Buba, Zuzu ve Shay

Amerika’da 2 milyon civarında evsiz barksız, sokakta yatıp kalkan insan –homeless– olduğu söylenirse, dünyanın öteki tarafından kocaman bir kahkaha duyulur: “Haydi canım sen de!” denir, “Hiç olacak şey mi, dünyaya kafa tutan koca ABD’de iki milyon evsiz insan olsun, sokaklarda yatıp kalksın, bu insanlar külüstür arabalarını eve çevirsin… Gülerim ben buna! Olur mu öyle şey, gel de külâhıma anlat…”

Böyle denir denmesine ama, gerçek budur: ABD’de şu ânda 2 milyondan fazla insan sokaklardadır; evini barkını son ekonomik krizde kaybetmiştir ve sığınabileceği neresi varsa, orada günü geçirmektedir. Washington yönetiminin federal yasalar ve önlemler altında sorunu çözmesi en azından bir on yılı alacaktır; yeni bir kriz dalgası gelmezse… Bu en iyimser tahmindir. Ekonomik raporlara bakılırsa bu yılın sonuna kadar, diğer deyişle sadece şunun şurasında yılbaşına 1 ay kaldığına göre, 170 bin kişi daha evinden olacak, sokağa atılacak, 2 milyon rakamına ilave olacaktır.

Shay Kelley işte o insanlardan biridir. Geçenlerde bankanın evine el koyması sonucu icra memurları tarafından kaldırıma bırakılmış ve sokaklarda yatmaya başlamıştır: 24 yaşında, üniversite mezunu olan bu genç kadın çalıştığı AT&T şirketindeki işini geçen yıl kaybetmiş, ardından evini, bankadaki hesabını, banka kredisiyle aldığı aracını, evindeki eşyalarına kadar her şeyi bir gecede yitirmiş, sağlık sigortası silinmiş, Kafka romanlarındaki gri renkli korkunç bir dünyaya adım atmıştır.

Sığınmak üzere annesinin Kaliforniya’daki evine gidince, yaşlı kadın kızına kapıyı duvar etmiştir. Zira, “anasına bak kızını al” misali, annesinin kızından bir farkı yoktur, banka borçlarıyla boğuşmaktadır. Ne olduğu aşikârdır; Ergin Yıldızoğlu’nu bunun için rahatsız etmeye gerek yok, apaçık ortada: Kapitalizm mal satmak için kredi açmış, ödenmeyeceği belli olan borçları borçlandırıp insanları yalancı bir zenginlik içinde bırakmıştır. Shay ve annesi milyonlarcası gibi bunun kurbanıdır; hepsi bu, basit ve yalın…

Annesi, “Vallahi billahi, I’m terribly sorry!” deyince kızı ne yapsın, gidecek yer bulamamış; ama Shay bunun üzerine âni bir karar vererek, Ford marka kamyonetine binip kendini yollara vurmuştur.
Buba adını verdiği kamyonetiyle ABD’nin 50 eyaletini dolaşmaya, eyaletlerde yaşayan evsiz-barksızlara yardım ulaştırmaya kendini adamıştır. Yol arkadaşı 11 yaşındaki Collie cinsi köpeği olan Zuzu’dur. Bir iki bavul eşyasıyla yola çıkar. Yanına okuyacak kitaplarını alır; kitaplar iş idaresi, yatırım teknikleri, kişilik geliştirme, burçlar ve astroloji, sır, rearkarnasyon, yoga gibi şeylerdir, ama hepsini ilk durakta bırakır. Bunlar, anlamsız, kapitalist akıl verme kitaplarıdır; onun gerçek edebiyata ihtiyacı vardır…

Shay Kelley’i yolculuğunu bir web sitesi kurarak Amerikan kamuoyuna duyurmayı nasılsa akıl eder; ne de iyi yapar! Zira böylece, web sitesinde “Yarın falanca kasabadayım” dediği zaman, içinden geçtiği her şehirde ona bir sonraki gideceği yerin evsizlerine verilmek üzere bağış yapanlar, yiyecek verenler, ihtiyaç malzemelerini kamyonetin arkasına atanları bulur. Bu malzemelerden bir kısmını kendisi tüketir, kalanını bir sonraki yerleşim yerinde evsizlere dağıtır; Noel Baba gibidir, anlayacağınız…
Shay ve köpeği Zuzu Amerikan yollarında kamyoncuların park yerlerinde yatar kalkar, kentlerin güvenli otopark alanlarında kamyonetinde geceler… Böylece yol alan Shay, bir yıl içinde Batı kıyısındaki Kaliforniya’dan başlayıp Doğu sahillerine kadar gezmedik eyalet bırakmaz. Hâlen devam eden gezisinin nerede sonlanacağı da belli değildir. Nerede sonlanacağı bilinmeyen ama her zaman geri dönülmesi gereken bir yerin olduğu büyük gezilere Odysseus yolculuğu derler ya, işte Shay’ın kamyonet tekerleği eskiten, yağ değiştirip her 300 milde bir 50 litre benzin doldurtan bu karayolu seyahati “Evsiz Shay’ın Odyssues”u diye adlandırılır. Bütün Odyssyeus masal ve hikâyeleri gibi ilgiyle de izlenir. Biz, şükürler olsun, oturduğumuz sıcak evimizin çalışma odasında Shay’ın yolculuğunu internetten izlerken birden aklımıza Kemalettin Tuğcu takılmaz mı, takılır elbette… Galata Köprüsü altına sığınmış evsiz barksız çocukları anımsarız! “Köprüaltı Çocukları” romanıyla bizleri eskiden ağlatan ama bugünün kapitalist acımasızlığını daha o zamanlar çizen büyük Türk yazarını, Shay’ın macerasını izlerken hatırlarız; rahmet okuruz… Kemalettin Bey’i anarken, “Sırça Köşkün Masalcısı” adlı kitabı yazıp Türk yazarımızı anlatan yeğeni Nemika Tuğcu’yu hatırlamamak olur mu, ona da bir selam çakıp buradan, ABD’den göndeririz.

Cumhuriyet, Pazar yazısı, Aralık 2010

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.