Caz Festivali sona ererken

Caz Festivali sona ererken

0
PAYLAŞ
İsmail Bayer
İsmail Bayer
İSMAİL BAYER –  Bir caz festivali daha sona eriyor. 27 yıldır devam eden bir gelenek. 27.Akbank Caz Festivali sona ererken, 2018 sonbaharında bakalım bizleri neler karşılayacak. 3-19 Kasım arasında İstanbul’da sona erdi ama, başka kentlerde kampüslerde gençlerle buluşmayı sürdürüyor.
Yine bir piyano akşamıydı. Nefesliler vardı elbette, ama piyano assolist. Piyano, doğu-batı sentezini oluşturuyordu da diyebiliriz.
Amina FİGAROVA, Azerbeycan Baku doğumlu bir piyanist, aynı zamanda besteci. Parmakları, piyanonun tuşları üzerinde gezinmiyor, adeta dansediyor.
Üç nefesli, Birlikteler, ama ayrıca, bir birleri ile adeta yarış halindeler. Birlikte ve ayrı ayrı sololarla, farklı dünya esintilerini taşıyorlar.
Trompet’te Alex Nore NORRİS. Tenor Saksafon’da Wayne ESCOFFERY. Flüt’te ise, Bart PLATTEAU.
Flüt’te ki, Bart PLATTEAU Belçikalı ve Amina FİGAROVA’nın eşi. Birlikte kurdukları altılı, AMİNA FİGAROVA SEXTET. Bir çok caz festivalinin konuğu olan bu altılıyı, bu kez, 27.Akbank Caz Festivali’nde, CRR Konser Salonu’nda bizde ilk kez dinlemiş olduk.
Azerbeycan Belçika birlikteliği, Azeri tınılarından Avrupa’ya ve caz tınılarında birleşmeyi sağlıyor. Onun için özellikle piyano için, doğu-batı sentezi tanımlamasını yapmaktan kendimizi alamadık.
Bas’da ise Rashaan CARTER. parmaklar teller ile bir şarkıyı birlikte yaşıyorlar gibi. Durgun, sakin, sonra heyecanlı, bazende koşuya çıkmış gibi.
Davul’da ise Jason BROWN. Piyanonun tuşları, bakır üflemelilerde nefes alış verişler, basda ise derinden gelen sesler arasında, sürekli dolaşan iki eldeki bagetler.
İstanbul da günün özelliğinden ve de sonrasında yaşanan trafik sorunları da eklenince, konserin başlama saati yarım saati aştı. Ama izleyiciler, sabırla bu tınılarla bir yolculuğa çıkmak için beklediler.
Bir saati aşan bir sürede, hafif esintilerle yolculuk yaptığımızı söyleyebiliriz. Piyano, daha çok romantik ezgilerle, bir ölçüde nostaljik bir akşam yaşattı. Nefesliler ayrı bir tını zenginliği, Cazın prensleri gibiydiler. Üç ayrı nefesli, üç ayrı ses zenginliği. Nefeslilerin sololarında, başkaldırı daha bir hakimdi izlenimini verdi.
Piyano ile flüt beraberliklerini, sanki evde ki ve ülkeler arasında ki bir buluşmayı sağlıyor gibi yorumladım ben. Öyle düşündüm de denilebilir. Ben de uyandırdığı duygu bu oldu doğrusu.
Caz’da, basın yerin her zaman farklı olmuştur kanımca, parmaklar teller arasında dolaşırken, bir başka dünya açılır insanın önüne. Orada duygu seli hakim oluyor nedense, bir içe dönüş, kendini dinleme.
Davul’da vurmalılar bütünlüğü içinde dolaştı durdu. Jason BROWN. Piyanoya eşlik, nefeslilere eşlik, bas’a eşlik, tümü içinde yer alırken, sesini fazla yükseltmeden ben de varım diyordu. Ama iş soloya gelince, coştu doğrusu, hem romantik bir yürüyüş, hem bir koşu yarışcısı gibiydi bir ara. O söyleyeceklerini, daha çok yüksek perdeden söyledi diyebiliriz.
Altılının uyumu, ayrı ayrı tınıların bir bileşkesi gibiydi. Cazın birlikte olma sevgisini yinelediler.
Alkışlar durmadı. Zaman dardı, ama tınılar çıkarken kulaklarda yankılanıyordu.
Konser sonrası düşünmekten kendimi alamadım, Afrika çıkışlı olarak cazı, ABD’den dağılma olarak niteleyenlerin yaygın görüşlerine karşın, Avrupa’dan Asya’ya değişik ülkeleri saran bu müzik, yıllardaı artan bir ilgi ile karşılaşıyor. Barların sigara dumanlı küçük klüplerinde başlayan bu sesler, konser salonlarından daha geniş kitlelere uzanarak bir çenber oluşturuyor adeta.
Evet bir sevgi ve başkaldırıyı, içi içe yaşatan bir caz akşamı geçirdik.
Konser programlarının yer aldığı kitapçığı incelemek ise, ayrı başka bir dünya. Değişik salonlardan, İstanbul’un iki yakasında esen sonbahar rügarı. Kışı karşılama öncesi bir sıcalık.
Bir iki konser izlediyseniz yada hiç izlemediyseniz bile, bu program bütünlüğünü görmek ve incelemek, ayrı bir zevk doğrusu. Bizden sanatçıların programlarının yoğunluğu, adeta onları da caz festival birleştirmiş oluyor. Bu renklerin ve tınıların birlikteliğinin bir güzelliği. Emeği geçenlere, bu buluşmayı sağlayanlara, içten teşekkürler ve emeklerine sağlık.
Festival bitmedi ama, yurdumuzun değişik üniversitelerinde gençlele buluşmayı sürüyor. Bu buluşmanın sahnede ki ismi ise Jehan BARBUR.
Muğla, İzmir, Eskişehir, Bolu, Adana Mersin, Kayseri, Ankara yolculuğı, 1 Aralık günü son. Her yıl bu kampüs konserlerinden birini izlemeğe çalışırdım. Bu yıl ne yazık ki gerçekleştiremedim. Jehan BARBUR’un gençlerle buluşmasını sahnede izlemek çok isterdim. Bu eksikliği duyduğumu itiraf etmekten de kaçınmıyorum.
Her yıl daha fazla konser izlemek üzere diyorum. Ama isteklerimin bir kısmını gerçekleştirebiliyorum.
Bakalım 2018’de bize nasıl bir zengin program sunacaklar. Şimdiden iyi çalışmalar ve seneye daha fazla konserde buluşmak üzere diyerek, bir caz festivaline daha burada nokta koyalım.
2018 sonbaharında, 28. Akbank Caz Festivali’nde de buluşmak ve paylaşmak üzere.
__________
İsmail Bayer. 27 Kasım 2017 Pazartesi.  ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK

19 + 6 =