Corona günlerinde tembellik hakkını hatırlamak

DOÇ. DR. TUNCAY BİLECEN / LONDRA – Corona günlerinde mecburi olarak evde kapalı kalmak herkeste farklı tesirler yarattı.  Örneğin kendisini esir alan çalışma rutininden kurtulan ve bir anda bol vakti olanlar için corona günleri, eski hobilerle barışmaya vesile oldu. Evin bir yerinde sahibini bekleyen enstrümanlara, resim takımlarına, tozlu raflarda bekleyen kitaplara, sayfasında kalem oynatılmamış defterlere gün doğdu. Gelin bu yazıda, günümüzün üretim ilişkileri ve çalışma pratiklerinin yaratıcı etkinliklerde bulunmamızı nasıl engellediğini tembellik hakkı üzerinden anlatalım. 

Biz yine dönelim çalışmaktan dolap beygirine dönmüş kişinin eve tıkıldıktan sonraki haleti ruhiyesine. Kahramanımız Ağustos Böceği ve Karınca misalinde olduğu gibi hayatı boyunca çalışmanın erdemi üzerine nasihatler dinlemiş, bu konuda sürüsüne bereket atasözü ve deyimleri kulağına küpe yapmıştır. “Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp”, “Sen işlersen mal işler, insan öyle genişler”, “Yazın gölge hoş, kışın çuval boş”, “Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına”, “Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar”, “Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer”, “Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz”, “Zahmetsiz rahmet olmaz”, “, “Emek olmadan yemek olmaz”, “Kazanmayanın kazanı kaynamaz”, “Yatan aslandan, gezen tilki yeğdir”, Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir”, “Leyleğin ömrü laklakla geçer”, “Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin”…  Saymakla bitmiyor!

Avarelik, tembellik, miskinlik tüm öğretilerde, hayırsız insana ait özellikler olarak sıralanmıştır. Masalda, şiirde, kıssadan hissede, atasözünde verilen mesaj hep budur. Hangi statüde, hangi mevkide olursak olalım, çalışmamız ve üretmemiz beklenir bizden. 

BOŞ ZAMAN ve EĞLENCE ENDÜSTRİSİ

İhtiyaçlar için değil pazar için (kâr için) üretim yapılan kapitalist sistem çalışma hayatını nizama sokmuş; modern yaşamı, çalışma yaşamı ve “boş zaman” olarak ikiye ayırmıştır. Kişi, çalışma yaşamında elde ettiği kazancının bir kısmını son derece sınırlı olan boş zamanında tüketecektir. (Bu arada “boş zaman” ifadesine de dikkat buyuralım, kapitalizme göre çalışma dışındaki zaman boştur, dolu olan, anlamlı olan çalışma zamanıdır.)

Daha verimli çalışmak için insanların da dinlenmeye ihtiyacı vardır; ancak bu dinlenme zamanının da boş zaman endüstrisiyle doldurulması gerekir. İnsanın kendi kendisiyle kalmasının, yüzüne ayna tutmasının önünde engel olan, beyni uyuşturan ve geçici mutluluklara gark eden eğlence endüstrisi tam da bunun için vardır. 

OBLOMOVLUK HASTALIĞI

Modern zamanlar; çalışmaya daha fazla üretmeye odaklanır. Bu dönemde tembellik tıpkı delilik gibi lanetlenir. Bu ruh halini dönemin birçok edebiyat eserinde görmek mümkündür. İvan Gonçarov’un kitabına adını veren kahramanı Oblomov bitmeye yüz tutan Rus derebeyi sınıfının bir üyesidir. O da günün modasına uyarak topraklarını, çiftliğini ve kölelerini geride bırakıp şehre taşınır. Ne de olsa yeni dönemin kalbi artık kırda değil kentlerde atmaktadır. Ne ki, köyündeyken ekmek elden, su gölden yaşamaya alışmış olduğu için şehir hayatına alışamaz ve kronik bir tembel haline gelir.

Oysa çocukluk arkadaşı Schultz, kapitalistleşen Rusya’yı iyi analiz etmiş, ticaret hayatına atılarak cukkayı doğrultmuştur. Bütün bu koşuşturmaca Oblomov için son derece gereksizdir. O yatağında kâh düşünceler içerisinde kâh rüyalar içerisinde dönüp durmayı tercih eder. Böylece servetini, sevgilisi, uşağı neyi var neyi yoksa kaybeder. Eleanor H. Porter’ın Pollyana adlı kitabından Pollyanacılığı keşfeden psikologlar, Oblomov’dan da tembellik hastalığı manasına gelen Oblomovculuğu keşfetmekte gecikmediler. Böylece yeni sistemin değerlerine ayak uyduramayan Oblomov’un adı birdenbire miskine çıkıverdi. 

TEMBELLİK HAKKI

Meramımızı daha doğru anlatabilmek için bu konuda yazılmış bir kitaba başvuralım. Paul Lafargue, tembelliğin manifestosu olarak kabul edilen ve dünyada satış rekorları kıran incecik kitabı Tembellik Hakkı’nda bu meseleyi ele almış. Yazara göre, neredeyse bütün dinler sürekli tembelliğin ne kadar kötü bir şey olduğunu vurgulayarak insanları dur durak bilmeden çalışmaya sevk ederler. Bu, toplumda ortaya çıkan eşitsizlikleri meşrulaştırmanın da bir yoludur ayrıca. Böylece, zengin ve fakir arasındaki fark, çalışan ve çalışmayan arasındaki farka indirgenmiş olur. 

Tembellik Hakkı’nda Lafargue, tarihçilerin üzerinde uzlaştıkları bir konuya açıklık getirir. Eski Yunan’da, sanatın, felsefenin, matematiğin, sporun, estetiğin bu kadar gelişmiş olmasının nedenini o dönemde özgür insanların kendilerini gerçekleştirecek vakitlerinin bolluğuyla açıklar. Unutmadan söyleyelim özgür insanlar bu boş zamanı köleleri durmadan çalıştırarak elde ediyorlardı. 

EKMEĞİNİ SEVİNÇLE YİYEBİLMEK

Ünlü İngiliz Filozofu Bertrand Russell Aylaklığa Övgü adını taşıyan eserinde günün teknolojik imkânlarıyla çalışma zamanını yarı yarıya kısaltmanın mümkün olduğunu savunmuştur. Russell’a göre bu sayede hem işsizlik sorununun önüne geçilmiş olacak hem de insanlar kendilerini gerçekleştirmek için zaman bulabileceklerdir. Böylece ortaya, daha eğitimli, daha kültürlü, daha bilinçli bir toplum çıkacaktır.

Aydınlanma filozoflarından Rousseau da, 1758 tarihli d’Alembert’e Mektup adlı yazısında bu soruna eğiliyor. “Halkın, ekmeğini kazanmak için harcadığı zamandan başka zamanı yoksa yazık. Ekmeğini sevinçle yiyebilmesi için de zamanı olması gerek. Yoksa uzun süre kazanamaz olur ekmeğini. Halkın çalışmasını isteyen şu adaletli ve iyiliksever Tanrı, onun dinlenmesini de ister. Doğa da halkın aynı zamanda çalışmasını ve dinlenmesini; didinmesini, aynı zamanda da haz duymasını ister. Çalışmaya karşı duyulan tiksinti, yoksul insanları çalışıp didinmekten daha çok bunaltır.” 

YARATICI ETKİNLİK İÇİN BOŞ ZAMAN YETERLİ Mİ?

“Şekerim zamanım olsa neler yapacağım da zamanım yok işte”, “Ah bir vaktim olsa, resme/müziğe/ kitaba/ yazıya/ hobiye vs. ben de vakit ayırırım da vakit yok işte” diye mızmızlanan kişi, karantinanın bilmem kaçıncı gününde içinde ukde olarak kalan yaratıcı etkinliğine döndüğünde hemen uğraşısıyla sarmaş dolaş olur mu dersiniz? Yoksa bu işin o kadar da kolay olmadığını mı anlar? 

Yaratıcı etkinlikte bulunmak boş zaman kadar bu etkinliği gerçekleştirecek bir bilince ve estetik zevke ihtiyaç duyurur. Bol zamana kavuştuğumuz şu corona günleri bilincimizi yetkinleştirmemizin, kendimizi gerçekleştirmemizin önünde engel olan mevcut üretim tarzını ve ilişkilerini sorgulamamıza vesile oluyor.  

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.