Çılgın proje ünlü sahili yok edecek!

YUSUF YAVUZ/ AÇIK GAZETE – Bölgeden arazi toplayanlara rant yaratmayı amaçlayan Boğaçayı Projesi’yle, içme suyu kuyuları tuzlanacak, Konyaaltı sahili yok olacak, tarım arazileri ve yaşam alanları çoraklaşacak…
 
Yusuf Yavuz
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in ‘Çılgın Proje’ olarak adlandırdığı Boğaçayı Projesi’nde ilk etap çalışmalarına başlandı. Ancak denizi nehir yatağından 750 metre içeriye alarak kanal oluşturmayı amaçlayan projenin, kentin içme suyunun bir bölümünü karşılayan su kaynakların koruma bölgesinde uygulandığı ortaya çıktı. Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Keleş, iyi kalitedeki Boğaçayı kuyularından Antalya’ya halen saniyede 420 litre içme suyu verildiğini belirterek, “Deniz suyu, tatlı suya göre daha yoğundur. Bu farktan dolayı deniz suyu tatlı suyu itecek. Dolayısıyla o bölgedeki tatlı suyun yeri tuzlu su almaya başlayacak. Tuzlu su ilk önce bu içme suyu kuyularının olduğu bölgeye yönelecek. Dolayısıyla biz bu kuyuları en kısa süre içerisinde kaybedeceğiz. 1975 yılındaki uydu görüntüleriyle günümüzün uydu görüntülerini karşılaştırdığımızda, Boğaçayı’nın denize ulaştığı alanın batı tarafından yaklaşık 50 metre, doğu tarafında ise 85 metrelik bir kıyı kaybı olduğu ortaya çıkıyor. Şimdi Boğaçayı Projesi yapıldığında dere yatağından hiç malzeme gelmeyecek ve Konyaaltı sahili yok olacak. Bu anlamıyla da sahil halktan koparılmış olacak. Belki halk denizi görecek ama denize girebileceği bir kumsalı kalmayacak” diye konuştu. 
 
Antalya’nın Konyaaltı ilçesinde, Boğaçayı üzerinde uygulamaya konulan ‘Boğaçayı Projesi’, üç yıldır kentin gündeminden düşmüyor. AKP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in ‘çılgın proje’ olarak adlandırdığı proje, kentin batısında yer alan Boğaçayı’nın yatağının deniz seviyesinden 1,5 metre aşağıya inecek şekilde kazılarak deniz suyunun ilk etapta 750 metre içeriye alınmasından oluşuyor. Ancak üç etaptan oluştuğu söylenen projenin devamında denizin nehir yatağı boyunca kilometrelerce içeriye sokulması da gündemde.
YAŞAMSAL ÖMNEMDEKİ SU KUYULARI EMLAK RANTINA KURBAN EDİLECEK
Projenin bir başka ayağı ise Boğaçayı’nın denizle buluştuğu alanda bir yat limanı inşa etmek. Kanal İstanbul’un bir benzerini Antalya’da inşa etmeyi öngören Boğaçayı Projesi’nin uygulanacağı bölgede belirli çevrelerin arazi topladığı iddiaları ise kentte kulaktan kulağa yayılmaya başladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in, projenin emlak değerini yükselteceği yönündeki açıklamaları da uygulamanın ‘rant’ yaratmayı amaçladığı eleştirilerini beraberinde getiriyor. Ancak Antalya’nın çılgın projesinin en tartışılması gereken yanı, rant beklentilerinin gölgesinde kaldı.
JMO ŞUBE BAŞKANI KELEŞ: ‘BOĞAÇAYI SU KAYNAĞINI KAYBEDECEĞİZ’
Kentin su ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan Boğaçayı kuyularının bulunduğu bölgede uygulanacak olan ‘çılgın proje’nin, deniz suyunun içeriye alınmasıyla içme suyu kaynağını kullanılamaz hale getireceği belirtiliyor. Antalya kamuoyunda bu yönde itirazlar ve tepkiler yükselirken, Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Keleş, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı.
Bu projenin olası etkileri olacaktır. Bu etki bazılarına göre olumlu, bazılarına göre de olumsuz” diyen Ali Keleş, “Biz teknik bir ekibiz. Mühendis olarak olaya çok yönlü bakmak zorundayız. Öncelikle bu bölgede Antalya’nın saniyede 420 litre kapasiteli bir yeraltı suyu kaynağı var; Boğaçay içme suyu kuyuları. Beş adet kuyudan oluşan Boğaçayı kaynağı, denizden yaklaşık 800 metre kadar içeride, sol sahilde yer alıyor. Buradan şehir şebekesine su veriliyor ve halen içme suyu olarak kullanılan bir kaynak. Akdeniz Üniversitesi’nin yaptığı bilimsel araştırmaya göre Antalya’nın kullandığı en kaliteli su kaynağı burası. Boğaçayı Projesi’yle birlikte biz bu kaynağı kaybedeceğiz” diye konuştu.
‘DENİZ SUYU, KORUMA ALTINDAKİ İÇME SUYU KUYULARINA YÖNELECEK’
Projenin ilk etabına göre denizden 750 metre içeriye girildiğine değinen Keleş, şunları söyledi: “Daha önce yalnızca çevre düzenlemesi yapılacağı, denizin içeriye girmeyeceği belirtilmişti ama yapılan ihaleyi incelediğimizde denizin eksi, 5 metre aşağısına kadar kazılarak deniz suyunun 750 metre içeriye gireceği ortaya çıktı. Deniz suyunun yoğunluğu tatlı suya göre daha yoğundur. Bu farktan dolayı deniz suyu tatlı suyu itecek. Dolayısıyla o bölgedeki tatlı suyun yeri tuzlu su almaya başlayacak. Tuzlu su ilk önce bu içme suyu kuyularının olduğu bölgeye yönelecek. Dolaysıyla biz bu kuyuları en kısa süre içerisinde kaybedeceğiz.
 
‘YEŞİL KONYAALTI KONYAALTI ÇORAKLAŞACAK’
Projenin ikinci bir etkisi de bu bölgedeki yerleşimlere olacak. Konyaaltı’ndaki vatandaşların tarım ve bahçe düzenlemesinde kullanmak için açtıkları sondaj kuyuları da zamanla elden çıkacak. Dolayısıyla yeşil bir Konyaaltı’ndan, çoraklaşmış bir Konyaaltı’na dönüştürülecek.”
 
‘PROJEYLE BELİRLİ BİR GRUBA RANT KAZANIMI SAĞLANDI’
Boğaçayı Projesi’nin emlak rantı yaratacağı iddialarına da değinen JMO Antalya Şube Başkanı Ali Keleş, “Projeye bakıldığında doğal kaynaklara karşı acımasız bir saldırı olacağı görülüyor. Ancak buna karşın belirli bir kesime rant sağlanacak. Yıllardan beri Konyaaltı bölgesinde bu proje dillendirildiği için söz konusu rantla ilgili kazanımlar sağlanmış durumda. Bir grup bu rantı elde etmiş durumda. Bu konuda tapu kayıtlarını incelemiş değiliz ama aldığımız duyumlara göre bölgedeki arazilerin belirli çevrelerin elinde toplandığı yönünde. Aslında bu durum sadece Boğaçayı ile ilgili değil, çevre yolu, şehir hastanesi, demiryolu güzergâhı gibi Antalya’da makro projelerin dillendirildiği yerlerde arazilerin toplandığı biliniyor. Bunu halk da dillendiriyor” dedi.
‘DEREDEN MALZEME GELMEYİNCE KONYAALTI SAHİLİ YOK OLACAK’
Boğaçayı Projesi’nin, bu alanı halktan koparma projesi olduğunu öne süren Keleş, bölgede 1975 yılından itibaren açılan kum ocaklarının, Boğaçayı’nın denize taşıdığı kum ve çakıl gibi malzemeleri topladığını ve bununla birlikte sahilin çekilmeye başladığına işaret ederek, “Dolayısıyla Boğaçayı aşırı taşkın dönemleri haricinde denize malzeme taşımamaya başladı. 1975 yılındaki uydu görüntüleriyle günümüzün uydu görüntülerini karşılaştırdığımızda, Boğaçayı’nın denize ulaştığı alanın batı tarafından yaklaşık 50 metre, doğu tarafında ise 85 metrelik bir kıyı kaybı olduğu ortaya çıkıyor. Yani bu süreçte kumsal daralarak yok olmuş. Şimdi Boğaçayı Projesi yapıldığında dere yatağından hiç malzeme gelmeyecek ve Konyaaltı sahili yok olacak. Bu anlamıyla da sahil halktan koparılmış olacak. Belki halk denizi görecek ama denize girebileceği bir kumsalı kalmayacak. Sahili 40 yılda 85 metre yok etmişiz, bu projeyle ise gelecekte de çocuklarımıza emanet edebileceğimiz bir Konyaaltı sahilimiz kalmayacak” görüşünü dile getirdi.
‘YASALARA KARŞI AÇIKÇA SUÇ İŞLENİYOR’
Boğaçayı Projesi’nin uygulanacağı alanın aynı zamanda yeraltı suyu koruma alanı olduğunu anımsatan JMO Şube Başkanı Ali Keleş, şöyle konuştu:
2009 yılında DSİ 13. Bölge Müdürlüğü Antalya’nın yeraltı ve yüzeydeki su kaynaklarıyla ilgili koruma alanlarını belirledi. Bu kararlar daha sonra Bakanlar Kurulu Kararıyla Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre Boğaçayı Kuyularının olduğu bölge ‘mutlak koruma alanı’ olarak ayrıldı. Mutlak koruma alanında su yapıları dışında hiç bir yapı yapılamaz. Bunun dışındaki ‘1. derece koruma alanı’nda da sınırlı ölçüde yapılaşma izni var. Örneğin bu alanda bir otoyol geçiremezsiniz. Boğaçayı Projesi gibi projeleri uygulayamazsınız. Resmi Gazete’de yayımlanan bir koruma alanı burası. Bana göre burada böyle bir proje uygulanması yasalara karşı açıkça suç işlemek anlamına geliyor.
 
‘ÇUBUK BOĞAZINDA 36 YENİ KUYU AÇILDI’
Boğaçayı Projesinini tuzlanmaya bağlı olarak su kaynaklarını etkileyeceğini yöneticiler de biliyor. Bunu göze almışlar. Duraliler kaynağının da ileriye dönük tuzlanacağını bildikleri için Çubuk Boğazına 36 tane sondaj kuyusu açıldı. Kurak sezonda saniyede 1,5 metreküpe düşen Kırkgöz kaynaklarının aynı havzasında 36 yeni kuyudan daha su çekerseniz daha şimdiden kurumuş sayabilirsiniz.
 
‘DOĞA KATLİAMI YAPACAK PROJEYE ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR KARARI VERİLDİ’
Projenin detayına baktığımızda en yazık ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı doğaya karşı en büyük çevre katliamının yapılacağı bir projeye karşı ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı veriyor. Bu karar verilince de halka projenin ayrıntılarının anlatılmasına gerek görülmüyor. Proje bugüne kadar halktan gizlendi. Ne zaman ki EKAP’ta ihaleye çıkarıldı biz projenin ayrıntılarını o zaman görebildik. İhale dosyasını incelediğimizde denizin 750 metre içeriye sokulduğunu gördük. Ancak başlangıçta proje böyle değildi. Deniz içeriye sokulmayacaktı, yat limanı yapılmayacaktı. Daha ikinci etapta ne olacak bilmiyoruz.”
 
BOĞAÇAYI PROJESİ YARGIYA TAŞINACAK MI?
Antalya’nın içme suyundan sahiline birçok alanda olumsuz etkisi ortaya çıkacak olan projeye yönelik hukuki bir adım atılıp atılmayacağı yönündeki sorumuzu da yanıtlayan Keleş, “Şu anda kesin bir şey yok ancak öncelikle sivil toplum örgütleri olarak projeyle ilgili çekinceleri kamuoyu ile paylaşacağız ardından da üzerimize düşen hukuki sorumluluğu mutlaka yerine getireceğiz” dedi.
Önceki haberTürkiye et ithalatından nasıl kurtulur
Sonraki haberIKBY federal mahkemenin kararına uyacak
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ten + six =