BUYURUN CENAZE NAMAZINA

Dün akşamın geç saatlerinde ham petrol vadeli işlemler sözleşmelerinden (futures),  Dow Jones’tan   ve petrole bağlı türev piyasalardan gelen haberler  (Korona salgını sonrasında son 150 yılın toplam resesyonlarından daha fazla bir ekonomik küçülme yaşanması öngörülen bir süreçte),  piyasalarda tam da “buyurun cenaze namazına” dedirtecek cinsten bir endişeye neden oldu. 

TARİHTE İLK KEZ HAM PETROL FİYATI EKSİDE

İlk haber ABD’deki bir petrol vadeli işlem sözleşmesinin fiyatındaki keskin düşüşle ilgili. West Texas Intermediate (Batı Teksas Petrolü (WTI) adlı şirketin Mayıs ayı teslimat sözleşme fiyatı – 37,63 dolara kadar düştü (yüzde 100’den fazla bir düşüş) . Böylece tarihte ilk kez petrolün fiyatı eksiye düştü. 

Vadeli işlem sözleşmeleri (futures)  aylık periyotlara göre düzenleniyor. Bu keskin düşüş Mayıs sözleşmesiyle ilgili. Aynı şirketin Haziran teslimatlı sözleşmesi sadece yüzde 18 düşerek 20 doların biraz üstüne kadar geriledi.

Piyasaların bu sabahki açılışında Mayıs vadeli ham petrolün varil fiyatı 1,5 doların üzerine çıksa da, yeniden  -5 dolar düzeyine indi. Uluslar arası gösterge fiyat olan  Brent Crude Petrolünün Haziran sözleşme fiyatı da yüzde 9 civarında düşerek önce 25,57 dolar, ardından da yüzde 10’u aşan kayıpla 23 doların altında kaldı.

Vadeli İşlem Sözleşmeleri (Futures) nedir? 

Türev araçların tipik örneklerinden olan bu sözleşmeler organize piyasalarda işlem gören, belirli bir malın, dövizin veya menkul kıymetin önceden belirlenen bir fiyattan belirli bir vadede el değiştirmesini içeren sözleşmelerdir. Vadeli işlem sözleşmelerin organize piyasada işlem görmesi ve bu piyasalar bünyesinde bir takas mekanizmasının bulunması nedeniyle, vade sonunda fiziki uzlaşıdan ziyade nakdi uzlaşı geçerlidir. Yani vade sonunda taraflar sözleşmeye konu malı (örneğin ham petrolü)  ve belirlenen bedeli takas etmez, bunun yerine önceden belirlenen fiyata göre oluşan fark bir taraftan diğerine transfer edilir.

ÜSTÜNE 37,6 DOLAR VERİLECEK!

Kısaca, vadeli bir biçimde büyük çapta ham petrol alımı yapanlara varil başına ilave olarak 37,6 dolar para ödenecek. 

Bunun nedeni petrol üretimi henüz azaltılmamışken Koronavirüs nedeniyle enerjiye (dolayısıyla da petrole) olan talebin bıçak gibi kesilmiş olması.  OPEC’in 1 Mayıs’tan başlamak üzere günlük petrol üretimini 9,7 milyon varile düşürme kararının da fiyatlardaki düşüşü önlemeye yetmediği anlaşılıyor.

Üstelik çıkartılan petrolün depolanması için yeterli alan da yok. Öyle ki küresel petrol depolama alanlarının yüzde 70’inden fazlası doldurulmuş durumda. Böylece depolama alanları kıtlaşıp maliyetleri birden artınca, dev Amerikan petrol şirketleri vadeli petrol alan ve vadesi dün dolan sözleşmeler için alıcılara üstüne para vermeye başladılar. 

Bir başka anlatımla, şirketin bugün sona erecek olan Mayıs vadeli sözleşmesini elinden çıkarmayan yatırımcıların (sözleşme gereği) Mayıs ayı başında bu petrolü teslim alması gerekiyor. Oysa petrol kullanımı çok düştüğünden çıkartılan petrolün ciddi depolama sorunu yaşanıyor. Depolamak için yer bulamayan yatırımcılar da bu petrolü teslim almamak için elindeki sözleşmeyi değerine değil; değerini altına yani üzerine para vermeyi göze alarak elinden çıkarmaya çalıştılar. Bu panik hali de ham petrol fiyatının maliyetinin çok altına düşmesine neden oldu.

Piyasadaki paniği anlatan bir diğer gösterge spot-vadeli fiyat farkının çok artmış olması. Öyle ki petrolün spot piyasa fiyatı ile 1 ay sonraki vadeli işlem fiyatı arasındaki fark normalde varil başına 0.40 – 0.50 doları geçmezken şu anda bu 8-10 dolara kadar çıkmış durumda.

Reuters ajansı dün konuyu şöyle bir espri ile ele aldı: “Şu anda içi boş bir yüzme havuzunuz varsa, elinde Mayıs ayına ait vadeli işlem sözleşmesi olan birine kiraya verebilirsiniz”.

TÜREV ARAÇLAR ZARAR ETTİRİYOR

Petrolun fiyatı eksiye düşünce bunun üzerinden çıkartılan menkul değerlerin fiyatları da düştü ve türev piyasalarda ticareti yapılan türev araçlar da zarar etmeye başladılar.

Türev Araçlar (Derivatives) nedir? 

Türev araçlar getirileri (değerleri) başka bir türev araca veya menkul kıymete bağlı olan finansal araçlardır. Faize, dövize, petrole, hisse senetlerine, emtia fiyatlarına, kredi alacaklarına dayalı olarak düzenlenirler. Dayalı olduğu varlığın değerindeki değişmeye bağlı olarak türev aracın değeri de değişir ve bunun sonucunda kâr (ya da zarar) elde edilir. 

Bu araçlar dört ana kategori altında sınıflandırılıyor: (i) Future sözleşmeler (ii) Forward sözleşmeler (iii) Opsiyonlar  (iv) Swap sözleşmeleri.

Türev araçlarının kullanımının iki temel amacı; riskten korunmak (hedging) ve spekülasyon sonucu kazanç elde etmektir. Riskten korunmak gelecekte ortaya çıkacak beklenmeyen fiyat hareketlerine karşı bugünden önlem alınmasını, spekülasyon ise farklı beklentiler sonucunda yüksek kaldıraç (yabancı kaynak)  kullanarak kazanç elde edilmesinin amaçlanmasını anlatır.

Türev araçlar finansal krizin tetiklenmesinde önemli bir rol oynarlar zira spekülatörlere yüksek kaldıraç kullanma imkânı verirler. Örneğin bir petrol şirketinin hisselerine borsada yapılacak yatırımın onda biri ile aynı hisse senedine dayalı türev araca (vadeli petrol sözleşmesine) yatırım yapılabilmekte ve bu hisse senedinin değerindeki değişimden kaynaklanan kâr (ya da zarar) aynı tutarda elde edilebilmektedir. Bu spekülasyon saiki ile işlem yapanların risk iştahını artırır ve çok büyük riskler üstlenilmesine yol açar.

BORSALAR DÜŞTÜ

Bu gelişmenin ardından borsalar sert düşüş yaşadı (Dow Jones 500 puan düştü). Chevron, Exxon Mobil ve Conoco Phillips Petrol gibi dev Amerikalı ham petrol üretim şirketlerini bünyesinde barındıran Energy Select Sector SPDR Fund’un değeri yüzde 3 düştü.

Vadeli ham petrol fiyatlarının eksiye düşmesinden çıkartabileceğimiz bazı önemli sonuçlar olmalı.

KAPİTALİZM HEM EMEK, DOĞA KARŞITI, HEM DE ANARŞİK BİR SİSTEM

⁕Petrol üretimi küresel ısınma ve iklim krizinin ana nedeni. Kâr amaçlı olarak bu fosil yakıtın çıkartılmaya devam edilmesi gezegeni ve onun bir parçası olan insanlar başta olmak üzere, tüm canlıları yok olma tehlikesiyle baş başa bırakıyor.

⁕Koronavirüsün küresel talep üzerindeki etkisi beklendiğinden çok daha sert olacak gibi görünüyor. Kapitalist devletlerin trilyonlarca dolarlık talep artırıcı teşvike yönelmelerinin nedeni talepte (dolayısıyla da kâr realizasyonunda) yaşanacak bu büyük sıkıntı.

Diğer taraftan, bazı hükümetler bu sorunu hanelere doğrudan gelir transferi yaparak aşmaya çalışırken, neo-liberalizme göbekte bağımlı hale gelmiş diğer bazı hükümetler hanelere daha fazla kredi kullandırtma yoluna başvuruyorlar. Bu hükümetler sorunu çözmek yerine, sorunu öteliyorlar, insanları daha da borçlandırırken bankaları mutlu ediyorlar.

⁕Bu sorun kapitalist krizlerin bir göstergesi olan aşırı üretim sorununu gün ışığına çıkarttı. Aşırı üretim piyasaya arz edilen ürüne olan talebin üzerinde bir üretimin var olduğu bir durumdur. Bu durum fiyatların düşmesine ve stokların artmasına neden olur. Yani, aşırı üretim satılamayan mal stoklarının birikmesi, tüketime nazaran üretimdeki aşırılık demektir. 

Ekonomik krizlere de neden olan aşırı üretim kapitalizme özgü bir durumdur. Çünkü kapitalizm öncesi toplumlarda aşırı üretim bir refah, zenginlik artışı göstergesidir. Buna karşılık kapitalist toplumda (üretimin kâr için yapılması nedeniyle), aşırı üretim sonucunda bazı mallar satılamaz, dolayısıyla kâr realize edilemez, kriz çıkar. Yani zorunlu olarak, üretim fazlalığı kârın oluşumunu sekteye uğratır, hatta petrol örneğinde olduğu gibi zarara neden olur. 

⁕Bu gelişme Klasik İktisat Kuramı içinde yer bulan Say Kanunu’nun (18 -19.Yüzyıllar) geçersizliğini bir kez daha doğrulatmıştır. Bu kanuna göre, talebi olan bir maldan daha fazla üretim yapıldıkça, bu diğer mallar için daha fazla talep yaratır. Böylece her arz kendi talebini yaratır. Bu bağlamda aşırı üretim biçiminde bir sorun kapitalist piyasa ekonomilerinde doğmaz. Petroldeki son gelişme bu kanunun bu çıkarımını bir kez daha çürütmüştür.

⁕Kapitalizmin temel kanunu olduğu varsayılan Arz-Talep Kanunu genel geçer bir kanun değildir. Çünkü konut, altın ve döviz piyasalarında olduğu kadar petrol ve petrol ürünleri piyasalarında da geçerli değildir. Öyle ki fiyatlar düştüğünde petrole olan talep artmıyor, düşüyor. Bu gelişme bu kanunu da sorgulatır niteliktedir.

⁕Kapitalizm (ileri sürüldüğü gibi) rasyonel bir sistem değil, irrasyonel (akıl dışı) ve bir o kadar da anarşik bir sistemdir. Teoride sözü edilen makro arz-talep dengesi gerçekte hiçbir zaman kurulamamaktadır.

⁕Petrol üzerinden yaratılan türev araçlar son 40 yıllık finansallaşmanın en spekülatif araçlarıdır.  Böyle bir finansallaşma 1970’lerin ortalarından itibaren kapitalizmin içine düştüğü kâr oranlarının azalması şeklinde görülen krizlerine bir çözüm olarak getirilse de kendi bizzat krizin tetikleyicisi olmuştur. Yani 2008 krizinde bu tetiği vadeli konut kredisi çekerken, bugün özel sektör ve devlet borçları, öğrenci borçları  bu tetikçiliğe adaydır. Yarın petrole ya da başka ürünlere dayalı türev araçlar piyasası bu tetiği çekebilir.

⁕Bünyesinde kriz üreten mekanizmaları barındıran ve 1845 yılından bu yana sürekli krizlere giren kapitalist sistem krizsiz, etkin- verimli, eşitlikçi-adaletli, emek, doğa ve farklı kimliklere dost, toplumsal cinsiyet eşitlikçi bir başka sistemle değiştirilmediği sürece iklim krizi, Koronavirüs gibi biyolojik krizler, burjuva demokrasisinin krizi, sosyal krizler  ve  ekonomik krizlerle yüzleşmeye devam edeceğiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.