Cizre’ye bakmak

Amcaoğlu buradayım
Otların gürültüsüne, taşların tarihine bak
Mezopotamya’dayım

Murathan Mungan

Cizre’ye bakmak

Kuru gönülle baktığında gördüğün kararıyor, umudunu kaybediyorsun. Sevgi, samimiyetle, gündelik çıkarlardan arınmak, paylaşmak, dinlemek, anlamaya çalışmakla ilgili.
Kargaşa var. Neyin ne olduğunun bilinmediği söyleniyor. Televizyon ekranlarında nefret görüntüleri.
Sevgisiz olmuyor. İlişki ne ile olursa olsun. Bir kişiyle, kitapla, toplumla, kentle…

Sevginin iktisadi açıklaması yok. Yani akçeli zemin sevginin ışıldamasına neden olmuyor…

Sevgi somut bir durum. Dokunmakla, bilmekle ilgili. Bu bağlamda Cizre tarihiyle, derin kültürel, edebi mirasıyla sevgiyi, anlamayı, bilinmeyi hakediyor.

Cizre’yi anlamak gerekiyor.
El Cezire yukarı Mezopotamya’nın İslam fetihlerinden sonraki adı. Arapça Ada anlamında.
“13 yüzyıl coğrafyacısı İbn Şaddad, el – Hatiya fi zikr umar’üş Şam ve’l-Cezişra adlı eserinde, Cezire’nin Diar’ı Rabia, Diyarı Mudar, Diyar-Bekr bölgelerinden oluştuğunu yazmaktadır. Diyar-ı Bekr, merkezinde Amid (Diyarbakır) olmak üzere Cezire’nin kuzeyini: Diyar-ı Rabia merkezinde Nusaybin olmak üzere Cezire’nin doğusunu: Diyar-ı Mudar ise, merkezinde Harran olmak üzere Cezire’nin batısını oluşturmaktaydı.
Cezire adı, bugünkü Cizre kentine izafeten de kullanılmıştır. Ancak bölgenin adı el- Cezire’den ayırt edilebilmesi için, kentin adı coğrafya kaynaklarında “Cezire-i İbn-i Ömer olarak anılmaktadır. Cizre, bu addaki Cezire’nin bozulmuş biçimidir.”*

Cizre 1990’a kadar kadim kent Mardin’e bağlı. Türk, Kürt, Nustari, Kerdani, Şemsi, Yezidi, Süryani bileşenlerinin bir mekanı.

“Tarihsel Bezabde kenti olduğu düşünülen Cizre, Cumhuriyet dönemine kadar önemli bir merkez olmuştur. Özellikle Botan, Hakkari ve Van bölgelerinin güney ve güney batı ile ilişkisini kuran önemli bir ticaret merkezi ve Kürt emirlerinin yönetim yeridir. Bu özellikle bakımından, tarihin bütün dönemlerinde Mardin ve Tür Abdin kültür bölgesinden ayrı bir bölge merkezi olma niteliğini korumuş, ancak zaman zaman Cizre-Botan emirlerinin nüfuz alanının Mardin bölgesini ve kentini kuşatmasıyla Mardin tarihi bakımından önem kazanmıştır. Bugün Irak’tan Türkiye’ye giren yol üzerindeki ilk büyük istasyon olması hasebiyle, güneyden gelen ulaşımı Nusaybin-Urfa ve Midyat – Diyarbakır yönlerine dağıtır. Cizre, tarihsel yolların kavşağında olma niteliğini bugün de korur…”*

Cizre bugünümüzün ilk tohumlarının atıldığı Mezopotamya’nın önemli yerleşkelerinden biridir. Tabi ki böyle bereketli bir toprak parçasında derin bir kültür, edebiyat, destan mirasının olmaması düşünülemez.

Mem ü Zin: MÖ dilden dile dolaşan bir destan. Ehmede Hani’nin elinde 1692 yılında mazlum esere dönüşür. Kürt edebi kültürünün en önemli eseridir. Birbirine kavuşamayan iki genç aşığın hikayesidir.

Cizre’ye baktığımızda güneşin kuru sıcağında kavrulan, toz içinde sarı, soluk bir kent ve sürekli çatışan kavga eden insanların olduğu bir coğrafya görmemek için biraz da pratik siyasetin ilkesiz, omurgasız algısından kurtulmak gerekiyor.

1990’da Şırnak’a bağlansa da toplumsal ve kültürel doku bağlamında kadim kent Mardin’in bileşeni sayılabilecek Cizre’nin değerinin anlaşılmasının yakın olmasını umut edelim. Sokaklarında gezmenin. Mem ü Zin’in izini sürmenin zamanıdır…

Abim Mazhar’ın sevgili anısına
*Mardin : Aşiret-Cemaat-Devlet. Tarih Vakfı Yay.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.