Cehaletimi bağışlayın!

Bilmediğini bilmek en büyük bilgelik imiş: Cehaletimi bağışlayın…
Sormakta ne mahzur var?
Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp…
Türkücü İbo’nun dediği gibi, “Urfa’da Oksfort vardı da, biz mi gitmedik?!”; üleeeen…
Efendim son zamanlarda aklıma abuk subuk fizik, astronomi, kimya ve biyoloji, velhasılı tabiata dair ne varsa onlar takılıyor…
Purdue medresesinde hâlâ kart öğrenci misali dirsek çürüttüğümden, ders verip ders aldığımdan, birilerine soruyorum; ı-ıhh, yanıtı yok…
Niye bu tabiat meselelerine kafayı taktım, dersiniz?!
Efendim iki soruyla sizi rahatsız edeyim, bir bilen varsa beri gelsin, e-posta adresime yazsın, bundan sonraki günlerin ilk yazısında adlarını vererek cevaplarını kullanayım.
Sorulardan ilki uzaya aittir.
Ne zamandır düşündüğüm birşey var, uzayda ısı kaç derecedir?!
Uzay boşluğunda kütle olmadığı için, formülü icabı cebirsel denklemle hesap edersek, karşılığı sıfır olur ki, bu durumda 0 derece de bir ısı demektir.
Ama, NASA uzmanları, hayır, uzayda ısı mı mısı yok, unut gitsin sıcaklığı diyor.
Pekâlâ, diyelim beni astronot Niyazi yaptınız ve uzaya paketlediniz, uzayda bir akşam gezisi yapmak için ben de dışarı çıktım…
Birden aklıma gelmez mi, bacağımı kaşıyacağım tuttu ve astronot pantolonumu sıyırdım.
Şimdi, dikkat isterim, pantolonum sıyrılınca cildim uzayla temas etti.
Küllîyen insanoğlu gibi benim de cildim hassastır ve dışarıdaki havanın termometresini anlar.
Peki, şimdi Uzay soğuk mu, sıcak mı; ya nedir bu Allahın belası…
Bu soruya karşılık bulamıyorum!
Üstelik bu sorunun bir türevi de geliyor hemen: Güneş ışınları atmosferden içeri girince dünyayı ısıtıyor da onca yoldan gelirken, hatta ben pantolonumu bacak kaşıması için sıyırdığımda beni ısıtmıyor; Cenab-ı Allah’ın işine karışmak olmaz ya, ben sorayım yine de…
Güneş Uzay’da niye etkisizdir?! Sizin tuhafınıza gitmiyor mu?
Sorularım bu kadarla kalsa iyi:
Bir sürü bulut var tepemizde; yağmur yağdıranı, çiseleyeni, alın size dum dum kurşunu diye dolu atanı, günümüzü karartanı, gürültü patırtı çıkaranı…
Eyvallah! Hepsine okeydir, anam..
Bulutların yükseldiği irtifa, 3 kilometre ile 5 civarındaymış… Yani yerküreden en çok 5 bin metre yukarıda uçuyorlar, şekil ve şemâl değiştiriyorlar.
Orada sıcaklık kaç? Eksi 20-30 civarındadır…
Hımmm… Su buharı olan bulutlar eksi 20’de donmaz mı, donunca ağırlaşıp buz kütlesi olarak tepemize düşmez mi?
Diyelim ki bize acıdılar ve düşmediler, pek ve çok âlâ, niye yağmur olup yağıyorlar inceden: yanıt şudur, bilmez miyim, bulutlar soğuk hava tabakasına girince yağmur olur…
Efendim, iyi de zaten soğuktaydılar, eksi 20-25 derecelerden söz ediyoruz. Daha ne kadar soğumaları gerekecek!
İşte ben bunlara karşılık bulamıyorum, birilerine soruyorum, verdikleri yanıtlar akla yatkın gelmiyor.
Ya ben tırlattım, “oynatmaya az kaldı”, yahut bilimin eksik etek bir yanı var…
Siz,ey Açık Gazete okurları, Sezaî Önder Bey’e bakılırsa Yozgatlı olup “Batı’da Batılılaşamamış” aslen Adanalı Ali Haydar Nergis Bey’le, Türkiye’de olup nedense batılılaşamamış Sezaî Bey arasındaki kavgayı bir yana bırakın…
Nergis kardeşimiz bir süreden beri Sezai Bey’in minderine raptiye koyup duruyor, tekerleğine çomak uzatıyordu.
Gerçi, Nergis, bir yazısında beni de Sezaî Bey ile aynı kefeye ve halitaya koydu. Şimdi de Sezai Bey, Cumhuriyet’te yayınlanan yazıların ısıtılıp tekrar yayınlanması üzerine bana da taş atıyor; ama hiç dert etmem bunları, zira:
Kendimi yukarıda gördüğünüz mevzulara adamış bulunuyorum.
Bulgur tenceresinde temcit pilavı tartışmaları, bana göre değil!
Sizin güneş, uzay, bulut üzerine yanıtlarınız varsa, lütfen bana gönderiniz.
Yahut: Havada bulut, sen bu işi unut!, deyiniz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.