Cizre Ne Yana Düşer Usta?

Cizre Ne Yana Düşer Usta?

0
PAYLAŞ

Cizre’de kendi ölü bedenlerine bakar çocuklar. Bahçede, sokakta oynadığı arkadaşlarının ölüm haberlerini duyar, bir sonraki ismin, kendisi olacağını hissederek kapatırlar kulaklarını kerpiç duvarların içine.

Kapatırsa kulaklarını hiçbir şey olmayacağını, kapatırsa gözlerini öldürmek isteyenlerin kendisini görmeyeceğini düşünürler. Çocuk işte!

Kulağını, gözlerini sımsıkı kapatırsa, uzanamayacaktır ölüm ona.

Uzatılır bir buzdolabının soğukluğuna cansız bedeni.

Bütün ülke bakıyor öylece. Bütün ülke soğuk bir buzdolabı, içinde ölümleri saklıyor.

Bütün ülke, sesini çıkarmazsa ,“bütün” kalabileceğine inanıyor.

Cizre ile yan yana gözükmek istemeyenler, kınamalar, geçmiş olsunlar, falanlar, filanlar yapıyor. Ortanın vicdan duyarlılığı kendini kasıyor.

Cizre ile yan yana gözükmenin, PKK’li gibi algılanmak ve anılmak olacağını, yine kendi iç-lerine fısıldıyorlar.

Ne diyordu Aileden Sorumlu Bakan çocuklar için: “onlara, yabancılarla mesafeli olmasını öğretmeliyiz”

Büyüklere devlet öğretmiş bunu çoktan. Siyasete, siyasetçiye, iddiası olana, olmayana…

Büyüklere uyarlarsak, Kürt yabancıdır ve belli bir mesafeden durulmalıdır.

Kürt, yan yana gelinmeyecek bir tehlikedir, belli bir mesafede durulmalıdır.

Ne olursa olsun, Kürt siyaseti devlet için kırmızıçizgidir, belli bir mesafeden durulmalıdır.

Hiç bitmedi bu mesafelenme. Hiç ama hiç. Kürdün ne milliyetçiliği kaldı, ne iktidara koltuk değnekliği, ne Emperyalizme işbirlikçiliği, ne de terör destekçiliği…

Bu söylemler sadece şovenizmi, ırkçılığı besler, güçlendirir, mesafelerimizi genişletmek yerine yakınlaştıralım, bu büyük bir şans dedikçe, kurtlandılar, kurtlandırdılar siyaseti.

Ülkenin batısında, büyük cümlelerle kurulan siyaset, ırkçı şoven saldırıların başlamasıyla kendi içine doğru kapandı.

Neden?

Barış Bloku’nun, sarayın savaşına karşı önemli bir mevzilenme olacağını ve batıda hızla gelişebilecek şoven saldırılara karşı ortak bir hat yakalanarak, politik boşluğun doldurulacağını savunanlara, “ Barış Bloku’nun HDP’ye alan açmak için bizi kullanmasına izin vermeyeceğiz” sığlığında cümlelerle itiraz etti birileri. Birileri biz ayrı takılacağız, ayrı yürüteceğiz diyerek kendi yoluna düştü.

Çünkü yaşananlardan PKK’yi sorumlu tutmanın kolaycılığı, yeniden mesafelendirmeyi gerektiriyor. Uzaktan seslenerek, uzaklaşmayı…

Peki, kime alan açıldı? Faşizme. Faşizm, şimdi sokakta, canımızın peşinde.

Cizre, Edirne kadar, Artvin kadar yakın ve elimizi uzatsak, ona sarılacak ve unutmayacak bir vicdana sahip.

Artvin kuşatılsa ne yapardık? Artvin’in çocukları ölse, açlıktan, susuzluktan kırılsa, üzerine mermiler, bombalar yağsa ne yapardık?

Ayağa kalkardık, yürürdük Artvin’e. Nedeni, sorumluluğu kimse ait olursa olsun, yürürdük.

Cizre sadece Kürt halkının sorunu değildir, Cizre sadece Kürt Özgürlük Hareketinin de sorunu değildir. Cizre insanlığımızın sorumluluğundadır. Bizim, hepimizin sorumluluğunda. Bunu hissetmediğimiz, hayata geçirmediğimiz yerde ne siyasetten, ne vicdandan, ne de kardeşlikten bahsedilebilir.

Mesafelenmelerimiz öldürüyor insanları. “Ama’’lı mesafelenmelerimiz düşman ediyor bizi bize.

Yarın, özgürlük, eşitlik, demokrasi, kardeşlik dediğinizde, “ölen hep biz, bizi ölümle baş başa bırakan siz. Bu nasıl bir kardeşlik?” diye soracaklar. Neden kol kola yürümediniz, neden bize ekmek, su, can taşımadınız, neden sesimizi duyurmadınız dediklerinde ne diyeceğiz?

“AMA siz de Gezi’de yoktunuz’’ mu?

Anlamaz ki Cizreli çocuk cevabınızı? Kulağını, gözlerini sımsıkı kapatmış, hayatta kalmaya çalışıyor O.

Bir bomba düşüyor, altında kalıyor.

Ve,

Bütün ülke, sesini çıkarmazsa “bütün” kalacağını sanmaya devam ediyor hala…

BİR CEVAP BIRAK

four × two =