“Bu tür müdahaleler Kıbrıslı Türkleri, Türkiye’den soğutuyor”

Kuzey Kıbrıs’ta eğitim iş kolunda örgütlü iki sendikadan biri olan Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın (KTÖS) Genel Sekreteri Şener Elcil ile cumhurbaşkanlığı seçimlerini konuştuk.

Doğu Akdeniz gerilimin gölgesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Ulusal Birlik Partisi (UBP) Adayı ve Mevcut Başbakan Ersin Tatar yüzde 32.34 ve bağımsız aday olarak seçime giren mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ise yüzde 29.84 oranında oy alarak, 18 Ekim’de yapılacak ikinci tura kaldılar. Seçim süreçlerinde Ankara’dan müdahalelerin uzun yıllardır tepki çektiği Kuzey Kıbrıs’ta, bu seçimde de AKP Hükümeti’nin izlediği politika tartışılıyor ve eleştiriliyor.

Peki adaylar dışında faklı toplumsal kesimler bu konuda ne düşünüyor? Kuzey Kıbrıs’ta eğitim iş kolunda örgütlü iki sendikadan biri olan Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın (KTÖS) Genel Sekreteri Şener Elcil ile konuştuk.

“AKP’NİN AÇIK BİR MÜDAHALESİ VAR”
Şener Elcil

Şener Elcil | Fotoğraf: Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası

Elcil, söze başlarken “çok ilginç bir seçim” süreci yaşadıklarını belirtiyor ve devam ediyor: “Çünkü seçim, buradaki adaylarla AKP’nin belirlediği adaylar arasında geçiyor. AKP’nin adayı şu anda Sayın Ersin Tatar. AKP onun arkasında durdu. Ve Kıbrıs Türklerinin siyasi iradesini hiçe sayarak; uluslararası anlaşmaları, garantörlüğü hiçe sayarak seçime doğrudan müdahale ediyor.”

AKP’nin seçim çalışması yapmak üzere Kuzey Kıbrıs’a bir ekip gönderdiğini ifade eden Şener Elcil, “Burada şu an çalışıyorlar, uzun süreden beri. Bunun dışında Türkiye büyükelçiliği tamamen bir seçim bürosu gibi çalışıyor” diyor. Elcil, şu vurguyu da yapıyor: “Bunu AKP’nin bir müdahalesi olarak görüyoruz. Yani Türkiye devletinin bir müdahalesi olarak görmüyoruz.”

“MÜDAHALEYE NEREDEN GELİRSE GELSİN KARŞIYIZ”
Böyle bir müdahaleye nereden gelirse gelsin karşı olduklarını dile getiren Elcil, “Çünkü demokrasi varsa ve bu demokrasiye saygı duymak lazım. Nasıl ki Amerika’nın elçisi ya da yetkilisi Türkiye’deki seçimlerle ilgili bir açıklama yaptığında tepki alıyorsa veya başka biri Türkiye’nin içişlerine müdahale ettiğinde tepki alıyorsa, aynı tepki bizde de var. Bu ciddi bir soğuma yaratıyor Türkiye ile Kıbrıslı Türkler arasında. AKP kendi siyasi menfaati için bunu yapıyor. Bunu biliyoruz. Ama Kıbrıslı Türklerin de Türkiye’den soğumasını yaratan ciddi bir olgu olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Elcil, “AKP Hükümetinin yürüttüğü politikalar nedeniyle Türkiye’nin büyük bir dış borç batağında olduğunu”, içeride ve dışarıda sıkışan AKP iktidarının, Kuzey Kıbrıs konusunda da “bir algı operasyonu” yürüttüğünü düşünüyor: “Bu noktada dikkatleri başka bir tarafa çekmek için nasıl ki Irak’ta nasıl ki Suriye’de nasıl ki Doğu Akdeniz’de nasıl ki Azerbaycan’da, Libya’da algı operasyonu yapıyorsa şu an da AKP’nin burada yürüttüğü algı operasyonudur. ‘Maraş’ı açıyoruz’ ‘Mavi Vatan’ diyerek bu algı operasyonu yaratmaya çalışıyor.”

“BİZİM KAVGAMIZ, SİYASİ EŞİTLİK KAVGASI”
Elcil, Kuzey Kıbrıslıların talebinin ne olduğuna ilişkin sorumuza da şu yanıtı veriyor: “Kıbrıslı Türklerin kavgası siyasi eşitlik kavgasıdır. Türkiye Kıbrıs’ta uluslararası anlaşmalar gereği bir sorumluluğu, yani garantörlük sorumluluğu çerçevesinde bulunuyor. Ama Türkiye bu garantörlük sorumluluğunu aşan oranda, bunu bir işgale dönüştürdü. Oysa yapılması gereken Kıbrıslı Türklere güvenmek, Kıbrıslı Türklerle paralel, siyasi eşitlik bir anlayış ve ilişki kurmaktır. Buyuran, emir veren, emir veren, emir alan bir tutumla, biat eden bir toplum yaratılmaya çalışıldı. Bu ciddi bir yanlıştı. Bu yanlış ve bu anlayış son sürat devam ediyor. Özellikle Kıbrıs çevresinde 9 trilyon dolar değerinde doğal gaz ve petrol varlığı keşfedilince yeni Osmanlıcı anlayışla hareket eden bir AKP var Türkiye’de. Yani garantörlük sorumluluğu çerçevesinde, Kıbrıs Cumhuriyetinin ve toprak bütünlüğünü, anayasasını garanti edip, buradan Kıbrıslı Türklerin siyasal eşitliği için, bir federal yapı kurup Türkiye’nin burada elini çekmesi yerine, Doğu Akdeniz’de fetih zihniyetiyle hareket ediyor. Bu ‘Mavi Vatan’ da bunun üstüne kurulu aslında. Oysa bunun tam tersi hareket edilmesi lazım.”

Bu noktada, “Nasıl?” diye soruyoruz. Ona da yanıtı şöyle Elcil’in: “Türkiye, Kıbrıslı Türklerle hem siyaset hem de sosyolojik olarak derin bağları olan devlet. Türkiye, güçlü devlet. Türkiye doğal gaz ve petrol varlığını bölgede barışın kurulması doğrultusunda geliştirip kurabilecek, bunu Türkiye’nin yararına değerlendirebilecek potansiyele sahipken, bunu bir savaş politikası haline getirdi. Bunu bir çözüm ve iş birliği politikası haline getirmek yerine, ‘Mavi Vatan’ safsatasıyla, ‘hepsi benimdir’, ‘benim sözüm geçer’, ‘ya benimsin ya da kara toprağınsın’ mantığıyla hareket eden siyasi bir aktör var.”

“YÖNETENLER ÇÖZÜM İSTEMİYOR”
Şener Elcil’e Kıbrıs sorununun çözümüne dair görüşlerini de soruyoruz. “İki toplumun kendi arasında hiçbir sorunu yoktur. Burada anlaşmaz olan ve anlaşmazlığı devam ettirmeye çalışan iki tane unsur var. Bir tanesi Güney’deki Kıbrıs’ın sağ faşist liderliğidir. Diğeri de Türkiye’nin gölgesinde şu anda çözümsüzlüğü oynayanlar. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti uluslararası olarak tanınıyor. Dolayısıyla Kıbrıslı Rumlar memnun, liderlik olarak memnun değil. Çözüm olmasını istemiyor iki taraf yönetimi de. Çözüm şudur: Federal temelde iki toplumunda kabul edebileceği, belirli bir parametreler var iki taraf için de. Bu da iki toplumun eşitliği, tek egemenlik, tek uluslararası hüviyeti olan bir Federal Kıbrıs Cumhuriyeti yaratmaktır. Bu durum Türkiye tarafından da kabul edilmiş altına imza konmuş belgelerdir. Türkiye şu an diyor ki, hayır ben iki ayrı devlet istiyorum. Bu toprak bütünlüğü garantörü olduğu bir ülkeyi bölmektir.” Şerif KARATAŞ / EVRENSEL İstanbul

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.