Çiçekleri çiğneyenler

PAYLAŞ

Pırıl pırıl aydın insanlar olmaya aday gibiydiler, hırs onları tüketti. Çöküşlerini uzaktan yakından izledik, yakışıksız ve çirkin tutumlarını açık açık gözlemledik. Giderek değer kazandıklarını sanıyorlardı. Şimdi yetkileri de vardı. Birilerine yukardan bakabiliyorlardı. Kendilerine emek vermiş olan insanlarla bile alay edebilirlerdi bir güzel. Her türlü sinsiliğe her türlü küçük ilişkiye her türlü cilalanmış bayağılığa girebilirlerdi. Az da olsa tedirgindiler gene de: her şeyleri vardı ama yaşamlarında bir şey eksikti sanki. Tedirginlikleri gerilmiş yüz çizgilerinden okunuyordu. İnsan yüreği taşımadan yapılabilecek işlerden hayır gelmez. Onlar uğraşları gereği mert olmak dürüst olmak gönül adamı olmak zorundaydılar, dahası bilge olmak zorundaydılar. Bunu beceremiyorlardı, bunu beceremeyince işin özüne giremiyorlar ve biçimde oyalanıyorlardı.

Düzenin arkasına takılır gidersek sırtımız yere gelmez kurnazlığını çok önceden kendi çevrelerindeki bir takım cingözlerden hatta sevgili yakınlarından öğrenmiş olmalıydılar. Bu tür kurnazlıkları bizden öğrenmedikleri kesindir: bizler çalışkandık, kurnazlıktan tiksinen insanlardık. Bizler bükülmedik. Kolay yollar da önermedik kimseye. Zaman zaman onlara da kendini bilmezlerin gittiği yollardan gitmeyin, o yollar insanı bitirir demişizdir. Aile çok önemlidir. Ailede kaymalara uğramış bir kişinin bir gün gerçek bir bilge olması kolay değildir. Onlar sıradan işler tutabilirlerdi ama yapmadılar: gözleri yukarıdaydı. Gerçek başarı zordur, insan olmak koşuluna bağlıdır. İnsanı bilmeden insanı sevmeden taş çatlasa başarılı olamazsınız.

Uyduruk başarılarla bir yere varamayız. Boşluğumuzu başkalarına benimsetmek ne bize ne başkalarına yarar sağlar. Onlar küçük kazanımlarını büyük başarılar gibi görmeye ve göstermeye çalıştılar. Bu özellikleriyle birer kötü örnektiler. İnsanları bozmak istiyorsanız onlara kötü örnek olun, kendinizi onlara küçüklüklerinizle bayağılıklarınızla ikiyüzlülüklerinizle benimsetin. Zavallılıklarınızı güzel gösterecek yöntemler bulun. Aileden sağlam çıkmışları kolay bozamazsınız, aileden çürük çıkmışları arkanızdan sürükleyebilirsiniz. Başkalarını kullanmanın ve başkalarına kendini kullandırmanın iğrenç yararlarını saymakla bitiremeyiz. Tembellikler aldırmazlıklar ve daha birçok olumsuz özellik bu yolda insana yardımcıdır. Fare deliğinden girmeyi başaranlar ömür boyu aylık gelir hesabından yaşamlarını tıkır tıkır götürürler. Bunlar özellikle eğitim alanının kötü örnekleridir.

Çok genç insanların, henüz hiçbir yükümlülüğü olmayanların namusluluk söylevleri kimseyi yadırgatmaz da kimseyi ilgilendirmez de. Bilge kişiler büyüyün sizinle o zaman görüşelim demek isterler onlara. Sorumluluk omuzlara bindiğinde bakalım hangi yoldan gideceksiniz, şu pürüzsüz yoldan mı yoksa çok az adamın geçmeyi göze aldığı taşlı yoldan mı? Yükselişleri gözümüzü korkutmuştur çok zaman. Bize olanı biteni aptal gibi gözlemek kalmıştır. Biz hep gidenlere yanmışızdır, gidenler o gittikleri yerden bize dil çıkarırlar. Bizim gözümüzde düpedüz bir insan ziyanlığıdır bu. Düz yoldan ovaya hemen inivermişler ne güzel. Sonrası bir kurum bir çalım ve tam anlamında yaman bir verimsizlik. Önemli olan onların “ne” olduklarıdır, “kim” oldukları önemli değildir. Her koşula uymayı bilmişlerdir. “Aklın yolu bir” olduğuna göre, “birlik ve beraberlik” her şeyden önemli olduğuna göre bu dostlar yaşamın en doğru yerinde sıkışık düzen durmaktadırlar.

Şimdi benim canımdan çok sevdiğim gözüm nuru gönlüm süruru çok değerli ve gerçekten çok seçkin okurlarım burada sözünü ettiğim kimselerin belli birileri olduğunu düşünebilirler. Benim birilerinin bacağını çekiştirmekte olduğumu düşünebilirler. Hepimiz acele yargılar vermekten kaçınmalıyız, yoksa büyük yanlışlar yaparız, en azından iyiyi kötü ve kötüyü iyi gösterme yanlışına düşeriz. Birilerini hiç yoktan düzenbazlıkla dolapçılıkla dalaverecilikle suçlayıp çıkabiliriz. Hayır ben belli kişilerden sözetmiyorum, ben kendini aydın sanan, elindeki diplomaya ya da kurulduğu maroken koltuğa bakıp, edindiği üne ve unvana bakıp kendinde yükseklikler bulan gün görmemiş zavallı çürük insanlardan sözediyorum, ruh sefilliğini yaşam felsefesinin temeline koymuş boş insanlardan sözediyorum. Onlarla senin ne alıp veremediğin var diyebilirsiniz. Benim onlarla sorunum topluma verdikleri zararla ilgilidir, özellikle genç insanlarda yanlış bilinç oluşturarak toplumun düşünce dengesini bozmalarıyla ilgilidir. Her alana her konuya her soruna domuz tarlaya girer gibi giren bu boş ve mağrur insanların yapıp ettikleriyle ilgilidir.

CEVAP VER