CHP’li olmak zor dostlar…

PAYLAŞ

İmparatorluğun yıkıntıları arasında yeniden doğan çağdaş bir cumhuriyeti kollayıp geliştirmek öyle kolay bir misyon değil. CHP’li olmak devrimci olmak demektir. Halkını sevmek, bütün insanları eşit görmek, “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesini savunmak, laikliği olmazsa olmaz görmek, bilimi ve çağdaş değerleri ilke edinmek, bilinci inanca tercih etmek demektir…

CHP’li olmanın bir diğer özelliği de demokratlıktır. Parti içindeki demokrasiden özeleştiri yapma becerisine kadar her CHP’linin erdemlilik sayması gereken bir özellik olmalıdır.

Geçen akşam CHP Parti Meclis üyesi ve Balıkesir milletvekilimiz Mehmet Tüm ile birlikte yemek yedik… Haliyle sohbet döndü dolaştı CHP’nin hiç de haketmediği yüzde 25’lik oy oranına geldi… Öyle ya tek adam yönetimindeki AKP’nin onca yolsuzluğa ve kirliliğine rağmen oy oranı neden CHP’nin 1.5 katıydı?

CHP’li seçmenin begenisi ve beklentisi yüksek. Partinin lideri ve yönetim kadrosundan CHP’ye yakışır bir çizgi izlemesini bekliyor. Bu gerçekleşmeyince sandığa gitmeyerek partisini protesto ediyor. Ne yazık ki sandığa gitmeme oranı en fazla CHP’lilerde…

CHP’de Deniz Baykal’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na koltuğu bırakmasıyla olumlu bir rüzgar esmişti. İlk kez Karaoğlan’dan sonra umut yeşermiş ve geriye gidişe dur diyecek bir iktidar adayı doğmuştu… Ne yazık ki CHP’nin yeni kadrosu bu rüzgarı hovardaca harcadı.

Bu konuda gün boyu konuşabilirim ama Londra’da konuk milletvekili Tüm’e verdiğim örnekleri aktarmak istiyorum…

Kılıçdaroğlu’nun 2011 seçimlerinde ceza evindeki milletvekilleri için “Gerekirse 4 yıl geçse de yemin etmeyiz” sözlerine dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan “Tükürdüklerini yalayacaklar” demişti. CHP böyle bir çıkışta bulunmayacak ya da sonuna kadar eylemi götürecekti. Devrimcilik misyonu unutularak gereksiz bir uzlaşmacılıkla o tükürük yalandı. Bizim yitirdiğimiz puan Erdoğan’ın hanesine yazılınca, haklıyken “iki puan” dibe inmiş olduk. Benzer senaryo “kaçAKsaray için yaşanıyor. Erdoğan bu kez daha kibar davrandı ve Kılıçdaroğlu’nun saraya kuzu kuzu gideceğini söyledi… Sizce hangisinin dediği olacak? Bizim liderimiz diyenler parmak kaldırsın…

2013’deki Gezi Direnişi hepimizin gözünü hem heyecandan hem de gazdan yaşarttı. CHP muhalefetin anasıydı ama bu görevini sokağa kaptırdı. Sokağın sesi CHP’den daha gür çıktı. İktidarı sallayan bu direnişte CHP yönetimi yine sınıfta kaldı.

Kürt sorununa çözüm arayışlarında, Alevilerin feryadında CHP trene bakar gibi baktı… Kürt ve Aleviler geleneksel partilerinden ilk kez vazgeçince CHP’nin oyları heyelana uğradı. İlk kez CHP Doğu ve Güney Doğu’dan neredeyse silindi. Gel gör ki parti yönetimi pişkinliğe vurdurmayı hâlâ sürdürüyor.

Ya 2014 cumhurbaşkanlığı seçimleri? CHP lideri Kılıçdaroğlu bireysel insiyatifile MHP’nin en silik ve en muhafazakar adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’na ortak oldu. Bu kararla Tayyip Erdoğan’a siyasi tarihinin en büyük sevincini de yaşatmış oldular. Bu büyük yenilginin parti içinde bir hesabı olmalıydı… Hani nerede? Parti, bu hezimetle liderini sorgulama ve özeleştiride bulunmaktan aciz bir görünüm de sergilemiş oldu.

Sonra 2015, 7 Haziran seçimlerine hiç bir şey olmamış gibi katılan Kılıçdaroğlu, bu kez cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümeti kurması için kendisine görev vermemesi karşısında annesinden kötek yemiş çocuklar gibi mızırdandı durdu ve yerine oturup unuttu.

Meydanı boş bulan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP göz göre göre ülkeyi savaşın eşiğine getirdi. Suriye’de izlenen yanlış ve haksız politika ülkeyi terörün kucağına itti. Kürtlerle barış süreci buzdolabına kaldırılıp, önümüze şehit ve PKK’li gençlerin cenazeleri kondu. Dünyanın hiç bir demokratik ülkesinde bir iktidar muhalefetin eline bu kadar koz vermemiş olsa gerek. Hâl böyleyken 7 Haziran’da yüzde 25’in altındaki CHP, “2 Kasım’da yüzde 28’e ulaşabiliriz” erken sevincini yaşıyor.

Yaşadığımız Birleşik Krallık’ta seçimi yitiren, oyunu düşüren lider sorgusuz sualsiz istifa eder. Hadi diğer partileri boşverin ama CHP’de nasıl bir etik var, hâlâ kavrayabilmiş değilim.

Dostlar iğneyi başkasına çuvaldızını kendimize batıralım. Biz bu kafayla bir yere varamayız. Ya köklerimize dönüp devrimci ruhumuzu arayıp bulacağız, ya da böyle tükürdüğünü yalayıp mızırdanıp duracağız.

CEVAP VER