“Arabuluculuk” üzerine

İSMAİL BAYER – Çalışma yaşamında, iş yasası ile yapılan düzenlemelerle ilgili, yargı yoluna başvurmadan önce, “zorunlu arabuluculuk” getiren düzenleme, 1 Ocak 2018 den itibaren yürürlüğe girdi. 2017 sonbaharından bu yana, çalışma yaşamında yeni, yoğun bir hareketliliğin yaşanmaya başladığı gerçeği yadsınamaz.
İş uyuşmazlıklarında, yeni açılan bir çok iş mahkemesine karşın, dava açılınca ilk duruşmasının bile altı ay sonraya verildiği günler unutulmuş değil. Davaların, bir kaç yıl, hatta dört-beş yılı aşan zaman dilimlerinde çözümlendiği bir süreçte, hakkın kazanılmış olmasının bile, gelişen ekonomik süreçte, anlamsızlaşmaya başladığı da büyük eleştiri konusuydu.
İş Mahkemeleri ile ilgili yasal düzenlemenin değiştirilmesi ise, neredeyse çeyrek yüzyılı aşan bir süredir, gündemden düşmeyen bir konuydu. Yeni bir İş Mahkemeleri Yasası ile uyuşmazlıkların en kısa zamanda çözümlenmesi beklentiside, sürekli artan bir istem olarak dile getiriliyordu.
Geçen yıl gündeme gelen ve sonbaharda yasalaşan yeni düzenleme ile iş mahkemeleri yeniden düzenlenirken, ayrıca bir başka yeni düzenleme de getiriliyordu. “Zorunlu Arabuluculuk” olarak adlandırılan bu sistem, yeni yasanın içinde yer aldı.
25 Ekim 2017 günlü Resmi Gazete de yayımlanan, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, böylece çalışma yaşamının uygulama süreci içine girmiş oldu.
Yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte, yeni tartışma konusuda gündemde yer aldı. “Arabuluculuk” için evet, ama bu “Zorunlu” olur mu söylemi, gündemden o gün bu gündür düşmedi. Bu gidiş ile düşeceğe de benzemiyor.
Özellikle, “iş güvencesi” ile getirilen düzenlemelerin, bir anlamda geriye götürüldüğü söylemi de, tartışma konularının diğer bir odak noktası oluyor.
İlk verilere göre, “zorunlu arabuluculuk” ile dava açılmasının azalmaya başladığı, uyuşmazlıkların dava açılmadan çözümlendiğinin belirtilmesi de, işin diğer bir yönü.
Dava açılması hakkının ortadan kalkmadığı, taraflar anlaşamazlarsa, yine dava sürecinin başlayabileceği, ancak dava açılmasından önce, bu sürecin mutlaka uygulanacağı, bir başka deyişle, yargıya gitmeden önce arabulucuya gitmek şart, değerlendirmesine ilişkin görüşlerde farklılıklar da devam ediyor.
Yani çalışma yaşamında, yeni bir nur topu gibi bir  tartişma konumuzda, bir yılı aşkı süredir devam ediyor ve hiç de bitmeyecek gibi görünüyor. “Zorunlu Arabuluculuk”.
Çalışma yaşamında oluşan, bu yeni hareketlilik ile ilgili bir kaç önemli konuyu saptamadan geçmeyelim.
Arabuluculuk eğitimi ve sertifika alma. Bu konu yaşamda yoğun olarak yaşanıyor, gerçekleşiyor. Birinci kıstas, “avukat” olmayan arabulucu olamaz. Avkat olanlarında, arabuluculuk eğitiminden geçerek, arabulucu olabileceğine ilişkin, “sertifika” alması zorunlu.
Avukatların dışında, başka mesleklerden neden arabulucu olamıyor ya da arabuluculuğun, sadece avukatların tekelinde olması bir meslek dayanışması mı, tartışmalarının içine şimdi hiç girmeyelim.
Belki, caddelerde gezinirken bazı tabelalarda ki değişimleri de görüyorsunuzdur. “Arabulucu- Avukat” Arabulucu, eğitiminden geçen ve sertifikasını alan avukatlar, doğal olarak işyerlerinin tabelalarında bu değişikliği yapmaktadırlar. Süren gelişmelere göre bu tabelaların önümüzdeki aylarda daha da artacağıdır.
Burada önemli bir eksikliğin altını çizmeden de geçmek istemiyoruz. Yasanın uygulamasını, önemli bir şekilde yaşama geçirecek olan, öngörülen Yönetmelik, Yasa’nın çıkmasından bu yana, beş ayı geçmiş olmasına karşın hala düzenlenerek yayımlanıp yürürlüğe girmemiştir. İki ayı geçen süre içinde de uygulama başladığından, bunun ciddi sıkıntılarının çekildiğini belirtelim.
Uygulamada, iyi niyetli çabalarla, eğitimlerin ve sertifika verilmesinin ve arabuluculuk mekanlarının hazırlanmasına ilşkin ciddi girişimlerin yapıldığı, örneklerinin olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.
Bu konuda, dün Mersin’de izlediğimiz bir girişimi aktarmadan da geçmek istemiyoruz..
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası bünyesi içinde, amacına uygun, görüşme odalarının düzenlenmesi dahil, bünyesi içinde yer vererek, bu tür düzenleme yapmıştır. Dün Mersin’de, bu “Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi”nin açılışı yapılmıştır. Peşinen belirtmek isterim ki, bu güne değin bu denli güzel ve amacına uygun mekan düzenlemesi olan bir yer henüz görmedim. Karar verenleri, emeği geçenleri ve gerçekleştirenleri kutlamak isteriz.
Bu açılış ile birlikte, ayrıca bir günlük “Uluslararası Arabuluculuk Konferansı”da düzenlenmiştir. MTSO Başkanı Şerafettin Aşut ile TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, hem konferansın hem de arabuluculuk bürosunun açılışını birlikte yapmışlardır.
T.C. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanı Hakan Öztatar, yasanın iki buçuk aylık uygulama süreci içinde ki gelişmeleri özetleyen, rakkamlar da vererek açıklamalarda bulunmuş ve başarılı oılduğunu belirtmiştir. Arabuluculuk girişimi süreci içinde anlaşmaların nasıl gerçekleştiği konusu, gizli olduğu için, yargıya da gitmediğinden bilinmemektedir. Yargıya başvurmadan önce önemli ölçüde anlaşmaların gerçekleşmiş olduğu ve yargının yükünün azalmaya başladığına ilişkin, görüşlerini aktarmıştır.
Konferansın ikinci bölümünde, Akina Danışmanlık’dan arabulucu Aşiyan Süleymanoğlu’nun moderatörlüğü’nde, iki ayrı sunum gerçekleştirilmiştir.
İtalya’dan, ADR Merkezi Uluslararası Etkinlik Yöneticisi Constantin-Adi Gavrila ile İspanya’dan Hakem-Arabulucu Mercedes Tarazzon, sadece ülkelerinde ki uygulamaları değil, Avrupa hatta bazı Afrika ülkeleri de dahil, bu konularda ki uygulamaları aktardılar. İş hukuku ile sınırlı olmayan,  genel arabuluculuk ve tahkim sistemi üzerinde durdular. Uygulama da sıkıntalara varıncaya değin, izleyicilere geniş bir yelpaze çizmeye çalıştılar.
Dışarıda ki uygulamalara ilişkin verilen bilgiler çeçevesinde,ülkemizdeki iş hukukuna ilişkin getirilen, arabuluculuk sistemi arasında ciddi ve önemli farklılıkların olduğu da anlaşılmaktadır. “Zorunlu olma” ve “gizlilik” konusunun, ülkemizde çok farklı olarak düzenlenmiş olduğu görülmektedir.
Yargı yolunun kapatılması eleştirilerini de yok saymamak gerekmektedir. “Zorunluluk” konusunun da tartışma konusu olmaya devam edeceği anlaşılmaktadır. Yapılan uyuşmazlıkları giderilmesine ilişkin anlaşma tutanaklarının da “gizli” olması ve “yargı yolunu kapatması” bu aşamada, uzlaşmazlıkların çözümü konusunda değerlendirmeler yapmamamızı doğrusu engellemektedir.
Bunlar bir yana, aşağı yukarı beş ayı aşkın süredir, baroların ve özel kuruluşların, bu konuda neredeyse her hafta değişik illerde toplantılar seminerler düzenlendiği dikkate alındığında, önemli bir yapılanma ile karşı kaşıyayız. Bu süreçte idarenin ise, yasa gereği Yönetmeliği bir an önce çıkartıp uygulamaya sokması, mutlak bir gereklilik haline dönüşmektedir.
Bu konuda bir çok iyi niyetli çabalar bile, el yordamı ile bir arayış içindedir.
Sonuç olarak, biz bu yeni düzenlemeyi çok tartışacağız gibi görülmektedir.
______________
İsmail Bayer.  20 Mart 2018. Salı. Mersin.  ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × 3 =