Böyle Olur “Çanakkale Karşılaması”

Madeni ‘dondurmaya’ geliyoruz dediler, “Madenci şirket, Dondurma’yı terk et” sloganlarıyla köyü inlettiler.

Madencileri köyden gönderene dek vazgeçmeyen köylüler, ÇED toplantısını iptal ettirdiler.

Çanakkale’nin Çan ilçesi, Dondurma köyünde Koza Altın İşletmeleri AŞ’nin altın – gümüş – kurşun madeni projesinin ÇED halkın katılımı toplantısına adeta “çıkarma” vardı. Köylüler yaşam savunucuları ile birlikte toplantının yapılacağı kahvehanenin önünde madene karşı olduklarını haykırdı, kadınlar kahvehaneye girip teneke çaldı. Madenciler sonunda pes etti, toplantı yapılmadı. Köylüler zaferi köy meydanında, Çanakkale Karşılaması oynayarak, şenlik havasında kutladı.

Çanakkale’nin Çan, Biga ve Lapseki ilçelerinin bir çok köyünü içine alan 30 hektarlık alanda, 5 yıl boyunca 400 bin ton altın, gümüş, kurşun cevheri üretilmek istendiğini duyan köylüler; Koza Altın’nın maden projesinin ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) toplantısından günler önce ayağa kalkmıştı.

Çanakkale Çevre Platformu’nun Dondurma, Ahmetler ve Ramazanlar köylerindeki bilgilendirme toplantılarına yoğun ilgi gösterilmiş; sadece çevre köyler değil; Karadağ’dan Kazdağları’na, Çanakkale’den Biga Ovası’na kadar madenden etkilenecek herkes, ÇED toplantısına çağrılmıştı.

Ormanları, 1. derecede arkeolojik sit alanlarını, tarım arazilerini, içme suyu kaynaklarını ve Biga Ovası’nda kalan 19 köyü sulayan Bakacak Barajı’nı tehdit eden madene karşı çıkanlar; maden istemediklerini cümle aleme duyurma kararı almıştı. Köylüler dediğini yaptı.

7’den 70’e kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk yüzlerce köylü ve onlara desteğe gelen çevreciler; Dondurma’yı önce direniş, sonra şenlik alanına çevirdi.

Sadece cevherin üretilmek istendiği, işletme sahalarına yakın mesafede bulunan Dondurma, Ahmetler, Ramazanlar, Karadağ, Balcılar, Eçialan köylerinden değil; Kazdağları’ndan Biga’ya, Karabiga’dan Bozcaada’ya, Biga Ovası’na, Çanakkale’ye kadar oldukça büyük bir kalabalık; bölgede artık maden şirketi görmek istemediğini bir kez daha gösterdi.

Dondurma köyündeki hazırlıklar, ÇED toplantısından saatler önce başladı. Kadınlar tencere ve tenekelerle, pankartlarla kalabalığın en önünde yer aldı. Köy meydanına davul zurna eşliğinde sloganlarla, marşlarla etkili bir giriş yapıldı.

Toplantının yapılacağı kahvehanenin önünde toplanan kalabalık; “Madenci şirket, köyümüzü terk et”, “Köyümüzde maden istemiyoruz.”, “Madenci şirket, dışarı” sloganları attı, teneke çaldı.

Sloganlar susunca pankartlar konuştu.

Kadınlar ve çocuklar, taşıdıkları “Köyümüzü terk edin gari” “Madene karşı kadın dayanışması”, “600 yıllık geçmişimiz, altınızdan değerli”,”Biz köyümüzde mutluyuz, vazgeç Koza”, “Git, sabrımız taşmadan git” yazılı pankartlarla renkli görüntüler oluşturdu.

Köylerini altın, gümüş, kurşun madenine karşı savunan köylüler; İzmir’in Kemalpaşa ilçesi Akalan köyünde yapılmak istenen taş ocağına günlerdir direnen köylülere, “Diren Akalan, Dondurma yanında” pankartıyla da selam gönderdi.

Maden şirketi çalışanları kahvehanede, köylüler ve yaşam savunucuları köy meydanındaydı. Oldukça heyecanlı olan köylülerle konuşan Çanakkale Çevre Platformu Eski Dönem Sözcüsü, İl Genel Meclisi Üyesi Hicri Nalbant, “Bugün buraya isteklerimizi belirtmeye geldik” dedi; “ÇED halkı bilgilendirme toplantısının yapılmasını istiyor musunuz?” diye sordu. Köylüler alkışlarla hep bir ağızdan, hayır yanıtı verdi. Suyumuzu, havamızı, geçmişimizi, madene değişmeyiz dedi.

Bunun üzerine maden şirketi çalışanlarına; bu durumda toplantının yapılamayacağı söylendi, salonu boşaltmaları istendi. Maden şirketi çalışanları bir süre kahvehaneyi terk etmedi. Buna tepki gösteren köylü kadınlar içeri girerek teneke çaldı, dışarıda bekleyenler gibi “Maden istemiyoruz” sloganları attı.

O esnada yanan sobadan çıkan dumanlar kahvehaneye dolunca, jandarmanın da araya girmesiyle dışarı çıkmak zorunda kalan şirket çalışanları, toplantının yapılamayacağını sonunda anladı. ÇED toplantısının, köylüler karşı çıktığı için yapılamadığı, diğer kahvehanenin önünde tutanak altına alındı.

Köylüler madencilerin köyü terk ettiğini görüp, toplantının yapılmayacağına ikna olana kadar gözlerini üzerlerinden ayırmadı. Koza Altın gitti, köy rahat bir nefes aldı. Bir traktörün arkasında oluşturulan tahta sahneye çıkan köylüler eline mikrofonu aldı; şiir okudu, şirket madenden vazgeçene kadar direnişin ve birlikteliklerinin süreceğini duyurdu.

Hicri Nalbant bir kez daha köylülere seslenerek; “Sizi kutluyoruz. Coşkunuzu ve dayanışmanızı görüp heyecanlanmamak mümkün değil. Bu yörenin kadınları, madencilere buraları terk ettirecek. Karadağ’da, Ağı Dağı’nda, Kazdağları’nda birlikte mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Çevre mücadelesi verilen tüm köylere Dondurma’dan selam olsun. Bu köy artık sadece sizin değil, bugün burada madencilere karşı savunanların değil; hepimizin köyü… Burayı gözümüz gibi koruyacağız.” dedi.

Maden şirketini gönderene kadar kararlı bir direnişe sahne olan köy meydanında birden şenlik başladı. Davullar vurdu, klarnetler tüm köyü coşturdu. Kadınlar Çanakkale Karşılaması, erkekler Çanakkale Zeybeği oynadı.

Koza Altın İşletmeleri’nin arabaları uzaklaşırken fonda “altınlarım kayboldu, bulamadım” oyun havasının çalmasıysa, hoş bir tesadüf olarak gülüşmelere yol açtı.

Davul zurna eşliğinde saatlerce oynayarak, halay çekerek, sarılarak birlikteliklerini ve toplantıyı yaptırmadan maden şirketini göndermelerini kutlayan köylülerin sevinci görülmeye değerdi.

Karadağ köylüleri gibi; Dondurma, Ahmetler ve Ramazanlar köylüleri de kadınların önde olduğu, kendiliğinden gelişen bir savunmayla; madene karşı olduklarını herkese gösterdi. Karadağ’ın eteklerinde 600 yıllık bir geçmişe uzanan hikayelerine; yıllarca anlatılacak bir direniş destanı eklendi. Kazdağları’ndan Bozcaada’ya, Ağı Dağı’ndan Karadağ’a, Çanakkale’den Bayramiç’e, Karabiga’ya kadar doğa talanına karşı yürütülen tüm mücadelelere güç ve umut verdi.

İLGİLİ FOTOĞRAFLAR İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here