Büyük Hayâl Kırıklığı

PAYLAŞ

Playboy dergisi, bir vakitler, modernitenin vaz geçilmeziydi.

Playboy dergisini seksüel-fetişizmin tapınağı ve pornografik görselleri olduğu için değil, fakat daha ziyadesiyle kurulu düzenin muhafazakârlığına karşı devrimci bir başkaldırı gibi algılayıp gören dünyanın her ulustan entelektüel kesimleri kucaklıyordu.

Nitekim Gabriel Garcia Marquez dahi zaman zaman kısa hikâyelerini, deneme yazılarını Playboy’da yayımlatıyor, edebiyat severlerle orada buluşuyordu.

Hasılı Playboy, sadece Kardaşyan’ın kocaman poposuyla, Anna Nicole’un süt anası memeleriyle, Marilyn Monroe’yu ikonik pozlarıyla yayımlayan bir ERKEK dergisi olmaktan fazlasıydı.
Ama bu süksenin de bir sonu var, bütün şöhretler bir gün gelir, tükenir.

Playboy artık çıplak kadın fotoğrafına yer vermeyecek; yazık!

Yazık ki, iş, porno sitelerinin iğrençliğine kadar indi; daha da inecek…

Playboy’u Türkiye’deyken cebinde para şıngırtısı bol olanlar okur, biz imrenirdik.

Mesela National Geographic dergisi de öyleydi; uzaktan seyrederdik!

Cumhuriyet gazetesinde çalıştığım yıllarda, Playboy’un gazete mutfağına Amerikan postasıyla geldiği, el sürülmeden veyahut çaktırmadan paketi açılıp bir göz atıldıktan sonra üst kattaki ekâbirlerin odasına gönderildiğini hatırlıyorum; bize hiç nasip olmadı.

Sonraki yıllarda, galiba Turgut Özal’lı yıllardı, 1980 ortalarında Playboy’un Türkçe tıpkı basımları çıkmaya başladı; aldık, lakin aynı şeyi elimize almıyorduk.

Türkçe sürümünde ilk kapak kızı, eski erotik dançsı Burçin Orhon’du galiba…

Playboy’un, Ercan Arıklı’nın yayıncılık başarısı diye bilinen Erkekçe dergisinin devamı olduğu yılların da sonuna gelindi; zira internet ve tv-video’nun kitleselleşmesiyle porno denilen şeyin en vıcık hâlleri, bir ¨tık¨ ile herkesin eli altına ulaştı.

Aynı dert Amerikan markası, 1953’den beri aylık dergi çıkarımıyla sayfalarına almadığı kadın kalmayan Playboy’un başına nihayet gelecekti; geldi.

Bir tek Demir Leydi Margaret Thatcher’ın ve hatta Kraliçe Elizabeth’in fotoğraflarını basmamış olmalıdır; kimler gelip Playboy’a poz vermedi. Say say bitmez…

Burçin Orhon

Günâhlarını almayayım ama belki dünyanın kadın siyasetçilerine de teklif götürüp, ¨Gelin, bir çıplak pozunuzu alalım!¨ dediklerini de zannediyorum. Playboy öylesine cesur, eline çabuk, şeker şerbet kızları bulup çıkartan bir dergiydi.

Şimdi, kurucusu Hugh Hufner‘in ısrarına rağmen derginin yönetici kadrosu Playboy’u çıplak kadın görsellerinden arındırmaya karar vermiş bulunuyor. Dergi, bundan böyle, anladığımız kadarıyla sanat, edebiyat, magazin ağırlıklı yayım yapacak. Bu durumda, Playboy’u satın alacağımıza, mesela The New Yorker dergisini almak evlâ‘dır-daha iyidir…

Fakat yine de önyargılı olmadan, Playboy’un yeni sürümünü beklemeliyiz; bakarsınız iyi yazarlara yer verir.

Playboy sayfalarında perdesi yırtık, tamamı değil ama Allah ne verdiyse hemen hepsi görünen seksi kadın fotoğraflarına yer verirken, asla sanat-edebiyat-kültür ağırlığından bunca yıl tenzilat yapmadı ve her zaman efendi sırasına girmiş bir dergi olarak görüldü; cıvıklığa rast gelinmezdi.

Bir vakitler 7 buçuk milyon adet satan derginin, bugün internetteki porno sitelerinin çamurlaşmış rezâleti karşısında direnmesi mümkün görünmüyor; aylık satışı 800 bin civarına inmiştir.
Playboy’un bundan böyle seksi kadın fotoğrafları basmaması Sultanahmet Köftecisi‘nin artık köfte yapmamasına, Vefa Bozacısı‘nın gazoz satmasına benziyor. Ama buna da alışılır, elbette…

Bu cesur derginin, ¨yeni gazetecilik¨ diye adlandırılan Amerikan tarzı yayımı sırasında Tiffany’de Kahvaltı başta olmak üzere dev romanlarıyla bilinen Truman Capote, Satıcının Ölümü adlı tiyatrosuyla meşhur Arthur Miller, romanları henüz Türk okurunca pek tanınmamış şâhane yazar John Updike, Küreselleşme üzerine yıllar evvel yazmış Kanadalı düşünür ve yazar M.McLuhan, Catch-22‘nin Yahudi asıllı yazarı Joseph Heller, tuhaf romanlarıyla aklımızı karıştıran Kurt Vonnegut, Çıplak ve Ölü adlı kült romanıyla bilinen Norman Mailer, Kanadalı kadın yazar Margaret Atwood, daha evvel yazdığımız gibi Yüzyıllık Yalnızlık’ın dev yazarı G.Garcia Marquez ve daha kimler kimler bu sayfalarda yer almadı.

Siyasilerle yapılan röportajlar, kısa haberler aynı zamanda sanat eseri sayılacak güzel kadın görselleriyle yan yanaydı; kadın, zaten ezeli-ebedi tanrısal bir güzelliktir.

Bu güzel kadınları derginin kaliteli baskısında izleyen sen, ben, o değildi; Amerikan Başkanları da meraklıydı: J.F.Kennedy dahil olmak üzere…

Eski Başkanlardan fıstıkçı diye bilinen, Georgia Eyaletinde uçsuz bucaksız fıstık tarlalarına sahip Jimmy Carter, bütün açık yürekliliğiyle Playboy’a misafir olmuş, ¨Karım bir yana, ama derginizdeki bütün güzel kadınlara hayranım!¨ demek cesareti göstermiştir; adam dediğin böyle olur!

Daha çok ABD ve Kanada adreslerinde bulunan şimdiki 800 bin dergi abonesinin Playboy’a olan bağlılığı devam edecek midir, bu sorunun cevabını birkaç ay sonraki satış grafiklerinden göreceğiz.
Çünkü Playboy, artık adına uygun değil, ismiyle müsemma olmadan, bir tür edebiyat-sanat-kültür dergisi olarak bayii’lerde çamaşır mandalıyla ipe asılacak: Yeni nesil bilmez, belki! Gazete satış yerlerinde-kiosk’larda gazete ve dergilerin birer nüshâsını mandalla çamaşır asar gibi sallandırırlardı; artık o eski âdet de kalmadı…

Yeni Playboy’un bundan sonraki tirajı ne olur, geleceği nereye varır, bunu kimse evvelden kestiremiyor.

Fakat bir Amerikan kültür nosyonu olarak, Batı’ya ait değerlerin ve modern dünyanın vaz geçilmez ismi olarak ansiklopedik değer kazanmış Playboy’a kimse çamur da atamıyor.

Ümit edilir ki, bu kararı alan Playboy’un yayın yönetimi badem helvasına soğan, sarımsak, sirke katmış olmasın!

Şimdi, Amerika ve dahi Kanada’daki Playboy aboneleri, önümüzdeki ay kapıya postacının bırakacağı yeni dergiyi merak ediyor.

Hayâl kırıklığına uğramak yerine, dergiyi ısrarla satın alacak bir okur kitlesinin hesabını yapmış olan Playboy’cular gazeteciliğin bu dev ismini yere indirmeden, bakalım, zirvede tutabilecek midir?
Yaşayan görür!

CEVAP VER