem verdiler ve onları aptallaştırdı insan.
Kapı kulu olan, ev sahibine hırlamaz, kapıdan geçen her hangi bir gölgeye hırlayan canlı yarattı, gücü elinde bulunduran insan ve onların yaratmış olduğu sistem. Dostu yok dedi, insanın insandan başka… Bazen insan kelimesi yerine bir isim uydurdu, millet adı dedi uydurduğa isime…
İnsan aklını kullanmaya başladı ama aptallaştı, çünkü doğaya karşı açtığı savaşta doğadan koptu. Doğadan kopan insan kendi sonunu hazırlarken doğayı da yok etmeye başladı. İnsan yer yüzüne hakim olduğu günden bu yana, kaç canlı türü yeryüzünden doğal olmayan şekilde soyu kurudu, kaç yeni virüs üretti? Virüs üretti çünkü savaşta kullanılmak üzere bir silah olarak düşündü, kaç insanı, kaç canlıyı yok eder diye ürettiği virüsü hiç çekinmeden ve haber vermeden insanlar ve doğa üzerinde denedi. Kendi ürettiği atom silahlarını yeryüzüne değmeden patlayacak şekilde planladı ve uyguladı, bir şehri ve içindekileri ile birlikte yok ederken, bütün dünyayı radyasyon ile etkiledi ve bu etkiyi yıllarca bütün insanlardan sakladı. O kadar büyük aptal ki, temiz enerji diye radyasyon üreten santraller üretti ama çöplüğünü ne yapacağını bilemedi. Çöp üretenler kendilerinin yaşamadıkları topraklara çöplerini gömdüler, o topraklardan sızan radyasyonun sadece orayı etkileyeceğini düşündüler ama gök kubbenin tek olduğunu, doğanın bir bütün olduğunu ve bir yerde gelen felaketin bütün evreni kucaklayacağını düşünemedi. İnsan; gözü dönmüş, para hırsı içinde, egosuna teslim olmuş aptal olduğunu farkına varamadı, çünkü aptallar kendilerine ayna karşısında bakmaz, hedeflediği amaca ulaşır ve onu elde etmek için her aracı meşru sayar.
İnsan aptaldır, çünkü bindiği dalı kesmeye devam ediyor, yarattığı doğadan kopuk evreninde, doğanın bir parçası olduğunu unutarak, her yeri ama her yeri kirletmeye devam ediyor… Doğayı doğal olmayan nesnelerle kirleten insan aslında kendisini kirletiyor, yok ediyor. Bunu görmek istemediği içinde kirletmeye ve katlanarak kirletmeye devam ediyor. Ve yeni teknoloji diye insanın yaşamını yok eden, insanı düşünmeyen canlı haline getiren ürünler yaratmaya ve üretmeye devam ediyor. Kısaca insanı kapı kulu yapmaya yarayan yaşam düzeni geliştirmeye devam ediyor.
Yeni sistemler, yeni sosyal ilişkiler kurmaya ve geliştirmeye devam eden insan, aslında doğanın bir parçası olduğunu unutarak, doğa içine para kazanmak için turlar düzenliyor ve para kazanacağı bir dere gördüğünde hemen oraya set kurup, diğer canlıları düşünmeden yok ediyor. Göçmen kuşları kurulan o barajın üstünde dönerek gidecekleri yolarlını kaybediyor ve bir canlı türü de bu sayede yok oluyor, çünkü göçmen kuşlara yönünü kaybettirirseniz, onlarda gitmeleri gereken yere gidemeyerek yok olacaktır… Kısa süreliğine bir yere bereket getirseler de, üreyemeyen kuşlar bir daha mavilikler içinde göremeyeceğiz, onların aşıladığı ne çiçeği, ne ağacı bir daha göremeyeceğiz doğa içinde… yok ediyoruz, doğayı, dereleri, kuşları ve ağaçları, çiçekleri ve de kendimizi…
İnsan aptaldır bütün diğer hayvanlara ve canlılara göre, çünkü onlar en azından doğal olan karşısında ve doğa yasası karşısında boyun büküyor, insan isyan ediyor ve isyanı onun sonu olduğunu görmüyor. Doğadan kopuk yaşayan her hayvan aptaldır, çünkü doğruyu ve yanlışı ayırt edemez.
İsmail Cem Özkan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

fourteen − six =