Buğday ambarındaki aç tavuk

Buğday ambarındaki aç tavuk

0
PAYLAŞ

Kıbrıslı Rum siyasetçilerden bazılarının, kendi kendilerine güven dopingi yapmaya çalışmaları gerçekten de çok gülünç oluyor.
Zaman zaman kendilerini dev aynasında görmeleri nedeniyle akıl almaz davranışlarda bulunup, aklın alamayacağı sözler söylüyorlar.
1915’de Yunanistan’ın nüfusu yaklaşık 3 milyon ve Anadolu’da yaşayan Türk’lerinki de 10 milyon iken 18 Ocak 1919 tarihinde yapılan Paris Barış Konferansı’nda gaza gelip, batı Anadolu da yaşayan 1 milyon Ortodoks’u da kendilerinden sayıp, geçici bir işgal için değil, daimî bir ilhak için Batı Anadolu’yu Ege’nin her iki yakasında kurulacak Büyük Yunanistan’a katmak amacı ile İzmir’e çıktılar.
Sonu 30 Ağustos 1922’de hüsranla bitti. 1919’da İzmir’e ayak basan 20 bin kişilik ordudan çok azı geri dönebildi.
15 Temmuz 1974 tarihinde koskoca Türkiye Cumhuriyet’ini yok sayıp zaten fiilen yönetmekte oldukları Kıbrıs adasını Yunanistan’a ilhak etmek için darbe yaptılar. “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti”ni kurdular, yeni cumhurbaşkanı atadılar ve Enosis ilan ettiler.
Sonunda 20 Temmuz 1974 tarihinde yok saydıkları Türkiye Cumhuriyeti adaya ayakbastı ve adanın üçte biri ile kamçıyla yönettikleri Kıbrıslı Türklerin tümünü kaybettiler.
19 Şubat 2010 tarihinde de Rum temsilciler Meclisinde “AB’ye üye bir devlet olan ‘Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nde garantiler ve garantörler düşünülemez” kararını aldılar. Böyle bir karar ne denli geçerli, Uluslararası bir Anlaşma olan Garanti anlaşmasını bozabilmek veya geçersiz ilan edebilmek gibi bir yetkileri var mı, düşünenleri yok, veya da mantıklı düşünmek işlerine gelmiyor.
1 Ocak 1964 sabahı dönemin Rum Cumhurbaşkanı Makarios, herhalde yeni yıl kutlamalarında içkiyi fazla kaçırmış olmalı ki, altında Türkiye’nin, Yunanistan’ın, İngiltere’nin, Kıbrıs Türk tarafının ve kendisinin imzası olduğu 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Anlaşmalarını tek taraflı olarak fesih ettiğini açıklamıştı. Garantör Devletlerin kendisini muhatap almayıp ültimatom düzeyinde dalga geçmeleri üzerine, yanlış anlaşıldım diyerek tükürdüğünü yalamak zorunda kalmıştı.
Şimdi de Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu çıktı ve bir web haber sitesine verdiği demeçte, İsrail ve Mısır’ın, Türkiye’nin Ortadoğu’da bölgesel güç rolünü üstlenmesini kabul etmeyeceklerini dile getirdi. Anlaşılan İsrail ve Mısır, Kiprianu’ya kendileri adına konuşma yetkisi vermiş.
Kiprianu’ya göre zaten Kıbrıslı Rumlar ve Yunanistan, Türkiye’nin bölgesel güç olmasını hiç kabul etmiyorlarmış.
Yunanistan’daki “Panteion” Üniversitesi Öğretim Üyesi Marios Evriviadis ise doğruları yazmış son makalesinde. Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın, küçük menzilli ve değersiz rol üstleniciler olarak görüldüğünü ve bu nedenle de iki ülkenin menfaatleri doğrultusunda Türk diplomasisinin Suriye, Lübnan ve İsrail – Filistin cephelerinde dolaşmasına izin verilmemesi gerektiğini dile getirmiş. Yani Evriviadis Türkiye’nin bölgesel gücünün farkında ve gerek Yunanistan gerekse de Kıbrıs Rum Yöneticilerini uyarıyor. Şimdilerde Türkiye’nin bu durdurulamaz yükselişini önlemek için bir şeyler yapamazsanız gelecekte figüranlığa razı olmak zorunda kalacaksınız demeye getiriyor özetle.
Markos Kiprianu kendisini buğday ambarında zannediyor ama tabii rüyasında. Avrupa Birliği’nin “Batık Ülkeler Ligi”nde dördüncülüğe oturmuş bir devletin Dış İşleri Bakanı olan Kiprianu, gerçek hayatta buğday ambarında değil batak bir yerde yaşadığının farkında değil.
Kafasını kaldırdığında Türkiye’nin Ortadoğu’da bölgesel güç rolünü üstlendiğini ve artık figüran değil aktör olduğunu görmemek için hayali senaryolar kurmayı ve kurduğu senaryoya da inanmayı tercih etmiş.
Bir müddet sonra da ABD’nin ve Rusya’nın bölgesel güç olduklarını kabul etmediğini ve bölgedeki yegane gücün ve aktörün Yunanistan olduğunu iddia etmeye başlarsa hiç şaşmamak gerekir.
Bazı Rumlar ve Yunanlılar, okullarda ve kiliselerde beyin yıkamak amaçlı yaşam boyu kendilerine enjekte edilen megalomanik düşüncelerin etkisinde kalarak bazen sapkınlığa varan hareketlerde bulunuyorlar.
Kiprianu’nun bu iddiası da onlardan biri. İsrail’in Türkiye ile tekrar yakın ilişkiler içine girebilmek için ABD’yi arabuluculuğa zorladığının hala farkında değil anlaşılan.

Prof. Dr. Ata Atun
11 Temmuz 2011
http://ataatun.com

PAYLAŞ
Önceki makaleSümer, Can, Ceyhun
Sonraki makaleBu sözler kimin? (I)

BİR CEVAP BIRAK