Chávez için ne söyledi isem…

Zeynep’in işine karışmazsam olmaz!
Onun habercilik alanına giriyorum: Açık Gazete’nin Meksika muhabiri, sevgili arkadaşımız Zeynep Bell’in haber sahasına müdahale ediyorum ama ABD’de bulunmak, Latin Amerika üzerinde söz sahibi olmak hakkını, sanki bir yandan da bana veriyor.
Monroe Doktrini’nden beri böyle değil mi, zaten…
Venezüela’nın halkçı-popülist başkanı Hugo Chávez’in bir heccavı olarak yine yazmak istedim.
“Ne alaka, kel alaka’” demeyiniz, işte nedeni buradadır: Indianapolis-Purdue-Chicago arasındaki I-65 numaralı karayolunda benzine acıkan emektar jeep’imi, her zaman Citgo benzin istasyonlarında doyurmaktayım!
Citgo tabelası gördüğünüz her yerin kanopisi altında benim cipimi, içerde de güzel tezgâhtar kızlarla sohbet ederken Kolombiya kahvesini alan beni görebilirsiniz.
Durun, durun bu yeterli değil: Citgo, Venezüela devletinin yüzde 78’ine sahip olduğu bir Amerikan şirketidir. Şirketin son sözünü de Chávez verir; hani şu, birilerinin sosyalist sandığı, hatta daha ileri giderek komünist dedikleri otokrat Başkan…
Venezüla Başkanı Chávez için birkaç yıl evvel, Açık Gazete’deki ABD yazılarımda ve kimi haberlerimde kullandığım sözler, lakırdılar, nitelemelere yine bizim gazetenin yazarlarından kızanlar olmuştu; şimdi birden anımsayamıyorum ama adında “sol” yeter ki geçsin derhal onu kutsayan yazar arkadaşlarımızdan birisiydi, yanılmıyorsam…
Bana, “Bu Mahmut Şenol da çok oluyor, Chávez’e kinayeli biçimde sataşıyor, ne istiyor sosyalist devrimci liderden…” tarzı bir soru yöneltmişti.
O aralar kapitalizmle çok meşguldüm, yanıtı zaman, tarih ve hatta sosyalizm versin istedim…
İşte Chávez’in sosyalizm adına yaptığı Nasyonal Sosyalizm’in yanıtı da buradadır. Salt iki örnek vererek kısa tutmalıyız; meraklısı öteki örnekler için Venezüla’ya soğuk duran gerçek sosyalist Küba’nın haber kaynaklarına bakabilir:
2008-2010 arasında, Venezüla Başkenti Caracas’da Yahudi cemaatine saldırılar şiddetlenerek artmıştır. Caracas’daki Mariperez Sinagog’u kimliği belirsiz kişilerce iki yılda 5 kez saldırıya uğramıştır. Polis nedense orada bulunmamıştır. Chávez, geçen yıl Şiî İslamcı-Molla yanlısı, İran Devlet Başkanı Ahmedinejad ile sarmaş dolaş fotoğraflar çektirerek yerini, kimliğini, ne yapmak istediğini ortaya koyarken, bir yandan da İran’ a yaranmak, sırf ABD rejimine bu yolla karşı çıkmak uğruna İsrail Büyükelçisi’ni persona non-grata ( istenmeyen adam) ilan edip sınırdışına yollamıştır. Latin Amerika’daki anti-semitizm’in Venezüela’dan kaynak ve yardım aldığı bugün apaçık kabul gören bir gerçektir ve ne yazık ki bu çağdışı Yahudi düşmanlığını besleyen de yine sosyalizm adına Chávez’dir. Bilmem, Alman Nasyonalist Sosyalizm’i ile bir yakınlık kurabildi mi muarızlarım?
Chávez basın üzerinde devletin tüm sansür ve denetleme gücünü uygulamaya pek meraklıdır. Bu siyasetin benzerlerini görmek için, mesela, Türk basınına bakmanız yeterlidir. Chávez, en son kendisine karşıt yayın yapan bir TV istasyonunu ve ona bağlı basın kuruluşlarını kapatmıştır.
“Seversiniz ya da sevmezsiniz! Bu basın kuruluşu bir kapitalist elitin elinde olabilir ama milyonlarca Venezüela’nın izlediği ve demokrasi adına korunması gereken bir kuruluştur.”
Sevgili Açık Gazete yazarı olan ve adını şimdi ne yazık ki anımsayamadığım o muarızım, size iletiyorum, bunu ben söylemiyorum; tırnak içinde olan alıntıyı…
Kim söylüyor?
Joaquin Villalobos bu lakırdıyı ediyor.
Villalobos da kim ola, demeyiniz!
Siz “sosyalistler” bilirsiniz onu: El Salvador’un Marksist gerilla ordusu FMLN’nin başkomutanıdır, deyin ki “Sub-comandante”dir… Villalobos bu sözü ettiği yer, İspanya’nın ünlü gazetesi El Pais’dir ve orada çıkan yazısında ( Temmuz 9, 2007) , kendi yazısında, bakın Chávez için neler söylüyor:
“Chávez’in devrimci kadrolara sahip bir partisi olmadığı gibi siyasal bir aşamaya ait görüşleri de yoktur. Haklılığı Ordu’yu ele geçirmiş olmasında, bazı aydınları kendi safına çekmiş olmasındadır.”
Elbete Chávez’in yanında halk vardır, ona oy vermiştir. Halk AKP’nin yanında da vardır, İran’da Ahmedinejad’ın yanında da… Hatta, 1952 seçimlerinde, İsmet Paşa’ya İstanbul Taksim Meydanı’nda kalabalığı gösterip “İşte İstanbul paşam” diyen “Mini mini valimiz, ne olacak bu halimiz” tekerlemesinin sahibi Dr.Fahrettin Kerim Gökay’ın gösterdiği insanlar da halktır, ama gidip Köy Enstitüleri’ni kapatan yerine İmam Hatipleri açan DP’ye sular seller gibi oy akıtmış yine o halktır. Halk var, halk var…
Chávez’i ben yine de seviyorum: Geçenlerde büyük yazar Cervantes’in ölmez eseri Don Kişot’u 1.sınıf kâğıda basıp, lüks karton kapak cildi içinde mücellitten çıkartıp halka bedava dağıttı diye…
Halkçı dediğin böyle olur! Aferin, hatta bravo ve hatta’nın hattası, duble bravo…
Don Kişot’un Venezüela’da dağıtımının finansmanı için ben biraz daha Citgo benzin istasyonlarına gitmeliyim. Ne de olsa sosyalist dayanışma adına böyle yapılmalı…
Üstelik Citgo’nun kasiyer kızları da hiç fena değildir hani… Esmeralda’lar, Cikita’lar hep ordadır.
Kahvesi de Kolombiya’dan gelir…
Venezüela ile sınır kavgası yapan eroinle başı belada şu ülkeden… Gabriel Garcia Marquez’in epik memleketinden…
Biz Kolombiya kahvemizi içelim, dalgamızı geçelim:
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varmış, Chávez’i mi kıracağız allasen…

Beyler kahvenizi için, telvesi dibinde kalsın ve sapla samanı da artık karıştırmayın!
Karıştırmamak için Marx’ın Feurbach üzerine 11 tezini okusanız, hazma iyi gelir…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.