CHP cepheleri

Baykal’ın liderliği döneminde, hatta fi tarihinde CHP içinde bitinin kanlanmaya başladığı antik zamanlarda başlayan galiz koku, Genel Başkanlığı süresince süregelip, sıradan vekilliği bir türlü hazmedemeyişi ile son zamanlarda iyice kesifleşti…

Ecevit’e karşı da hizip yapmıştı, koalisyon içinde de hizip yapmıştı hükümet ortağı iken. Hala görevli gibi, mecburmuş gibi hizip yapıyor. Hizip, hayat felsefesi, yaşam biçimi… Kadim tarihi boyunca hiçbir şeyi halkı için yapmadı, hiçbir zaman halka sempatik gelmedi, ana muhalefet liderliğinin protokol mevkiini korumak için yaptı ne yaptıysa. Müzmin muhaliflikten beslendi, beyaz saçlı akıl hocaları, akil adamlar bile olamadılar. Tayyip Erdoğan’ı milletvekili yaparken de, AKP’yi aklayıp yolunu açarken de bu kişisel ucuz mevki ihtiraslarına ve sağlıksız amaçlarına hizmet ettiler akbaşlılar.

Bu ülke ne çektiyse kifayetsiz muhterislerden çekti, makamı içselleştirenlerden çekti, halkın verdiği lütfu şahsi alacağı sanan müzmin muhterislerden çekti, liderliğe gelince ayrı bir sınıf gibi hareket edenlerden çekti, yenilgiye doymayan pehlivanlardan çekti, projesiz loş projektörlerden çekti… Hizip muziplerinden çekti.

Şimdi, topyekün birleşilmesi gereken bu zamanda, hala partiyi dolaylı yollardan bölerek halka ihanet ediyor aynı ekipbaşı. Daha da kötüsü, Genel Merkez’de hortlayan iç çekişmeler illere, ilçelere, hatta muhtarlıklara bile yansımakta, kirli kanın kılcal damarlara pompalanması gibi… Mahsus yapsaydı, CHP’yi muhalefette tutma ve birleşilecek kavşaklarda ortadan ayırma operasyonlarında bu kadar başarılı olurdu.

Bir atımlık barut bıraktılar Cehape cephelerinin cephanesinde… En az gelmiş geçmiş cepçiler kadardır veballeri, acınasıdır halleri. Belki ülkeyi kafadan soymadılar ama adalet anlayışımızın, insanca yaşama şansımızın, sınıflar arası uçurumların soyguncusudurlar dar kafalarıyla, fırsat eşitsizliğinin bozguncusudurlar muhalefet sefalarıyla, % 51’in muzdarip olduğu konuların baş mimarıdır, şimdi muhalefet içinde bile muhalefete soyunmuş olan bu tarihe gömülesi arkeolojik zihniyetler, talihsiz tafralarıyla… Karşıya yalın kozdurlar, ufka kalın tozdurlar…

Acıklı komikliklere zorladılar CHP’nin şu andaki yönetimini. “ Kurultayı ben anons ettim, sen anons ettin” tartışmalarına indirgediler dışardan net görünümü. Kurt muhalifler, 3 gün arayla 2 kurultay yapacak durumlara getirdiler acemi muhalifleri… Asıl göbek kaşıyanlar da, asrı geriye taşıyanlar da bunlardır, bu ağlanası komediyi yaratanlardır şarlatanlar. Halk tüccarlarıdırlar bunlar, sağır kulak zarıdırlar. Bunca zaman partiyi muhalefette bırakmalarının, yosun tutmuş zihniyetlerine ne kadar da yakıştığı politikacı bozuntularıdır bu örümcek kafalı ekip. Gidemediler çekip…

Düşünebiliyor musunuz? Diyelim ki Sn Sav adaylığını koydu, Sn Savcı denen pis sakallı şişko da çığırtkanlığını, cazgırlığını yapıp, ya Allah ortaya çıktılar, geri planda tribünde oturan Kırkpınar ağasından gaz ve taktikler alarak… Ve diyelim ki kazandılar. Hangi halkın partisi olabilecekler bu şekilde? Ben buradan söz veriyorum, eğer bu çift kaşarlı, kurt kapanlı, hizip uzmanlı ekipten birisi kazayla Genel Başkan olursa, o gün gidip sarfı nazar edeceğim dayanağımdan ve sine-i haslete döneceğim.

Ha! Kılıçdaroğlu da acemi mülayimliği bıraksın artık. Suni çıkışlarla değil, somut projelerle gelsin. Projeler üretebilecek, anlatabilecek, uygulayabilecek ekiplerle gelsin. O ekipler okuyarak gelsinler, en başta da halktan gelen e- maillerini… Nasıl bundan daha yakın olacaklar halka?

Halktan gelen tepkileri, halktan gelen fikirleri hatmederek gelsinler. Bugün partinin herhangi bir e-mail adresine mail atın, çoğu geri gelir doluluktan ya da işlevsizlikten. Kimse açıp, okuyup, irdeleyip, iletip, boşaltmıyor ki… makamları boşaltmayan oturak alemcileri gibi… CHP’nin memurları keyifsiz, demode devlet memurları kadar bile enerjik değiller. Gidin illerin, ilçelerin yapısını inceleyin, tığla dokunmuş ataletin nasıl çığ gibi adaletsizliğe malolduğunu görün.

İşini sevmeden, benimsemeden çalışan idari memurlar, umutsuz delegeler ve çekişmeci yöneticilerden teşekkül kadrolar, bu ülkenin hukuksuzluk duvarına kazınmış liyakatsiz arpalık kadrolarını nasıl yenileyecekler? Zihince gençleşerek, aydın kadınlara daha geniş yer açarak gelsin yeni ekip. Taze ve üretken dimağları asimile etmeden gelsin. Şekilcilikle değil, şevk yayarak gelsin. Loş değil, hoş bir ışıkla gelsin, Göstermelik demokratikleşmelerle değil, terle gelsin, sapına kadar parti içi adalet ruhuyla gelsin. Ruh gibi gelmesin yine…

Habis urlar yayılmasın illere, ilçelere… Halk gark olmasın yeni çilelere. Bu ülke bir de muhalefetten çekmesin artık… Yoksa tarih de dalga geçecektir iktidar kadar… AKP’liler de ellerini ovuşturacaktır akbaşlılar kadar…

Yanlış öngörülerle bu dümen sularına kapılanlar, nehir kavşağında yanlış akıntıyı seçerlerse, ilerde akil adamlar olarak bile anılmazlar… Kapılır giderler akıntıya, yosunlarla birlikte… Sürüklerler tortuları, alüvyonlarla doldururlar denize tıkanan azmakbaşlarını… Sel sularında boğulurlar okyanus varken.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.