İş cinayetleri korkutucu boyutta gelişiyor

İş cinayetleri korkutucu boyutta gelişiyor

0
PAYLAŞ

AKP döneminde 14 bini aşkın emekçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiş bulunmaktadır. Rakam böylesi yükseklere çıkınca AKP bazı önlemler alma yoluna giderek, bir yasal düzenlemeyi parlamentodan geçirmeye çalışmaktadır. Bu yazıda iş cinayetlerini üç boyutta ele almak istiyorum. Birinci boyutu ile iş cinayetleri hükümetin 12 yıllık icraatında uyguladığı politikalarda, maalesef, üst sıralarda yer almamıştır. Son SOMA ve ERMENEK olayları ile hareketlenen iktidar, şimdiye kadar niçin harekete geçmemiş olduğunu seçmen tabanına anlatmak zorundadır. Ancak, iktidar cephesi böyle bir açıklamaya kesinlikle gereksinme duymaz, çünkü yoksulluğun beslediği iktidarı aynı yoksulluk bazı gerekçelerle meşrulaştırma yoluna giderek iktidarda tutmaktadır. Sözü edilen gerekçeler arasında erzak-kömür dağıtımından, borçluların istikrarsızlık korkusu ve sokakta işlerin yolunda gittiğine dair yalan yanlış algılamalara dek bir dizi meşrulaştırıcı gerekçe sayılabilir. İş cinayetleri konusunda oniki yıl uyuyan iktidarın son vahim olaylar karşısında harekete geçiyor şeklinde bir tavra bürünmesinin ne denli aldatmaca ve geçiştirici olduğu, bu konuda üzerinde durulması gereken birinci meseledir.

İş cinayetlerine yaklaşımın ikinci boyutunu iktidarın son hamlede almaya yöneldiği bazı önlemler ve bunların olası başarı şansı oluşturur. İktidarın yalan yanlış gündemine girmiş olan emekçi cinayetleri ile ilgili son önlem alma hamlesinin, gerçek yaşamda hemen hiçbir değişikliğe yol açmadan salt önlem alınıyor görüntüsü yaratmanın ötesinde bir işleve sahip olduğu söylenemez. Bu yargımın nedenini, iş cinayetlerinin oluşum dinamiği karşısında alınan önlemlerin naifliği oluşturmaktadır. Yaşanan maden ve diğer sanayi ve inşaat işleri alanlarındaki iş cinayetlerinin temel nedeni, teknoloji kullanamayan kapitalist ekonomide sermaye birikim modelinin acımasızlığıdır. Diğer bir deyişle, az gelişmişlik düzeyinde yürütülen istihraç ve imalat işlerindeki geri teknoloji ve yoğun emek kullanımı üzerinde yükselen ekonomik model iş cinayetlerinin temel sebebini oluşturmaktadır. Geri teknoloji ve emek-yoğun üretim sisteminde dahi iş cinayetleri oranı daha düşük olabilirdi. İş cinayetlerini böylesi yüksek düzeye çeken önemli bir faktör de patronların dizginlenemez kâr hırsıdır. Şu halde, ilk sırada sorgulanacak olan sistemdir. Sistem veri alınarak, ikinci sırayı geri teknoloji düzeyinde sürdürülen sermaye birikim modeli oluşturur. Üçüncü sırada ise, işi götüren patronların kâr hırsı gelir. Bunların dışında, emeğin eğitilmesi, denetimler vs gibi konular hep sayılan sebepler arasında ortaya çıkan ve feci sonuca yol açan ikinci derece meselelerdir. Bunları çözemediğimiz zaman, alınan ve alınacak önlemler sonucunda hiçbir olumluluk yaşanmayacaktır. Veri sistem ve siyasal iktidarın yaklaşımları çerçevesinde bu üçlü bütünselliğin çözülmesi oldukça güç gözükmekle beraber, en etkili çıkış madenlerin devletleştirilmesi olduğu anlaşılır. Ne hazindir ki, siyasal erkin bu yolda adım atmaya niyeti söz konusu değildir.

İş cinayetleri, doğal olarak, siyasal organ kadar patronların da canını sıkmakta; iş cinayetleri nedeniyle patronlar hem kamuoyu önünde zor durumda kalmakta, hem de yargı karşısında sıkıntı yaşamaktalar. Bu itibarla, patronların bu işten sıyırmaya çalıştıkları da bir gerçektir. Ancak, kar hırsından fedakarlık etmeden sorumluluk ve kamuoyu önünde hesap verilir olmanın yollarının döşenmesi gerekmektedir. Patronların bu yolda atıkları birinci adım, iş mahalleri ve çalışma koşulları ile ilgili görüntüde sıkı önlemlerin alınmasını hükümetten talep etmektir. Zira, madenlerin kamulaştırılması vb gibi köklü önlemlere yönelmeden, çalışma koşullarını sıkılaştırıcı görüntü veren bazı yasal düzenlemeler patronların işine gelecektir. Söz konusu yasal koşulların şeklen yerine getirildiği saptandığı durumda patronlar sıyırabilir, bazı alt kademe denetim elemanı ya da dayıbaşı adı verilen emekçi kahyası günah keçisi olarak öne sürülebilir.

Patronların sorumluktan kurtulmak için araştırdıkları ikinci yol ise iş cinayetleri tanımını değiştirmek ve “AB Uyumlu Tanım” yaftası ile topluma sunulan yeni tanımla çoğu iş cinayetinden vareste olmaktır. Hangi tür ölümlerin iş kazası olarak kabul edileceği meselesi olayı karmaşıklaştırdıkça, hem iş cinayetlerinin topluma yansıyan sayısı azaltılabilir hem de birçok iş cinayetinde patronun sorumluluğu görülmüyor olabilir.

Patron-hükümet elele vermiş olarak iş cinayetleri konusunda alınan önlemlerde emekçiler lehine gerçekten anlamlı ve işi kökünden çözücü sonuçlar beklemek biraz hayal gibi gözükmektedir.

BİR CEVAP BIRAK