Bu mu demokrat olmak?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ya da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşlerinin türbanı söz konusu olduğunda “en demokrat” olanlar son günlerde galiba sadece “kendilerine demokrat olduklarını” saklayamaz hale geldiler.

Eskiden “Moskova’ya !” denirdi. Bugün ise “…vatandaşlıktan çek git” denmekte. Üstelik bu sözlerin sahibi de AB yolunda ilerleyen Türkiye’nin Başbakanı.

Eleştiriye hiç tahammülü yok. “Türban” söz konusu olduğunda “insan haklarına” sahip çıkmak adına bir gazeteciyi “vatandaşlıktan atıveriyor”.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın bu sözlerinin Avrupalı Türkler yaşadıkları ülkelerde haksızlığa uğradıklarında eleştirilerini yüksek sesle söyleyince “ülkemizi beğenmiyorsanız çekip gidin Türkiye’ye” diyen aşırı sağcıların dediklerinden bir farkı olmadığını görmekteyiz. Ülkede her hangi bir konudan memnun olmayanlar bu durumu eleştirdiklerinde yaşadıkları ülkeyi terk edeceklerse onbinlerce Türkiye kökenli Avrupalı’nın akın, akın Türkiye’ye dönmek zorunda kalması durumunda TC Başbakanı’nın diyebileceği bir şey olamaz bu durumda!

Ama aynı Başbakan “dut yemiş bülbül” gibi benim bu yazıyı kaleme aldığım saatlere kadar! Türk Tarih Kurumu Başkanı belki de ender bir ırkçılık sergileyerek “Kürtler’in yüzde otuzunun Türkmen, Kürt Alevileri’nde Ermeni kökenli” olduğu tarzında konuşurken bilinçli bir şekilde seçilmiş kelimelerle “Ermeniler’i” aşağılaması nedense Başbakan tarafından tepki görmedi.

Oysa TTK aynı TÜBİTAK ya da MİT gibi Başbakanlık bünyesinde bir kurum ve çalışanları Başbakanlık personeli. Ceplerinde başbakanlık kimlikleri ile gezmekteler.

Kopenhag Kriterleri’ni yerine getirdiğini iddia eden bir ülkenin Başbakanı kendi emrinde çalışan bir görevlinin -aslında Türkiye’de savcıları harekete geçirmesi gerekecek bir şekilde ve de AB temel prensiplerine tamamen aykırı- ırkçı söylevlerini anında kınamalı ve söz konusu görevli hakkında idari soruşturma açtırdığını duyurmalıydı. Bunu başında bulunduğu ülkenin maalesef sayıları az olmayan “kafatasçı düşüncelere” sahip devlet memurlarının tümüne bir uyarı olarak yapmalıydı.

Ama hayır! Ne ülkenin Başbakanı, ne de kendisinin ne kadar demokrat olduğunu anlata anlata bitiremeyen Cumhurbaşkanlığı’na aday Dış İşleri Bakanı bu sorumluluğu sergileyebildiler. Sanmıyorum ama, ben bu yazımı kaleme aldıktan sonra ve siz bu satırları okurken benzer bir çıkışları olursa slında geç olacak ama bu bile beni sevindirirdi.

Çünkü ülkenin en tepesinde oturanların bu “duyarsızlığı” Halaçoğulları gibilerinin cesaretinin artmasına neden olduğu için beni çok endişelendirmekte!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here