Büyükler de küsermiş

Son zamanlarda tanıştığımız bir arkadaşım var.



İdealist bir insan olduğunu, toplumun sorunlarıyla dertlendiğini, onlara çözüm bulmaya çalıştığını ısrarla anlatırdı. Bu arada insanlardan bazen öyle bahsederdi ki zannederdiniz ki dünyada doğru insan kalmamış.



Hemen katıldığı bütün toplantılarda ve arkadaş sohbetlerinde her şeyi eleştirirdi. Yakın çevresi dahi bu tutumundan rahatsız olacak noktaya gelmişti.  Kendisiyle görüştüğümüzde bize de insanların neden devamlı doğrudan yana olmadıklarından şikayet ederdi. Bu hususta bolca örnekler verirdi.                       



Söylediklerinin doğru yanları da vardı. Ancak iyi niyetle yapmak istediklerine karşı insanların onu anlamadıklarını iddia ediyordu. Bu konuda kafası karışıktı.



Geçenlerde duydum ki artık köşeye çekişmiş,  kimseye karışmıyordu. Kimseyi eleştirmiyor fakat kimseyle de görüşmüyordu. Kendi dünyasına çekilmişti.



Gittim onu aradım ve buldum. Uzun uzun dertleştik. 



İşte anlattıkları:


“Ne zaman birine görevini hatırlatsam düşman gözüyle bakıyorlar bana..


Ne zaman birini eleştirsem bana arkasını dönüyor.


Yağcılar ön plana çıkmış yalan söyleyenler daha makbul olmuş.


Haklı olduğumu söyleyenler bile daha sonra eleştirdiğimiz insanlarla bir olup bana cephe alıyor.


Eleştiriyi sevdiğimi itiraf etmeliyim. Bu ne kadar doğru bilmiyorum. Bu hususta yol gösteren de olmadı. Nerede yanlış yapıyorum, nerede doğru yapıyorum ben de tereddüt içindeyim.


Bu ruh haliyle kendi dünyama çekildim.”



Daha sonra, ağabey dediği biriyle tanıştığını, onun vesilesiyle olaylara daha farklı bakmaya ve değişmeye başladığını anlattı. Bundan çok memnun görünüyordu. 



Aslında değişmemişti. Sadece daha önce yaşadıklarının ışığında hem kendi hem de diğer insanların davranışları hakkında doğru bilgiler öğrenmeye başlamıştı. Daha önce hadiselere sadece kendi kişisel penceresinden bakarken şimdi daha ilmi ve daha insaflı bakıyordu. 



En önemlisi, artık sosyal olayların doğru değerlendirilmesi ile ilgili elinde bir ölçüsü vardı.


İşte onlardan bazıları:


Hiçbir insan mükemmel olamaz. (kendisi dahil)


Her eleştirinin altında; ben bilirim, sen bilmezsin mantığı var. Böyle olunca da, eleştirilen insanın derinliğine girmek çok zor)


İnsanların kendileri değil, yaptıkları iş eleştirilmelidir. Çünkü, yanlışı olan insanın bir çok doğrusu olduğu unutulmamalıdır.


Sen hiç yanlış yapmıyorsan, yanlış yapanları da toptan silebilirsin. Ancak böyle bir şey mümkün değil.


O halde kendine tanıdığın müsamahayı başkalarına da tanımalısın.


Sohbet devam ederse, tekrar yazarım.  



izzettinicin@hotmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here