Corbyn, İngiltere’de 135 yıllık geleneği değiştirdi

Corbyn, İngiltere’de 135 yıllık geleneği değiştirdi

0
PAYLAŞ

“Sosyalizm en adaletli sistemdir” diyen Corbyn, Çarşamba günü katıldığı ilk Avam Kamarası tartışmasında, 1880 yılından bu yana devam eden geleneği yıkarak Avam Kamarası’nın atmosferini de değiştirdi. Her Çarşamba günü saat 12.00’de yapılan “Başbakana Sorular” oturumunda, muhalefet partisinin lideri Başbakana 6 tane soru sorar. Corbyn bunun içeriğini değiştirdi ve soruları halka sorarak hazırladı. Yani bundan sonra muhalefet partisi lideri sadece soracak, sorular ise halkın soruları olacak.
Avam Kamarası’nda muhalefet lideri ile Başbakan arasında yer yer bir tiyatroyu anımsatan manzaralar ortaya çıkıyordu. Corbyn, bu tiyatroya son vereceğini, halkın sorunlarını ve sorularını Başbakanın cevaplaması için soracağını söyledi. Bir günde toplam 40 bin kişi soru gönderdi ve Corbyn bunların içinden 6 tanesini seçerek Başbakana sordu. Sorular, sağlık, konut sorunları ve adaletsiz vergilendirmelerle ilgiliydi.

SALDIRI İÇİN KUYRUĞA GİRMİŞLER

İngiltere’de tabloid basın, Jeremy Corbyn’i adım adım takip etmeye başladı. Her hareketi izleniyor. Katıldığı bir anmada “Tanrı Kraliçeyi Korusun” adlı milli marşı okumadığı için saldırının hedefi oldu. Monarşiye karşı olan Corbyn’e “şehitlere saygısı yok” denerek saldırılıyor. Corbyn ise, “Şehitlere saygı duyduğum için sessizce saygı duruşunda bulundum” dedi. Corbyn, ülkenin asıl sorununun bu olmadığını ve bunlarla uğraşılmaması gerektiğini de belirtti.

Tabloid basın, Corbyn’in, Şili diktatörü Pinochet’in yargılanması için yürüttüğü kampanyaları, Hamas ve başkaca örgütlerin toplantılarında yaptığı konuşmaları, gösteri ve protestolardaki tutumlarını, sendikalarla bağlarını ve savaşa karşı tavrını öne çıkartarak saldırılarını sürdürüyor.

Corbyn’in, Kraliyet ailesine, NATO’ya, nükleer silahlanmaya, özelleştirmeye, düşük ücret ve sözleşmesiz işçi çalıştırmaya ve kesintilere karşı çıkması da, basın tarafından tersten işlenerek saldırı konuları oldu.

SENDİKALARLA OMUZ OMUZA

Hafta başında, ülkenin tek sendikalar konfederasyonu olan İngiltere Sendikalar Konfederasyonu (TUC) yıllık olağan konferansına başladı. Her yıl İşçi Partisi lideri bu konferansta konuşmacı olur ve bunda da oldu. Fakat bu sefer, sendikalarla sürekli beraber çalışan, sendikacıların arkadaşı Jeremy Corbyn lider olarak konuştu. Corbyn, konuşmasında, işçi haklarını ve sendikal hak ve özgürlüklerini en yüksek seviyeye getirmek için sendikalarla ve halkla omuz omuza olacağını belirtti. İşçi haklarına ilişkin AB kurallarında değişiklik olmadığı durumda, AB’den ayrılmanın da tartışılması gerektiğini söyleyen Corbyn, kemer sıkma politikalarına karşı sendikalarla birlikte mücadele etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.

CORBYN Mİ DÜŞÜNCELERİ Mİ LİDER OLDU?

İşçi Partisi’nin son 30 yıllık politikalarından sonra, genel olarak yaygın bir anlayış toplumda vardı. “Sağı da solu da aynı” İşçi Partisi’nin solcu olduğunu düşünen birçok kesim, partinin uygulamaları ve savunduklarını görünce iyice hayal kırıklığına uğradı. Yıllarca, Irak ve Afganistan saldırısını savunmaya çalışan parti üyelerinin toplum içinde zor anlar yaşamaları, kesinti politikalarına adeta “Biz daha iyi keseriz” diyerek cevap veren, sağlık, eğitim, ulaşım alanlarında özelleştirmenin mutlaka olması gerektiğini savunan bir parti üyesi olmanın verdiği eziklik, alternatif sunan Corbyn’e yöneldi. Yani, doğruyu üyelerine aktarabilen Corbyn, yüz binlerce üye içinde hayat buldu.

Daha önceleri binlerce toplantıya katılan, yorulmadan ülkenin dört bir tarafına ulaşmaya çalışan Corbyn’in, üyelerle doğrudan yüz yüze gelmesi sınırlıydı. Liderliğe aday olduktan sonra, her aday kadar o da üyelere ulaşma fırsatı buldu. Yüz binlerce üye, Corbyn’e oy vererek, onun ileri sürdüğü düşüncelere onay verdi. Özellikle kemer sıkma politikalarına karşı duruşu ile takdir kazanan Corbyn, sosyalizmi de her yerde adil bir sistem olarak üyelerine aktardı.

Jeremy Corbyn’in, bu kampanya döneminde ileri sürdüğü bütün düşünceleri ve tutumları, daha önce de savunduklarıdır. Liderlik yarışından dolayı, ne üslubunu ne de tutumunu değiştirdi. Bu yarışta tek farklılık vardı. O da Corbyn İşçi Partisi üyelerine ulaştı ve onlarla düşüncelerini paylaştı. Gençlerle buluştu. Üyeler de ona, savunduklarından dolayı oy verdi. Corbyn 50 yıllık İşçi Partisi üyeliğinden sonra 66 yaşında “En sosyalist aday” diye adlandırılarak partinin lideri oldu.

KABİNEDE ÇATLAKLAR OLABİLİR

İngiltere’de ana muhalefet partisi de bir kabine oluşturmak zorunda. İktidar olma durumunda hangi kadro ile ülkeyi yöneteceklerini halka bildirmek zorunda. Buna da Gölge Bakanlar Kurulu deniyor. Corbyn kabinesini oluşturdu. Daha önce kabinede olan sağcılar, yani Blairciler, Corbyn’e zahmet vermeden kendileri istifa edip gittiler. Corbyn, en önemli bakanlık olan Maliye Bakanlığı’nı, kendisi gibi sol kanat milletvekili olan John McDonnell’a verdi. John McDonnell dışında kalanlar içinde birkaç tane daha gölge bakan Corbyn ve McDonnell’a yakın. Fakat büyük bir çoğunluğu aynı görüşte değil. AB, NATO, nükleer silahlanma, savaşlar, özelleştirme, kemer sıkma politikaları, Kraliyet ailesi, sendikalar ve işçi hakları gibi konularda Corbyn’den farlı düşünüyorlar. Bir ortası bulunur mu bilinmez. Fakat bu düşünce birliğinin olmadığı kabinede ileride çatlakların olabileceği tahmin ediliyor.

BİR CEVAP BIRAK