Caz, gaz ve IV. Murat

Caz, gaz ve IV. Murat

0
PAYLAŞ

Mayıs sonunda başlayan Gaz Festivali ise, hala devam devam ediyor. İstanbul’da yaşamın, olağan bir festivali olma yolunda ilerliyor. Hafta sonu, Caz Festivali içinde önemli bir yeri olan, Tünel konserlerini izlemek isterken, Gaz Festivalinin içinde kaldık.

İstanbul Caz Festivali’nin, bu yıl ki Tünel Konserleri, geçtiğimiz cumartesi akşamı, 8 ayrı mekanda gerçekleştiriliyordu. 18.30 da başlayan etkinlikler, gece ve başlayan yeni günün ilk saatlerine kadar sürüyordu. 18 ayrı etkinlik vardı.

Cumartesi akşama doğru İstanbul’a geldiğimde, biraz sıcak olmakla birlikte, güzel bir hava vardı. Hafif bir esinti de başlamıştı. Gezi Parkı gelişmeleri ile ligili olarak, insanlar Taksim’de toplanıp, yargı kararını basın açıklamasıyla, kamu oyuna ilan ederek, bir gösteri gerçekleştireceklerdi. Gezi Parkı, iki haftadır halka kapalıydı. Güvenlik güçlerinin sürekli bekleyişlerinden, mutlaka canları da sıkılmıştır. Karşılıklı güzel bir tabloda olabilir düşüncesindeydim.

Belki siyasi ve yerel yönetimden, bir yetkili de gelir umudum vardı. Gezi Parkı ve yeşil alan kalacak açıklamasıyla, güzel bir kucaklaşma olur ve geçmiş günleri unutalım diye, güzel bir mesaj da verilir, hülyasını da taşıyordum. Bu gergin ortam, Ramazan’a girereken, sevgi ile kucaklaşma sonrası aşılabilir, ne güzel olur diyordum. Ve bu düşüncelerle, akşam kendimi, cazın değişik tınılarına bırakmayı planlıyordum.

Ve bu düşüncelerle cumartesi akşam üzeri, Taksim’de bu sahneleri paylaşma amacıyla, Elmadağ’dan yola çıktım. Divan Oteli’ne doğru yaklaşırken, farklı gelişmeler olduğunu, gerçeği görmem gerektiğini anladım. Yollar kapatılmış, güvenlik güçleri etten duvar olmağa başlamışlardı. Nasıl ve nereye doğru gidecektim.

Gezi Parkı bir yana, Taksim’de kapatılmıştı. İstiklal Caddesine nasıl ulaşacağm diye, Talimhane’de görevli bir polise sordum. Gitmememi önerdi. Kapalıydı ve müdahale başlamıştı. Sıraselviler Caddesi’ne nasıl ulaşırım dedim. Orası da kapalı dedi. Galatasaray’a nasıl gideceğim diye sorularımı sürdürdüm. Görevli Polis de son derece sabırlı ve saygılı bir şekilde, Tarlabaşı tarafından, ara sokaklardan belki Tarlabaşına doğru çıkabileceğimi belirterek, Kasımpaşa’ya doğru yolu gösterirdi, gitmememizi de önermeyi ihmal etmedi. Sağolsun.

Caz Festivali’nde, 6 saati aşacak, değişik mekanlarda cazın rüzgarına kapılma sevincim, daha yolun başında burukluğa dönüşmüştü. Ama Caz Festivali için gelmiştim. Tarlabaşı’nın altlarından ara sokaklardan, Tarlabaşı’na ulaştım. Ulaşmamla birlikte, kendimi başka bir festivalin içinde buldum. Bu Festival, GAZ Festivali idi.

Ve İstiklal’e ulaşma yolculuğum başladı. İmam Adnan Sokak’dan itibaren, Tarlabaşın’ndan İstiklal Caddesi’ne çıkan sokaklara sırayla yöneldim. Yok, her sokağa yönelişimde, gazdan geri dönüyordum. Boğazım kurudu, gözlerim yaşardı, yanma başladı, nefes alma sıkıntısı, öksürme. Pek inadı sevmem ama, devam ediyordum.

Bir ara çıktım İstiklal Caddesi’ne. Çiçek Pasajı tarafından Galatasaray’a çıktığımda, önce bir şaşkınlık. Bu güne kadar, sabaha karşı zaman dilimi dahil, ben bu caddeyi böyle boş ve insansız görmedim. Terkedilmiş gibiydi. Galatasaray Lisesi’nin önünde iş makinaları çalışıyordu. Tomalar gelip gidiyordu. Yoğun bir gaz dumanı Tepebaşı’na doğru indim.

Caz Festivali etkinlikleri başlamıştı. Yolda yine sakin bir polise sorularımı yönelttim. Gezi Parkı, Taksim kapalı. Çıkışa izin verilmiyor. İstiklal’den gelenler, gördüğünüz gibi, ara sokaklarda, İstiklal’de kapalı dedi. Asmalı Mescit tarafından çıkmaya yöneldiğimde ise, yoğun bir gaz dumanı, hafif rüzgar estiğinde daha da etkin olarak boğazı yakıyordu. Tünel’e çıkmak istedim. Yok olanaksız. Galata’ya geldiğimde ise, yukarıdan kaçışmalar ve gaz gelmeğe devam ediyordu. Saat 22.00 ye yaklaşmıştı ve bende caz dinleyecek hal kalmadı.

Yine alt sokaklardan dolaşarak, Şişhane’de İKSV’ye geldiğimde, gecenin son caz programı da çoktan başlamıştı. Bu yıl daha etkin gerçekleştirilen Tünel Konserleri’ni, 20.İstanbul Caz Festivali’nde, gazdan izlemek gerçekleşmiyordu. Olmadı.

Gecenin sona ermesine yakın, eve döndüğümde televizyonda, eli satırlı adamın, polislerin gözü önünde, oradan sakin geçen bir bayana satırla saldırısını ve satırdan sonra da, bayanı arkasında tekmeleyen bu insanın, polislerce seyredilmesini görünce, ne yapacağımı şaşırdım. Polisler, bu kişinin elinden satırı bile almıyorlardı. Neredeyse, beraber hatıra fotoğrafı çektirecekler. Biraz dinlendikden sonra, günün yeni bir güne doğru saatler ilerlediğinde kendimi dışarı attım. Nefes almak istiyordum. Gezi Parkı ve Taksim hala kapalıydı. Gaz kokuları devam ediyordu. Caz Fesivali yerine, Gaz Festivali’ni yaşıyorduk.

Pazar akşamı, bir başka festival’de Kadıköy’de, İskele meydanındaydı. Bu Festival, Gazadam Festivali idi. Saat 17.oo den sonra gittiğimde başlamıştı. Saat 20.oo ye kadar orada kaldım. İnsanların yüzü gülüyor. Şiirleri dinleniyor, müziğe eşlik ediliyordu. Orada, bu insanları coşkuları ile bırakarak ayrıldım.

İstanbul’da 4.Opera Festivali kapanıyor. Son gösteri, Samsun Devlet Opera ve Bale Orkestrası ve Korosu. İlk kez izliyorum. Değerli Dostum Remzi Buharalı’nın, Genel Müdür iken, burayı kurmak için ne denli çaba gösterdiğini biliyorum. Topkapı Sarayı’nın iç kapısı önünde kurulan sahnenin yanında orkestra yer almış.

Sahneledikleri eser O.Demiriş’in, IV.Murat Operası. Bu eseri, bu mekanda izlemek başlı başına bir olay. Ama gaz kokuları içinde, bu eser ile ilgili bir kaç söz söylemek, esere saygısızlık olacak. Samsun’da bu eseri ya da başka sahnelemeleri izleme isteği ile burada sonlandırmak gerekecek.

Ancak, Topkapı Sarayı’ndan çıkarken, eserdeki Bekri Mustafa’nın, IV Murat’a sözleri dilimde, “.. Vezir olsam insanlıktan çıkardım.” Gülhane’den Marmara Denizi’ne doğru iniyorum. Yine eserde geçen, IV.Murat’ın sözünü sakınmayan, doğruları söylemekten korkmayan ve vazgeçmeyen dostu, Şair Nef’ i nin sözleri, “Düzen dahi halk içindir.”

İki gündür yaşadıklarım. Gördüklerim. Gece, halka kapalı Gezi Parkı’nın yanından geçerek eve dönüyorum. Açacaklarmış Gezi Parkı’nı. Ama ben bu akşam, Abbasağa Parkı’na gideceğim. Ramazan’ı karşılamaya oradan başlamak istiyorum. Ve Nef’i nin sözleri dilimde. “Düzen dahi halk içindir.”

____________________

* İstanbul. 8.7.2013. Pazartesi. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK

4 × one =