“Ceza kişilere verilmeli”

“Ceza kişilere verilmeli”

0
PAYLAŞ

CEZA KİŞİLERE VERİLMELİ

Erdoğan, TBMM Genel Kurulunda, 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Kanunu Tasarısı’nın tümü üzerindeki eleştirileri yanıtladı.
Sözlerine Bursa Mustafakemalpaşa’da hayatını yitiren 19 madenciye rahmet dileyerek başlayan Erdoğan, Tokat’ın Reşadiye ilçesinde terörist saldırı sonucu şehit olan 7 Mehmetçiği rahmetle andığını ifade ederek, tüm yakınlarına ve millete başsağlığı diledi.
İstanbul’da terör örgütünün istismar ettiği çocukların gerçekleştirdiği terör eyleminde molotoflu saldırıya maruz kalarak yaşamını yitiren Serap’a da rahmet dileyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
“Sayın Baykal, Reşadiye saldırısını PKK’nın gerçekleştirdiğini söyleyemediğimizi, spekülasyon ürettiğimizi ifade etti. Devlet yönetimi bir ciddiyet gerektirir. Devlet ve Hükümet aklına estiğini konuşmaz. Tespitlerini yapmadan, delillerini bulmadan konuşmaz. Zira ülkede bir tane terör örgütü yok. Terör örgütünün farklı isimlerdeki terör örgütleriyle de iş birliği halinde uygulamış olduğu terör de var. Bunları tespit ederek, açıklamaktır aslolan.
Saldırıyı terör örgütü üstlenmiştir. Ve burada spekülasyonlara fırsat vermeden, terör örgütünün üstlendiği gibi bizler de aynı şekilde terör örgütünün reklamını, propagandasını yapar gibi sürekli ismini zikretmeyi de doğrusu hiçbir zaman kendi devlet ciddiyetimizle uyumlu bulmuyoruz. Reşadiye saldırısı bir provokasyondur. Evet, açılıma yönelik bir PKK provokasyonudur, milli birlik ve kardeşlik sürecine yönelik terör örgütünün bir sabotajıdır. Bunu bile saptıran bir anlayış, yanlış muhalefet tarzının somut bir örneğidir.”

HAKİKATEN BEN DE ŞAŞIRDIM
Stalin’in “bir kişinin olumu trajik, bir milyon kişinin ölümü istatistiktir” sözlerini anımsatan Başbakan Erdoğan, muhalefetten gelen tepkilere “Şaşırdın değil mi? Hakikaten ben de şaşırdım” dedi.
Başbakan Erdoğan, “Evet 40 bin kişi hayatını kaybetti dediğimiz zaman belki yeterince vurucu olmuyor ama ben haftalardır, aylardır, yıllardır, partimizi kurduğumuz andan beri diyorum ki, sizin hiç oğlunuz, yavrunuz öldü mü? Sizin hiç babanız, kardeşiniz öldü mü? Siz kendinizi hiçbir şehit annesinin, bir şehit babasının, evladını yitirmiş bir ananın yerine koydunuz mu? Dersim’i bir istatistik gösterge olarak görenler, kronolojide bir cümle olarak görenler, gündelik ifadelerle aşağılayanlar, kendinizi hiç Dersimli bir ananın, babanın, evladın yerine koydunuz mu?” diye sordu.
“Her ölüm erken ölümdür. Hele gençlerin ölümü, tahammül edilemeyecek, kendi haline bırakılamayacak, görmezden gelinemeyecek kadar acıdır, trajiktir” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bunun bu şekilde böyle sürüp gitmesine bizim tahammülümüz yok. Biz, ne ekonomiye salt bir istatistik olarak bakıyoruz, ne güvenlik meselesini sadece bir istatistik olarak görüyoruz. Biz, sofranın diliyle konuşuyoruz. Biz, anaların diliyle konuşuyoruz. Biz, hesabi değiliz, biz hasbiyiz, samimiyiz. İşte onun için Demokratik Açılım süreci dedik, işte onun için Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci dedik. Böyle büyük bir projede, böyle anlamlı bir süreçte, istedik ki muhalefet de bizimle olsun, yanımızda olsun, yanımızda olmasa bile desteğini versin, katkısını versin, yapıcı eleştiride bulunsun.”
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol’un laf atmasına, “Sayın Anadol biz senin geçmişinizi biliriz. Senin oradakilerden pek farkın yok. İyi biliriz seni, iyi” karşılığını veren Başbakan Erdoğan, “Süreci sabote etmek, provoke etmek, tahrik etmek kime ne sağlar? Diyorlar ki ‘ülkeyi geriyorsunuz, ülkeyi bölüyorsunuz.’ Peki üç aydır attığımız bu adımlar neticesinde, hangi adım, açılım sürecinin hangi başlığı ülkeyi geriyor, ülkeyi bölüyor? Attığımız hangi adıma alternatif ürettiniz? Gerilim üreten, sizin hayali senaryolarınız, kara kampanyalarınız, iftira ve tahriklerinizdir” dedi.

KÜRT KARDEŞİMİZ BİLE DİYEMİYORSUNUZ
Erdoğan’ın konuşması sırasında muhalefet sıralarından sık sık laf atıldı. Erdoğan, “Siz, ‘Kürt kardeşimiz’ bile diyemiyorsunuz, ‘Kürtçe konuşan kardeşimiz’ diyemiyorsunuz. Allah’ın Kürt olarak yarattığı bir insana. Kürt olduğunu söylemek bir lütuftur, bir zenginliktir. İnsanlar etnik yapı olarak doğuştan öyle doğar. Sonradan etnik kimlik kazanmazlar. Eğer bunu bilirseniz o zaman Türkiye’de farklı etnik yapılara saygının da ne olduğunu öğrenirsiniz” diye konuştu. Erdoğan, kendisine laf atan bir milletvekiline “Öğreniyorsun bir şeyler” karşılığını verdi.
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Türkiyeli olmayı, bölücülük olarak nitelendiriyorsunuz, ihanet olarak niteliyorsunuz. Türkiyeliyim demek, Türkiyeli olduğunu söylemek, niçin ihanet oluyor? ‘Türkiye halkı’ ifadesini kullanan Atatürk de mi bölücüydü. Türk milleti demek, Türkiye halkı demektir. Türk milleti demek, Türkiyeli olmak demektir. Daha önce de ifade ettim, Gazi Mustafa Kemal bu konuyu en güzel şekilde ortaya koymuş. Öğreneceksin, öğreneceksin. Siz, ben bu kürsüden alt kimlik, üst kimlik beyanlarını yaptığımda çıldırdınız, ‘alt kimlik, üst kimlik olmaz’ dediniz. Daha sonra bunları kullanmaya başladınız. Bunları da öğreneceksiniz. Tutanaklarda hepsi var.”
Muhalefet milletvekillerinin kendisine laf atmaya devam etmesi üzerine Erdoğan, birleşimi yöneten Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’e, “Sayın Başkan siz mi susturacaksınız, ben mi?” diye sordu.
Erdoğan’ın, Atatürk’ün konuyla ilgili ifadelerini okuduğu sırada CHP milletvekilleri sıra kapaklarına vurdu. Bunun üzerine Erdoğan, CHP Genel Başkanı Baykal’a ve bazı milletvekillerine dönerek, “Oturun yerinize… Sayın Başkan grubuna hakim ol. Olamıyorsan biz olalım. Acziyet içinde olma” diye seslendi.
Tartışmalar arasında Atatürk’ün sözlerini okumayı sürdüren Erdoğan, CHP’lilerin itirazlarını sürdürmesi üzerine okuduğu kitabı gösterdi. “Bunlar iptal mi oldu? Bu tutanaklar iptal mi oldu? Sizin geçmişinizi sorgulamayalım mı?” diyen Erdoğan’a, CHP Lideri Deniz Baykal da oturduğu yerden tepki gösterdi. Erdoğan, “Sizin bu mantığınız neye benziyor, biliyor musunuz? Atatürk ölene kadar Türk paralarının üzerinde Atatürk’ün resmi, öldükten sonra İnönü’nün resmi…Siz busunuz” dedi.

DTP’NİN KAPATILMASI
Erdoğan, Anayasa Mahkemesinin, DTP ile ilgili kapatma kararına da değinerek, bu konuda “AK Parti’nin duruşunun net olduğunu” belirtti. Erdoğan, iki temel hassasiyetleri olduğunu söyledi. Erdoğan, “Birincisi, biz parti kapatmaya karşıyız. Cezanın tüzel kişiliklere değil, kişilere verilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
Bu sırada kendisine laf atan bir CHP’li milletvekiline Erdoğan, “Edebini takın. Sandıkta gereken cevabı, zaten millet size devamlı veriyor, bundan sonra da verir. Siz bu milletten hiçbir zaman gerekli desteği alamayacaksınız, iktidar olamayacaksınız. Çünkü bu milletin Başbakanına, vatandaşına kalkıp da ‘göbek kaşıyanlar’ diyenler sizsiniz” karşılığını verdi.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Halkın getirdiğini ancak halkın götürebileceğini vurguluyoruz. Ancak şunu da görmemiz gerekiyor: Dünyanın en gelişmiş ülkesinde bile şiddete, teröre destek veren, övgüde bulunan, organik ilişkide olan siyasal yapılara izin verilmez. Çünkü terör, demokrasinin düşmanıdır. Terörün yedeğinde siyaset yapmak, demokratik bir mücadele değildir, olamaz. AK Parti olarak her türlü aykırı fikrin, her türlü farklılığın siyaset ve demokrasi içinde tutulması gerektiğine, kendisini özgürce dile getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Ancak şiddet ve terörü açıkça reddedemeyen, hukuk düzenine uyum sağlayamayan, siyasetin ve demokrasinin hassasiyetlerini gözetemeyen siyasetçilerin sorumsuzlukları sebebiyle bir ülkenin zarar görmesini, bir ülkenin imajının zedelenmesini de doğru bulmayız. Biz, siyasi hayatımız boyunca sadece milletimizden direktif aldık, sadece milletimizin çizdiği rotada yürümeye, sadece halkımızın talep ve beklentilerini yerine getirmeye çalıştık. Tüm siyasi partilere de önerimiz, yüzlerini millete çevirmeleri, milletin sesine kulak vermeleri, milletin hassasiyetlerine dikkat etmeleridir.”

Erdoğan’ın TBMM Genel Kurulundaki konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:
• ”9 banka, 20 Şubat 2001 tarihinde Merkez Bankasından mesai saatinin bitiminde sonra 4 milyar 163 milyon dolar alım yapıyor”
• ”Bizi, ülkeyi satmakla, ihanetle, hıyanetle suçlayanlara buradan sesleniyorum: İhanet, hıyanet diyorsunuz, peki bu nedir?”
• ”Milliyetçiyim diyerek ortalıkta dolaşanlara sesleniyorum: Milliyetçiydiniz de bu ülkenin böyle göz göre göre soyulmasına neden seyirci kaldınız, neden sesinizi çıkarmadınız, akşam karanlığında merkez bankası soyulurken, milli bankamız soyulurken, milletimin bütün imkanları soyulurken, milliyetçiliğinizi o gün neden hatırlamadınız?”
• ”2001 krizinde ithal projelerle ülke kurtarılmaya çalışıldı, biz ise kendimiz yönetiyoruz ve yine söylüyorum; teğet geçiyor, teğet…”
• ”23,5 milyar dolar borçla devraldık IMF’den ödedik, ödedik, şu anda 8,5 milyar dolar borcumuz var. biz masaya adam gibi otururuz, adam…”
• ”Üç aydır attığımız bu adımlar neticesinde, hangi adım, açılım sürecinin hangi başlığı ülkeyi geriyor, ülkeyi bölüyor? Attığımız hangi adıma alternatif ürettiniz? Gerilim üreten, sizin hayali senaryolarınız, kara kampanyalarınız, iftira ve tahriklerinizdir”
• ‘Türkiye, terör belasından kurtulduğu anda Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde de çok ciddi bir sıçramanın olacağı açık ve net ortadadır. Muhalefetin, milli birlik ve kardeşlik sürecini desteklememesi, hatta karşısında durması işte bu açıdan da son derece önemlidir”
• ”Düşünün, milli birlik ve kardeşlik süreci… İnsan bu kavrama bile saygı duyar, saygı. bak bu kavramı duyduğunuz zaman hopluyorsunuz. Kitabınızda kardeşlik yok, ne yapayım? Birlik yok, beraberlik yok, ne yapayım?”
• ”Dersim’i bir istatistik gösterge olarak görenler, kronolojide bir cümle olarak görenler, gündelik ifadelerle aşağılayanlar, kendinizi hiç Dersimli bir ananın, babanın, evladın yerine koydunuz mu?”
• ”Eğer bugün Kandil’e operasyon yapılabiliyorsa, bu iktidarımızın siyasi, diplomatik başarısıdır, 5 Kasım 2007’nin başarısıdır”
• ”Terör cephesi silahını bırakmadığı sürece askerimiz de polisimiz de operasyonlarına son
vermeyecek, vermez”
• ”Çok ilginçtir; DTP de dağa çıkmaktan bahsediyor, MHP de dağa çıkmaktan bahsediyor. biz sağduyunun, birliğin, beraberliğin, kardeşliğin sesiyiz. Hepinizi buraya, parlamentoya siyaset yapmaya çağırıyorum”
• ”Terörün yedeğinde siyaset yapmak, demokratik bir mücadele değildir, olamaz”
• ”Aziz milletimizden, anne ve babalardan çocuklarını Sayın Bahçeli konuşurken televizyondan uzak tutmalarını hassasiyetle rica ediyorum”
• ”Statüko devam edemez, gençler göz göre göre ölüme gönderilemez. Daha fazla ocağın sönmesine, bedelin ödenmesine tahammülümüz olamaz”
• ”Biz bu meydanı teröre, terör yandaşlarına, terörün akıttığı kandan beslenenlere, vampirlere teslim etmeyeceğiz. İşte onun için inadına demokrasi, açılım, birlik kardeşlik diyoruz”
• ”Gençlerin ve şehitlerimizin kanı üzerinden maddi ya da manevi rant devşirenler var. Bu mücadeleye başlarken, tüm bu rantçıları karşımıza alarak yola çıktık”
• ”Hortumları kesilenler elbette duvar gibi bu sürecin karşısında duracak, rantlarını yitirenler her türlü tahrike, provokasyona başvuracaklar. Ama biz bunları kararlılıkla yok edip yolumuza devam edeceğiz”
• ”Kopenhag siyasi kriterleri noktasında bizim Ankara siyasi; Maastricht Kriterleri noktasında İstanbul Ekonomik Kriterlerimiz var”

BİR CEVAP BIRAK