CE-HE-PE nereye koşuyor?

Ne zaman sistemde gerginlik azalsa, ne zaman ülkede tansiyon düşse ve ne zaman halk “Ohh be..”  noktasına gelse bundan rahatsız olanlara rastlanır.
Doğaldır ki herkes demokrasiyi sevmek ve onu kucaklamak zorunda değildir.
Doğaldır ki 1930’lu yılları özleyenler, o günlerin geri gelmesini bekleyenler çıkabilir.
Nasil ki irticai eylemlere zaman zaman rastlanıyorsa…
Nasıl ki İran’a dönülmesi özlemiyle yanıp tutuşan meczuplar uç vermeye çalışıyorlarsa…
En mükemmeli hala buılunamayan demokrasiden nefret edenler de olabilir.

Ama bu hiç bir zaman CE-HE-PE olamaz ve olmamalıdır.
CE-HE-PE eğer hala kendi hükmi kimliğinde sosyal demokrat vasıflarını koruyor ve buna çalışıyorsa…
Eğer sosyalist enternasyonalden ihraç edilmemişse…
Her zaman demokrat olmak, adından aldığı “halk” sayesinde demokratk yönetiminden yana olmalıdır, olmak zorundadır.

Acaba öyle mi?
Temenni başka, gerçekler başka ise ne olur?
Son günlerdeki tutumu son derece önemli bu CE-HE-PE nin…

Cunhuriyetin ilanından sonra askerlerin öncülüğünde kurulan ve 1980 yılında yine başka bir askeri yönetim tarafından tüm partilerle birlikte kapatılan CE-HE-PE ‘nin halkla olan iletişim zayıflığı, bir türlü halka inememesi onu 1950’den bu yana tek başına ve çoğunluk oylarıyla hiç bir zaman iktidar yapmamıştır.

Açık ve net ifadeyle, demokrasi denemesine başlanan ve çok partili sisteme geçişin miladi sayılan 1950 yılından bu yana 58 yıl geçti CE-HE-PE bir türlü iktidara gelemedi.

Açıkcası bu noktada CE-HE-PE nin demokrasi ile olan kan uyuşmazlığı gerçeği ortaya çıkıyor.
İster reddetsinler, ister tepki versinler ya  CE-HE-PE  demokratik sistemi içine sindiremiyor, ya da demokrasi bu partiye “organ nakli” muamelesi çekip dokuyu reddediyor.

Neden çok gerilere gidip kısa bir CE-HE-PE turu yaptım anlatayım.

Ergenekon iddianamesine gösterdikleri tepkiler, Anayasa Mahkemesi’nin AKP’yi kapatmama kararı ve ardından YAŞ kararlarında irticadan dolayı ordu içinde ihraç edilecek asker bulunmaması,  CE-HE-PE nin demokrasi karşısındakı turnosol kağıtlarıyla örtüşmesine karine değil, kanıt olacak niteliktedir.

En sonuncusu şu: Yaş’tan ihraç kararı çıkmaması bu partinin sözcülerini son derece rahatsız etmiş.
Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu “Ordu’nun büyüklüğü dikkate alındığında laikliğe karşı hiç bir dosyanın YAŞ’a gelmemesi ilgiçtir. Hükümetle Genelkurmay arasında sıcak bir ilişkinin olduğu kanısındayım.” diyor.
Genelkurmay ise bu partinin ithamına “İhraç kararlar bazı kesimleri mutlu ve bazı kesimleri  mutsuz etme amacına yönelik değildir” şeklinde karşılık veriyor.

Şimdi gelin hep birlikte düşünelim ve son durumu analiz etmeye çalışalım.
Dünyanın hangi ülkesinde, demokrasi ile yönetilen hangi devletinde sosyal demokrat olduğunu iddia eden bir anamuhalefet partisi çıkar da,  sivil yönetimle asker arasındakı olumlu, güzel ve beklenen uyumu görünce tepki verir ve buna karşı çıkar?
Ya da bu tablodan rahatsız olur.

Demokrasi mutsuzluk nedeni olabilir mi?
Olmaz ama geride kalan 58 yıla bakılırsa “yakışır”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × 5 =